0

Günümüzdeki dijital içerik platformlarından Apple Tv’nin başrolünde Tom Hanks’in yer aldığı yeni filmi Finch, 5 Kasım’da izleyici karşısına çıktı. Finch aslında filmdeki tek insan karakter. Ana karakterimize ise 1 robot ve 1 köpek eşlik ediyor. Finch, çoğu bilim-kurgu projesine göre eşine az rastlayabileceğimiz türden bir film. Küresel ısınmanın tamamiyle ozon tabakasını deldiği, sıcaklığın ve radyasyonun çok üst noktalara çıktığı bir dünyada bizleri karşılıyor. Filmde herhangi bir aksiyon sahnesi ya da çok büyük bir hikaye bulunmuyor çünkü küçük ve kişisel bir hikaye üzerinden izleyiciye büyük şeyler anlatma derdinde ve bunu da çok iyi bir şekilde başarıyor.

Hikaye; ana karakterimiz Finch, onun köpeği Goodyearday ve robot Jeff üzerinden ilerliyor. Ana karakterimiz yaşlı bir teknoloji uzmanı ve hastalığı giderek ilerlemekte. Yakın bir zamanda öleceğini bildiği için köpeğine bakacak bir robot tasarlıyor. Goodyearday’i korumak için yaratılmış olan robotumuz bu sürede sevgiyi, dostluğu ve insan olmanın ne demek olduğunu keşfediyor. Biz de Finch, Goodyearday ve Robot Jeff arasındaki sevgi ve dostluğun ilerleyişine şahit oluyoruz.

Öncelikle filmin senaryosunu çok beğendiğimi söylemeliyim çünkü hiçbir şey oldu da bittiye getirilmiyor. Ağır ağır ilerleyen filmin hikayesi çok iyi işleniyor, karakterleri bize sevdirmeyi başarıyor. Herhangi bir hata ya da saçmalık bulunmuyor. Robot Jeff’in kafası olan bir metal parçasından daha fazlası olduğunu film bize gösteriyor. Ayrıca dünyadaki en önemli şeylerden biri olan sevgi ve yaşam üzerine çok önemli mesajlar veriyor. Gerektiğinde gözünüzü doldurmayı başarıyor, gerektiğinde ise yüzünüzü gülümsetmeyi.
Ayrıca her ne kadar sizi üzse de Finch’i iyi hissettiren filmler kategorisine rahatlıkla sokabilirim. Film sadece üzmekle, düşündürmek ve eğlendirmek arasındaki dengeyi çok iyi ayarlamış. Karakterler içinizi ısıtmayı başarıyor, bu gerçekten çok önemli bir şey. Özellikle bir robot üzerinden bunu anlatmak, izleyiciye empati kurdurabilmek, sevindirmek, üzebilmek çok değerli. Günümüzde çoğu dizi veya film bunu insan karakterler üzerinden bile yapamıyor. Finch’in yaptığı şeyi hepimizin sevdiği ve benim de en sevdiğim animasyon filmi olan Wall-E’den hatırlayabiliriz. İkisinin hikayesi farklı olsada ana karakteri ve aslında vermek istedikleri mesaj aynı. Bence Wall-e bir tık daha iyi ama ikisi de hikayesini çok iyi işliyor ve robot bir karakter üzerinden izleyiciye duygu aktarabiliyor.

Bu filmde ise bu duruma yardımcı olan iki karakter daha bulunuyor. Köpek Goodyearday ve Tom Hanks’in canlandırdığı Finch. Finch aslında basit bir karakter. Yani amacı ve motivasyonu belli. Fakat bu onu derin olmayan bir karakter yapmıyor. Kendisinin robot Jeff ve köpeği Goodyearday ile olan ilişkisi çok iyi anlatılıyor. Ayrıca bu zamana kadar yaşadığı yerden New York dışında hiç çıkmamış olması. İşi olsun, sağlık sorunları olsun, annesi olsun hep bir bahane yüzünden dünyayı görememiş. Şimdi ise kendisinin ve belki de dünyanın sonu gelmiş. Ayrıca babasını nerdeyse hiç görememesi, insanlardan uzak durması, onlara güvenmemesi. Küresel ısınma herkesi katil yaparken, Finch’i korkak yapması ve köpeğiyle bu sayede tanışması, köpeğine olan sevgisi bize onu çok fazla sevdiriyor ve derin bir karakter olduğunu gösteriyor. Yine kendisi bizi hem güldürmeyi hem ağlatmayı hem de düşündürmeyi başarıyor. Özellikle söylediği şu söz hem bu durumu destekliyor hem de hep aynı yerde yaşayan , aynı şeyleri yapan hayatı monotonlaşmış insanların kendilerine mesaj olarak alması gereken önemlilikte bir söz. “Bana şimdiden Golden Gate köprüsünde kaç perçin olduğunu söyleyebiliyorsun, kaç kilometre kablo kullanılmış, yüksekliği ne ama üstünde dikilip güzelliğini görene ve rüzgarda şarkı söyleyen askı halatlarını duyana dek… Deneyim olan o. İnsani deneyim budur. Sadece hayal etmek değil, yaşamak bu.”

Finch karakteri ne kadar iyi olsa da bunda Tom Hanks’in oyunculuğunun çok büyük bir payı var. Kendisi karaktere aşırı yakışmış ve çok iyi bir performans sergilemiş. Filmde aksiyon olmasa da küresel ısınmanın getirdiği doğal afetler üzerinden gerilim verilmiş. Bu gerilim sahneleri de gayet iyiydi. Hanks hem gerilim sahnelerinde hem de duygusal sahnelerde farkını göstermiş. Müzikleri de çok beğendim. Gerekli yerlerde güzel kullanılmışlar. Sahneleri destekliyor ve hem iyi hissettirmeyi hem duygulandırmayı başarıyorlar. Özellikle filmin içinizi ısıtan çok iyi bir girişi var. Tabii ki bu sahnede müziğin önemi büyük. Şimdi ise filmin sinematografisine değinmek istiyorum. Aslında bu filmin sinematografiyle öne çıkaracağını düşünmüyordum fakat yanıldığımı söyleyebilirim. Film genel olarak güzel gözükse de özellikle bazı sahnelerde sinematografiyi çok beğendim. Manzaralar olsun, bazı anlarda karakterlerin görüntüsü olsun, geniş açının iyi kullanılması olsun. Ortaya çok iyi görüntüler çıktığını söyleyebilirim. Hikayenin ne kadar iyi olduğundan zaten bahsettim. Finale kadar olan olay örgüsü ve işleniş çok iyiydi. Final de aynı şekilde her ne kadar yürek burksa da gayet iyi diyebilirim. Detayların finalde tamamlanması, filme veda edeceğinizi anladığınız an gözlerinizin dolması, bir yandan kötü bir son olmadığını düşünüp yüzünüze küçük bir gülümseme gelmesi ve yükselen müzikle beraber son creditte kendinizi filmle alakalı düşüncelere dalmış bir şekilde bulacaksınız. Filmin küçük ve kişisel hikayesinin aslında ne kadar büyük ve önemli noktalardan bahsettiğini.. Sevgi, dostluk ve yaşamla ilgili çok önemli mesajlar verdiğini göreceksiniz. Bu arada Finch, hikayesini ağır ve iyi bir şekilde işliyor dedim ama bu sıkıcı olduğu anlamına gelmiyor. 2 saat çok hızlı bir şekilde akıp geçiyor, filmin temposu iyi ayarlanmış ve kurgusu da gayet başarılı diyebilirim.

Finch benim çok beğendiğim ve herkese önerebileceğim bir film oldu. Sizin de şiddetle izlemenizi tavsiye ediyorum. Özellikle bu tarz filmleri yani klişe bilim kurgulardan olmayan filmleri seviyorsanız film tam size göre. Sizi ağlatmasıyla, yüzünüzde tebessüm bırakmasıyla, çok iyi hikayesi, karakterleri, sinematografisi, müzikleri ve Finch, Jeff, Goodyearday üzerinden çok iyi duygular vermesi ve Tom Hanks’in oyunculuğuyla birlikte bence yılın en iyi filmlerinden biri. Böyle güzel bir film için yönetmenine, senaristine, görüntü yönetmenine, tüm set çalışanlarına ve Apple’a teşekkür ediyorum. Özellikle çoğu Netflix orijinal filmlerinin kötü olması göz önünde bulundurulunca dijital platformlardan birinden böyle güzel bir filmin gelmesi insanı mutlu ediyor. Böyle kaliteli yapımların gelmesi dileğiyle, görüşmek üzere.

8

Ahmet Tarık Koç
Sinema aşığı, hayalleri olan bir genç.

Topluma Uyum Sağlamak: Eternals

Previous article

Reynolds’ın Hatrına: Red Notice

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *