0

Her sene geride bıraktığımız yılın kazananlarını yazdığım gibi en büyük hayal kırıklıklarını ve kaybedenlerini de yazıyorum. Kazanan ve kaybedenleri yazmaya başladığım ilk yıldan itibaren ilk defa bu kadar “büyük” isimlerin olduğu bir liste hazırlıyorum. Genelde kaybedenler yönetmen, prodüksiyon firmaları ya da filmler olurdu. Fakat bu sefer adı şanı belli olan isimler bile kaybedenler listesinde. Gelin hepsini tek tek kontrol edelim.

Apple TV

Rüştünü ıspatlamaya çalışan yeni bir kanalın yapması gereken tek şey: Başarılı dizi ya da filmlere imza atmaktır. Apple TV, bu sene risk alarak, haliyle, rüştünü ıspatlama çabasına girdi. Invasion ve Foundation adında 2 büyük bütçeli dizi çekti. Bunlardan Foundation, Isaac Asimov’un aynı adlı romanından uyarlanan ve kimilerince büyük bir merakla beklenen bir diziydi. Invasion ise bir uzaylı istilasını anlatan nadir dizi örneklerinden olacaktı. Gel gelelim 2 dizi de tam bir kabus. Senenin en başarısız 2 projesinden biriler. Özellikle Foundation, tam bir hayal kırıklığı. Bu kadar para harcanan ve beklenti oluşturulan 2 projenin de böylesine elde kalması gerçekten üzücü.

Amazon

Amazon, uzun süredir özellikle filmler ile hayatımızda. Yıldan yıla büyümeye devam ediyor. Fakat Amazon da zamanla kendini popülist tarafa doğru çekmeye başladı. Amazon’da yayınlanan Wheel of Time, son yılların belki de en çok beklenen projelerinden biriydi. Gel gelelim proje tam bir fiyasko. 10 küsür kitabı olan ve binlerce sayfası mevcut, detaylıca yazılmış bir kitabı alıp “diversity” adı altında değiştirmeye çalışmak hem projenin saçmalamasına sebep olmuş hem de, en kötüsü de bu ya, seyircinin kızmasına sebep oldu. Seyirci, zaten yeteri kadar çeşitlendirilmiş olan kitabın ayarlarıyla oynanmasına katlanamadı. İşin daha da kötüsü, Wheel of Time gibi köklü bir külliyata böyle davranıldığını gören benim gibi seyirciler artık Lord of the Rings için korkar olduk. Acaba Amazon, LotR’a da popülist yaklaşımlarını sokmaya çalışacak mı?

Büyük Bütçeli Projeler

2021, büyük bütçeli projelerin birer birer patladığı sene oldu. Sinemadan televizyona bütçesine güvenerek yola çıkan, reklam yapan tüm projeler dibi boyladı. Adı sanı duyulmuş yönetmenlerin projeleri enteresandır izlenmedi. Wheel of Time, Foundation, Mortal Kombat, Space Jam 2, Red Notice, The Last Duel, West Side Story, Chaos Walking, The Suicide Squad, King Richard ve daha fazlası. Pandeminin etkisi midir bilinmez ama bu sene 80 milyon dolar üzerinde bütçesi olan birçok proje koca bir başarısızlık. Aralarında güzel filmler olsa da sonuçta kazanç, biletle olur. Ve bu filmler maalesef bütçelerini karşılamaya yaklaşmaya dahi yaklaşamadı.

Annette

Leos Carax sevdiğimiz bir abimizdir diyerek giriş yapıyorum. Kendisini çok sever sayarım. Filmlerine de önem veririm. Gel gelelim Annette, film demeye bin şahit isteyen acayip bir proje. Marion Cotillard gibi güzelim bir oyuncunun bile içinde eğreti durduğu oldukça kötü bir proje. Herkes, Leos Carax filmi gelecek diye hype olsa da, sonuç tam bir fecaat. Bu listeye Gaspar Noe’yi de koymak isterdim ama o artık her sene film çıkardığı için heyecan yaratmıyor. Leos Carax’ın dönüşü efsane olacak diye düşündük ama en özetle kestane oldu.

Korku Sineması

Korku sineması, yıldan yıla ölmekte olan bir sinema. O sebeple son birkaç senede birçok korku sineması belgeseli fırladı. Sürekli eski korkuları yad edip kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar. 2010’dan itibaren düşüşe başlayan korku sineması bu sene mezara girdi. Korku sineması artık yeni bir bakış açısı yakalamalı. Terazisi, drama tarafında ağır basan korkular maalesef korku temasını zedeliyorlar. Amacı korkutmak olan türün artık korkutmaması, korkmamız gereken “anların” dahi iyice azalması ile yönetmenler korkuları iyice ağlak dramalara çevirdiler. Birbirinin tekrarı filmler ile korku sineması öldü. Bu sene çok övdüğüm Malignant bile korku filmi değil aslında.

Efsaneler

2021, birçok eski filmin yenisinin vizyona girdiği bir yıl oldu. Matrix, Mortal Kombat, Wrong Turn, Saw, The Conjuring, F9, Candyman, Halloween ve daha birçok kült yeni filmleri ile perdelere geri döndü. Gel gelelim hepsi birbirinden kötü filmler. Son yıllarda patlak veren popülist-etnik politika yüzünden birçok filmi mahvetmeye başlardılar. Efsane ve kült olarak hatırladığımız çoğu filmin yenisini yaparak, içlerini boşalttılar ve günümüz “woke” düşünceleri ile doldurdular. Bu sebeple de bu yeni filmlerin hiçbirinde eskideki tadı alamadık. Gördüğüm kadarıyla bu akım bir süre daha devam edecek ve eskiden güzel olan ne varsa hepsi mahvedip bırakacaklar. Matrix’in gişede batması bence bu akımın ne kadar rezil bir akım olduğunu kanıtlar.

Josh Whedon ve Warner Bros

Son kaybedenimiz tabii ki 2017’deki Justice League’in editörü Joss Whedon ve yapımcısı WB. Zack Snyder, bu sene “kendi kurgusunu” yayınlamasa, hepimiz hala sorunun DC’de olduğunu düşünecektik. Halbuki DC, harika bir film çıkartmış ama bize yanlış bir şey izlettirmiş. 2017’deki filmle yeniden kurgulanmış Justice League aynı film değil. Bence bunda hepimiz hemfikiriz. Joss Whedon, filmi öylesine kötü kurgulamış ki, Zack Snyder’ın kurgusu, onu senenin koca bir kaybedeni yaptı. İki film arasında böylesine dağlar kadar fark olması şaşırtıcı olmakla beraber Whedon ve WB’nin kararları sayesinde DC evreni tamamen çöpe gitmiş oldu.

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

The Power Of Dog: Erkekliğe Övgü

Previous article

2021 Yılının Kazananları

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.

More in Sinema