0

Isaac Asimov’un aynı adlı meşhur romanından uyarlanan Foundation, Apple TV+’ın bugüne kadarki en büyük bütçeli projesi. Isaac Asimov gibi özel bir yazarın kitabından uyarlanan dizi, duyurusu yapıldığından beri sabırsızlıkla bekleniyordu. Benim gibi kitabı hiç okumamış hatta duymamış biri için ise çok büyük bir merak teşkil etmese de böylesine devasa bütçeli bir diziye bakmazsam olmazdı. Baştan özellikle belirtiyorum, kitabı bilmiyorum ve yapacağım tüm eleştiriler dizinin sadece kendisi ile alakalı. Niye uyarıyorum? Çünkü eleştirilerim pek iç açıcı olmayacak.

Kısaca konusuna değinelim… Imperial olarak adlandırılan günümüzden çok ama çok ileride bir tarihte insanlar gezegenler arasında bölünmüş, tek bir imparatorluk içerisinde yaşamaktadır. Imparatorluk, kurduğu klonlama sistemi sayesinde hep aynı isimler tarafından yönetiliyor, buna karşı çıkanlar bertaraf ediliyor. Fakat bir gün, psychohistory uzmanı Hari Sheldon çıkıp imparatorluğun çökeceğini söyler. Matematiksel bir şekilde gelecek hesaplandığında, yaşam sona doğru yaklaşmaktadır. Onun bu çıkarımı İmparatorluğu rahatsız eder ve evren ikiye ayrılır: Heri Sheldon’ın peşinden gidenler ve imparatora sadık kalanlar.

Dizinin iyi yanlarından başlamak istiyorum. Jared Harris’in içinde olduğu neredeyse her projeyi izliyorum. Jared Harris’in var olması herhangi bir projeye baştan artıdır. İkinci olarak dizi, özellikle ilk bölümde çıtayı çok yüksek bir noktaya koyuyor. Oldukça hızlı bir şekilde ilerleyen ilk bölüm; bizlere devasa bir resim gösteriyor. Matematiksel bir sebeple, kurulmuş bu hudutsuz imparatorluk yok olacak. Büyük bir iddia, muazzam bir beklenti. İlk bölüm bittiğinde, insan gerçekten heyecanlanıyor, kocaman bir beklentiye kapılıyor.

Fakat işte dizi, bizlere ilk bölümde gösterdiği büyük resmin içerisini yeteri kadar dolduramıyor. Koca bir tuval düşünün. Gördüğünüzde, içten içe “bittiğinde muazzam bir şey olacak” beklentisine kapılıyorsunuz. Fakat bölümler ilerledikçe, tuvalin içi dolmuyor, resim bir türlü güzelleşmiyor. Çünkü dizi, tuvali sürekli küçük darbeler ile boyuyor, o devasa tuval bir türlü dolmuyor. Dolmadığı gibi bir de dizi size tuvalin boş kalan beyazlarına değil, küçük fırça darbelerine bakın diyor. Halbuki biz, o tuvalin dolması üzerine bir beklentiye girmiştik.

Tam olarak bu. Dizi, ortaya koyduğu kudretli fikrini sürekli ufak insanların hikayesi ile ilerletmeye çalışıyor. İmparatorluk çökecek gibi büyük bir iddia sonrası sıradan insanları sıradan dramalarını ve küçük kavgalarını izlemek beni bir izleyici olarak çok sıktı. Dediğim gibi, kitabı okumadım, haliyle de dizi ile kitap arasındaki farkları bilmiyorum. Fakat konu tam olarak böyle ise hikayenin de kötü olduğunu söylemem gerek. Çünkü uçsuz bucaksız bir evrene hükmeden imparatorluğu bitirecek detayların bu derece basit olması üzücü, daha da kötüsü hayal kırıklığı.

Dizinin en olur bölümleri hep imparatorluk sarayında geçenlerdi. Asimov’un klonlama fikrine aşık oldum. 4 kişinin de aynı olması fikri gerçekten etkileyici. Bunu da aslında yeteri kadar iyi kullanıyor dizi. Saray içerisinde dönen varoluşsal uyanış başarılıydı. Fakat dizi ne zaman saraydan çıksa, hikayenin kalibresi düşüyor. Saraydaki güruhun sorun ettiği konular ile dışarıdaki toplulukların sorun ettikleri arasıda ciddi bir fark var. Derseniz ki, o küçük kavgalar bilerek gösterildi, sonunda toplanıp büyük resmi görmeyi başaracaklar, haklısınız derim. Fakat bu sıkıldığım gerçeğini değiştirmiyor.

Sözün özü… Foundation, oluşturduğu devasa sorununun altını ucuz ve basit hikayeler ile doldurmaya çalışarak maalesef başarısız olmaktan kurtulamıyor. Gaal karakteri ile Lou Llobell; Demerzel karakteri ile Laura Birn dizide parlarken Brother Day karakteri ile Lee Pace de onlar kadar başarılı bir iş çıkarıyor. Özellikle Lou Llobell’in geleceğinin parlak olduğunu söyleyebilirim. Fakat Apple TV+ için iyi şeyler söyleyemem. Bu kadar bara harcayıp böylesine sıkıcı bir dizi çıkarmak gerçekten başarıdır. Yine bu sene yayınlanan Invasion da aynı Foundation kadar büyük bir hayal kırıklığı. Aynı yıl çıkan 2 bilimkurgu dizisinin de böylesine başarısız olması Apple’ın geleceği adına oldukça büyük bir sorun.

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

Yalanlar Suyun Yüzeyine Çıkınca: I Know What You Did Last Summer

Previous article

Mahşerin Ortasında Hayatta Kalmak: Resident Evil Welcome To Raccoon City

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.

More in Televizyon