0
La Famille Bélier adlı eserden sinemaya uyarlanan CODA, ilk gösterimini 28 Ocak 2021’de Sundance Film Festivali’nde yaptı ve etkinliğin en çok ilgi gören, ödül toplayan filmi oldu. Sonrasında Apple, ödediği 25 milyon dolarlık ücretle CODA’nın dağıtım haklarını satın aldı ve film 13 Ağustos 2021’de Apple Tv+ tarafından yayınlanarak izleyici ile buluştu. Toplam 1 saat 51 dakikadan oluşan filmin senarist ve yönetmenliğini Sian Heder üstleniyor.
CODA“Children of deaf adults” yani sağır ebeveynlerin çocukları anlamına geliyor ve film tam anlamıyla sağır ebeveynlerinin ve yaşadığı dünyanın arasında kalan Ruby (Emilia Jones) isimli 17 yaşındaki genç bir kızın hikayesini anlatıyor. Diğer insanlara nazaran biyolojik olarak dezavantajlı olan birçok karakterin hikayesini daha önceden izlemiştik. Fakat CODA tüm bu filmlerden farklı olarak bahsetmek istediği konuları çok da dramatik bir açıdan ele almıyor. İlk sahnesinde Ruby, ailesi ile denize açıldığında, arkada çalan müzikle işini yapıyor oluşu ve şarkıya eşlik edişi izlerken çok keyifli gelmişti, bir anda ailesinin aslında sağır olduğunu gösterdiklerinde garip hissettim, müziğin getirdiği o neşeyi onlar göremiyordu ve bunları fark etmek benim içimde buruk bir his oluşturmuştu. Aslında bu gibi birçok sahnenin yarattığı atmosfer ile tüm film boyunca duygusal olarak bir yolculuğa çıkıyorsunuz, yer yer eğleniyor, onlarla gülüyor, bazen ise gözlerinizin dolduğunu fark ediyorsunuz.
Kadrosundaki oyuncuların çoğu başarılı bir performans sergiliyor. Gerçekten sağır olan oyuncuların oynuyor olması, film ile ilgili beni etkileyen şeylerden biriydi. Ruby’nin babası rolünü oynayan Troy Kotsur bu iyi performansı ile Oscar ödül töreninde “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülüne aday gösterildi.
Konusundan detaylı bahsedecek olursam, her üyesinin işitme engelli olduğu bir ailede tek sağlıklı kişi olan Ruby, ebeveynlerine balıkçılık işinde yardım ederken okul ve sosyal hayatı istediği gibi gitmemektedir.  İnsanların güldüğü biri olarak anıldığından kendini göstermekten hep çekinir, bir gün koroya katılmaya karar verdiğinde hayatı değişmeye başlar. Gizli tutkusu olan müzik sayesinde öğretmeninin dikkatini çeker ve öğretmeni Ruby’nin başarabileceklerine inanarak, onu müzik okulu için hazırlamaya başlar. Ailesinin aslında yaptıkları işte ona ne kadar ihtiyacı olduğunu bilen Ruby, bu konuyu onlara açmaktan çekinir. Müziği ve ailesi arasında kalan bu genç kızın hikayesine odaklanırken, aynı zamanda işitme engelli bireylerin yaşadığı zorluklara da empati yaparken buluyorsunuz kendinizi.
Bir sahnesinde Ruby’nin ailesi kızını sahnede şarkı söylerken izlerken, bir anda her şey babası Frank’in gözünden anlatılmaya başlanılıyor. Frank insanlara bakıyor, onları duygulanıp gözleri dolarken izliyor, alkışlayan elleri görüyor, gülümseyen dudakları… Fakat insanlarda bu duyguları uyandıran şeyi o anlayamıyor. İşitme engelini bu şekilde yalın ve çarpıcı bir dille ortaya koymaları çok güzeldi.
Geçtiğimiz senelerde Sound of Metal isimli yine işitme engelli bireylerin hayatına odaklanan güzel bir film izlemiştik, türleri birbirine benzemese de bu konunun üzerinde duran filmler izlemek beni açıkçası mutlu ediyor. Fakat bunlara ek olarak filmin eleştireceğim yanları da yok değil, genel olarak bakıldığında hikayenin işlenişi çok tahmin edilebilir ve basit görünüyor. Üstünkörü geçilen olaylar, sonu bağlanmayan şeyler de var. Senaryosu bu anlamda zayıf kalıyor ve böyle anlamlı bir konunun, derinliğe sahip bir hikayesi olmasını isterdim. Yine de hissettirdiklerini sevdiğim bir film olarak hatırlayacağım. 2022 Oscar ödül töreninde “En İyi Film” de olmak üzere üç adaylığı olan CODA bakalım törenden nasıl ayrılacak.

Her Gün Aynı Mücadele: Lucky

Previous article

Gençlik Dizilerine Yeni Bir Soluk: Euphoria

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.