0

2000 yapımı Frequency filminin televizyon uyarlaması olan dizi, film ile bir sürü benzerlik taşımasına karşın farklılıklar da barındırıyor. Başrollerinde -izleme sebebim olan- Peyton List’in olduğu dizide babayı Riley Smith canlandırıyor. 2016 yapımı dizi sadece bir sezon sürdü ki dizilerin uzamayıp yerinde bitmesini isteyen biri olarak tek sezonla aşırı tatmin olduğumu söyleyebilirim. Fantastik dizilerin de bol bol arttığı bir dönemde Frequency, baba-kız ilişkisini anlatan oldukça başarılı bir bilim kurgu çalışması.

Kısaca konusuna değinelim… Babasını 20 sene önce kaybetmiş olan Raimy Sullivan, depoda bulduğu radyoyu kurcalarken telsizin ucunda birinin olduğunu farkeder. En başta kim olduğunu çözmediği kişinin zamanla babası olduğunu ve telsiz sayesinde 20 sene önceki babasıyla iletişime geçebildiğini keşfeder. Bu hem babası için hem kendisini için tabii ki oldukça fantastik bir durumdur. Fakat bir problem vardır: Babası Frank Sullivan, birkaç gün sonra öldürülecektir. Raimy, 20 yıl önce yaşanan olayları araştırmaya ve babasının anlattıkları üzerinden onu kurtarabilmek için bir çözüm aramaya başlar. Böylece babasıyla 20 yıl arayla da olsa beraber bir şey yapma şansı bulur.

Baba-kız ilişkisini oldukça dramatik ve başarılı bir şekilde veren dizi zamanda 20 yıl ileri ve geri giderek aralarındaki ilişkiyi paralel bir şekilde anlatır. Raimy 20 yıl öncesinde küçük bir çocuktur ve Frank, polis olmasından ötürü ailesine vakit ayıramamaktadır. Tabii artık ailesinin ve kızının düşüncelerini 20 yıl sonrasından alabildiği için kendi zamanında ailesine vakit ayırmaya çalışıp hatalarını düzeltmek için çabalar. Raimy, artık babasının yaşına yakın olduğu için tavırları Frank’i etkiler. Küçük kızı telsizden kocaman bir kadın olarak onla konuşmaktadır. Birbirlerini hiç görmeseler de ortak çalışmaları ve birbirleri hakkında anıları diziyi oldukça dramatik kılmış ki benim gibi baba-kız ilişkisinin anlatıldığı filmleri seven biri olarak izlediğim şeyden fazlasıyla tatmin oldum.

Dizi, baba-kız ilişkisinin yanında aynı zamanda polisiye gerilim. Raimy de babası gibi polis olmuştur ve oldukça inatçı bir karakterdir. Babasının katilini bulmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Hatta babasından daha iyi bir polistir. Araştırma sürecinde gelecekten babasına taş çıkaracak kadar iyi bir iş çıkarır. Dizi ne kadar fantastik bir çalışma olsa da fantastik kısmı sadece telsizde ve zamansal değişimlerde kalıyor. Hikayenin geri kalanındaki her şey gerçekçidir.

Raimy, babasına verdiği bilgiler ile başlar. Bunlardan biri da 20 yıl önce ortadan kaybolmuş olan bir katilin tekrar geri dönmesi olur. Frank ve Raimy’nin hareketleri 20 yıl önce öldürmeyi bırakmış bir katili geri getirir ve bu katil 20 yıl içerisinde bir sürü kadını öldürmüştür. Böylece Raimy, sadece babasını kurtarmak ile kalmaz bir katili de durdurmak zorunda kalır. Dizinin hikayeye bir katil sokması, polis teşkilatındaki köstebekler, baba-kız ilişkisi ve Raimy’nin kendi ilişkileri ile dizinin hikayesi oldukça başarılı işlenmiş.

Yine dizinin başarılı yanlarından biri de dramatik sahnelerde tercih edilmiş olan müziklerdir. Oasis’in Wonderwall şarkısını öyle güzel bir yerde veriyorlar ki diziyi bırakamayacak hale geliyorsunuz. Zaten 13 bölüm olan dizi 2 günde biti veriyor. Fantastik yanı aşırı zorlanmamış, başarılı bir polisiye ve baba-kız ilişkisi izlemek istiyorsanız, kesinlikle izlemenizi öneriyorum.

Valerii Ege Deshevykh
Ukrainian Creative Director | Motion Picture Writer | Horror Freak

Bir Park Chan-wook Filmi: The Handmaiden

Previous article

Bir Her Şeyden Büyüktür: Justice League

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.

More in Televizyon