0

BlumHouse, bir hafta arayla 4 korku filmi yayınlayacağını açıkladığında oldukça heyecanlanmıştım. Get Out, Hush, Paranormal Activity, Sinister, Insidious gibi filmlere ev sahipliği yapmış olan BlumHouse, herhangi bir film yayınladığı zaman izlemeden geçmiyorum. Fakat BlumHouse, son yıllarda oldukça kötü bir gidişata sahip. Kötü uyarlamaları, gereksiz devam filmleri ve politik doğruculuğa kurban giden ürünleri ile başarı çizgisini aşağı çekti. Bu düşüş de son 4’lüsü ile devam ediyor.

Şirketin adına güvenerek zevkle beklediğim 4 film, maalesef birbirinden kötü ve çağı yakalayamamış basit filmler. Son yıllarda korku sineması adına birbirinden güzel örnekler izledik. Korku, artık çok daha farklı bir noktaya evriliyor. 2000’lerin başı ve öncesindeki klişeleşmiş korku yaklaşımı artık bırakın korkutmayı, seyirciyi sıkıyor. Hatta güldürmeye başladığını da söyleyebiliriz. Klasik Hollywood kafası ile yapılmış ucuz jumpscare ve sonu cadıya büyücüye lanete bağlanan hikayelerin ilgi toplaması artık mümkün değil. BlumHouse, bu 4 filminde de ucuz hikayelere başvurarak, resmen sıfır çekiyor.

Kısaca bütün filmlerden bahsetmek istiyorum:

Bingo Hell; Gigi Saul Guerrero’nun yönetmenliğini yaptığı bir lanetli para hikayesi. Kasabaya gelen ve halka bedavadan piyango ile para dağıtan bir adam, teslim ettiği lanetli paralar ile insanları tek tek öldürmeye başlar. Hispanik ana karakterleri ile öne çıkan film kasabalının bu lanetten kurtulmasını anlatıyor. Ana kötüsünün Richard Brake olması filme +1 puan fazla vermem için yeterdi. Keza Gigi Saul Guerrero’nun yönetmenliği de oldukça etkileyici. Fakat bu 2 detay bile hikayenin yeteri kadar çekici olmamasını toparlayamıyor. Korkuya fazla klişe yaklaşımı maalesef seyir keyfini oldukça düşürüyor. Film daha çok vahşilikte yaratıcılık kovalayan estetik kaygısı kan olan bir film.

Black As Night; yönetmenliğini Maritte Lee Go’nun yaptığı, 4 film arasındaki en klişe ve en tipik karakterlerin yer aldığı, ucuz bir iş. Vampirlerin varlığından haberdar olan gençlerin vampirleri avlamaya karar vermesini anlatan film, her saniyesinde maalesef dökülüyor. Stereotipik karakterleri, tahmin edilebilir adımları ile film her şeyiyle kötü. Maalesef bu tarz ve klişe senaryoları 2000 öncesinde kaldı. Korkunun böylesine geliştiği ve ilerlediği 21. yüzyılda bu tarz cringe filmler bırakın korkutmayı sadece güldürüyorlar.

Madres; yönetmenliğini Ryan Zaragoza’nın yaptığı Meksikalı bir ailenin lanet ile mücadelesini anlatıyor. Madres de maalesef 2010 öncesinde kalmış, bayat bir hikaye. Fikir, ne kadar düşünceli olsa da işleniş zayıf. Başarısız Jumpscare sahneleri, korkutmayan korku ögeleri, ilgi çekmeyen bir işleniş. Korku dramalarda drama ağır basınca filmin tadı çıkmıyor. Madres de draması ağır basan korkusu kötü bir film.

The Manor; yönetmenliğini Axelle Carolyn’in yaptığı fikir bakımından ve işleniş olarak 4’lü arasında en iyisi. Yine de hikaye hala günümüz için eski ve klişe. Huzurevine dadanan garip bir varlığı fark eden kadının kurtuluş yolunu aramasını anlatan film, yer yer güzel sahneler, merak ettiren ögeler sunsa da sonunun bağlanma şekli ve ciddiyet eksikliği filmi aşağı çekiyor. Filmin en güzel yanı Barbara Hershey’nin canlandırdığı Judith karakteri ve onun diyalogları. Her şeyin farkında olup da anlatamayan kadın rolünü harika canlandırmış.

Sözün özü… BlumHouse, korku denince akla gelen en başarılı yapım şirketlerinden biri. Ama son yıllarda seçtikleri popülist yol filmlerine zarar veriyor. Çünkü filmlerde ağır bir “yapmış olmak için” havası var. Bir hafta arayla yayınladıkları 4 filmin de baş karakteri kadın ve bir şekilde başlarına gelen problemler ile yüzleşiyorlar. Fakat hikayeler, ısmarlama gibi bayat ve moda eskisi. Sene içerisinde izlediğimiz Lucky, Saint Maud, The Power gibi kadınların baş rolünde olduğu korkular varken, BlumHouse’un filmleri maalesef oldukça yapay kalıyor. Niyetlerinin iyi olduğunu anlıyorum fakat “kadınlar” için zorla hikaye yazdığınızda, tek yaptığınız şey, onları yüceltmek değil, davalarına zarar vermek oluyor. Üzgünüm ama gerçekler bu.

Valerii Ege Deshevykh
Ukrainian Creative Director | Motion Picture Writer | Horror Freak

Bir Çılgınlık Senfonisi: V/H/S/94

Previous article

Marvel Evrenini Katleden Film: Venom: Let There Be Carnage

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.