0

A Quiet Place; korku sinemasında devrim niteliğinde bir film olmasa da sessizlikten harika bir gerilim yaratmasıyla oldukça ilgimi çekmişti. Esprisini de yapmıştım; A Quiet Place, bir patlamış mısır filmi değil diye. En patlamış mısır yenmeyecek film hatta. İkinci film de korkusunu sessizlik üzerine kursa da ilkine göre aksiyon sahnelerinin daha çok olması sebebiyle patlamış mısır yemekte sorun yaşamıyorsunuz. Denedim oradan biliyorum. Şaka bir yana, ilk filmi çok beğenmiş biri olarak söylüyorum: İkinci filmin ilk filmden arta kalan bir yanı yok hatta bir kuple daha iyi bile olabilir. En genel özetle A Quiet Place 2, kesinlikle sinemada keyifle izleyebileceğiniz bir film.

Alakalı Yazı: Sessiz Ol Bulurlar: A Quiet Place

Kısaca konusuna değinelim… İlk filmin tam olarak bittiği yerden başlayan ikinci film, Abbott ailesinin yeni bir çatı aramasını anlatıyor. Anne, çocukları için herhangi bir çatıya razıyken Regan, radyoda çalan şarkının bir mesaj olduğunu düşünmektedir ve dışarıdaki tüm canavarlara rağmen mesajın kaynağını bulmaya niyetlidir. Fakat hiçbir çatı güvenli değildir artık. Dışarıda olmak ise en yapılmaması gereken hatadır. Çünkü dışarıda artık sadece canavalar değil, insanlar da vardır.

Emily Blunt ve John Krasinski, ikinci film için pek niyetli değildi. Emily Blunt, ilk filmin üstüne çıkamayacağını düşünüyordu. Bu sebeple ki ikinci filmde başroller çocuklara geçiyor. Cillian Murphy ile beraber Noah Jupe ve Millicent Simmonds filmin aksiyon ağırlığını çekiyorlar. Fakat aralarından sadece biri ciddi bir şekilde parlıyor: Millicent Simmonds. İlk filmde de yazmıştım, kendisi gerçekten de sağır. Bu duruma çok üzülüyorum çünkü ikinci filmde görüyoruz ki harika bir oyuncu. İleride kendisini sıklıkla görmek isteyeceğim biri. Umarım kendisinin engeli kariyerini engellemez.

İlk film, korkusunu ağırlıkla sessizliğinden alıyordu. Dışarıdaki canavarlardan ötürü sürekli sessiz kalmak zorunda kalan ailenin bir çıtta oluşan gerilimini izlemiştik. Fakat ikinci film, aksiyona daha fazla ağırlık veriyor. Yaratıklarla daha fazla karşılaştığımız filmin açılış sekansında da bu yaratıkların dünyaya nasıl geldiğini kısmen de olsa görüyoruz. Açıkçası flashback sahnelerine biraz daha ağırlık vermelerini isterdim. Ama belli ki onu da üçüncü filme saklamışlar. Bir sonraki olası Part III’te yaratıkların dünyayı ele geçirişini ve Regan’ın icadı ile yok edilişlerini göreceğiz gibi.

Yaratıcısının ve baş rollerinin isteksiz olmasına rağmen ikinci filmin başarılı olmasına şaşırmadım değil. İkincisi ilkinden iyi olan film sayısı nadirdir. İlk film, bana göre gereksiz bir baba kız ilişkisi kuruyordu. İkinci filmde bu duygusallıklar köşeye bırakılmış fakat bu sefer de birkaç dandik klişe sahne eklenmiş. Her filmin foyaları vardır. TWD misali eklenen delirmiş insanlar fikrini de yadırgamadım. Üzerine çok durulmaması da iyi olmuş.

Sözün özü… A Quiet Place Part II, ilkinin biraz da olsa üstüne çıkmayı başarıyor. Tam olarak sinemada izlenilip keyif alınacak bir film. Özellikle ilkine göre aksiyonunun daha dolu olması, yine sessizliği kullanış şekli ile tam bir patlamış mısır filmi. Evet, bu sefer öyle. Sonlarına doğru hikayenin 3 kola ayrılması; hepsinde farklı bir aksiyon izlememiz filmin en başarılı noktalarından. Ama ben ikinci filmi büyük ihtimal Millicent Simmonds’ın harika oyunculuğu ile hatırlayacağım. Umarım olası üçüncü filmde de yer alarak evrene güzel bir final yapar.

Kapanışı da Bobby Darin ile yapalım:

8

Valerii Ege Deshevykh
Ukrainian Creative Director | Motion Picture Writer | Horror Freak

Yeni Efsane Mi?: Space Jam A New Legacy

Previous article

Özgürlük Sorunu: The Suicide Squad

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.