0

NBC’nin yeni dizisi Debris, özellikle fragmanı ile bende büyük bir merak oluşturmuştu. Bir zamanların efsanesi Fringe’e benzer yanıyla dikkat çeken dizinin yapımcılarına baktığımda Fringe yapımcısını görmek şaşırtmamıştı. Son yıllarda ayyuka çıkan kaliteli, kafa karıştıran ve sıradaki bölümü iple çektiren bilim kurgu dizisi eksikliğine Debris soğuk su gibi yetişti. Özellikle ilk 2 bölümde evet, yeni nesil Fringe ile karşı karşıyayız dedim. Fakat günümüz dizilerinin en büyük problemi alev alarak başlamaları ve kısa sürede sönmeleri. Debris de güzel bir konu seçmiş ve bunu ilgi çekebilecek bir şekilde işlemeye çalışsa da maalesef sıkıntılarının kurbanı olmaktan kurtulamıyor.

Önce bir konusuna değinelim… Bir uzay gemisi dünyamıza yaklaşmış ve parçalanarak dünyanın farklı noktalarına düşmüştür. Kalıntıların düştüğü bölgelerde gezegenimizin fizik kurallarına aykırı olaylar yaşanmaya başlar. Bryan Beneventi ve Finola Jones, bu kalıntıları toplamak ve etkisiz hale getirmek için seçilmiş 2 farklı şirketin ajanıdır. Onlar, kalıntıları bulup etkisiz hale getirmeye çalışırken bir taraftan da bu kalıntıları silaha çevirmeyi planlayan bir örgütle mücadele ederler.

Dünyamıza nereden geldiği belli olmayan ölü bir uzay gemisi yaklaşır ve parçalanarak dünyanın farklı noktalarına düşer. Her parçanın kendine has özellikleri vardır ve bu özellikleri belirleyen, seçen, yönlendiren şeyin ne olduğu da belli değildir. Fringe’den aşina olduğumuz gibi ekibimiz her bölüm bir kalıntının peşine düşerek başlarına gelen metafizik kurallarına aykırı yarı çılgın yarı bilimsel olaylarla mücadele ederler. Bun mücadelelerden bazıları gerçekten etkileyici ve takdir edeceğim kadar yaratıcıydı. Tabii 13 bölüm boyunca yaşanan olayların bir şekilde bir yere bağlanması gerek. İşte bu bağlanma kısmı da maalesef dizinin en aksayan kısmı.

Dizi, her bölüm gerçekten etkileyici hikayelere imza atsa da bunların hepsini -bana göre- çok da iyi bağlayamıyor. Hatta hiç bağlamıyor bile diyebiliriz. Hikaye içerisinde kalıntıları silaha dönüştürmek isteyen bir örgüte karşı mücadele verseler de bu örgütün motivasyonu da, kalıntıların arka planındaki sır da maalesef yeterince açıklanmıyor. Günümüzde birçok dizi, gelecek sezonları düşünerek ilk sezonunda cevapları saklamayı tercih ediyor. Bu aslında büyük bir risk. Debris, bu riski alarak maalesef tercihinin altında eziliyor. Vakti zamanında ilk sezondan iptal olan Alcatraz geldi aklıma. Her bölüm incelikle işlenen dizi maalesef cevapları sonraki sezona sakladığı için iptal olmuştu. Debris de başka bir kanal satın almadığı sürece ilk sezon sonrası iptal edilenler arasında yerini aldı.

Dizi boyunca oluşturulan “bizden de öte bir güç” temasının da yeteri kadar seyirciye aktarılamaması yine dizinin ilk sezonda final yapmasına sebep olmuş olabilir. Seyirci, takip etmeye devam etmek için bazı ipuçları ister. Dark, ilk sezon finalini büyük bir soru işareti ile yapsa da sezon içerisinde gelecekler alakalı birçok ipucuyu vermişti. Bu ipuçları da seyircinin diziyi takip etmesine sebep oldu. Keza Debris’in bir diğer zayıf yanı başrol seçimleri. Finola Jones’u canlandıran Riann Steele’nin performansını ne kadar beğensem de ortağı Beneventi’yi canlandıran Jonathan Tucker’ın tutuk oyunculuğu seyircinin bağdaş kurmasını engellemiş olabilir. Fringe’deki her karakter bağdaş kurabildiğimiz bir isimdi ki dizinin en şahane karakterini canlandıran John Noble, Debris’in finalinde ortaya çıkarak gelecek sezon için ciddi bir heyecan oluşturdu. Ama yine de diziyi kurtarmayı başaramadı.

Sözün özü… Debris, her bölüm belki de Fringe’den çok daha çılgın hikayeler ile beni etkilemeyi başarsa da hikayeyi bağlama konusunda hatta bazen de ilerletme konusunda yaşadığı sıkıntılar sebebiyle ikinci sezonunu göremedi. Yaşanan tüm fantastik olayların nakış gibi işlenmesi gerekirken dizi haftalık bir seyirlik olmakla kaldı. Ben hala ümitliyim. Başka bir kanalda devam etme ihtimali olabilir. Sezon içerisinde yayınlanan diziler arasında en ciddi potansiyele sahip dizi Debris idi.

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

İkinci El Distopya: The Watch

Previous article

Toplumun Görünmezi: Fatma

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

More in Televizyon