0

2022 senesinin başında çıkan Archive 81, çok beklentiye girmeden şans vermek isteyen herkesi tatmin edecektir. Mike Flanagan’ın yönetmenliğini yaptığı The Haunting of Hill House ve Midnight Mass’ten sonra Netflix’te çıkan güzel korku dizilerinden biri. Rebecca Sonnenshine tarafından geliştirilen ve yapımcılığını Paul Harris Boardman ve Testere filmlerinin yapımcılığıyla yönetmenliğini yapan James Wan’ın üstlendiği korku dizisi, şu sıralar Netflix’te en çok izlenenler arasında.

Aynı isimli 3 sezonluk podcast’ten esinlenilerek uyarlanan dizinin ilk sezonu, ortalama 53 dakika süren 8 bölümden oluşuyor. Gizemi en üst seviyede tutup yavaş yavaş hikayeyi ortaya çıkardığından, sürükleyiciliğini her bölümde koruyor. Bir bölüm bittiğinde, diğerine devam etmek isteyecek hatta zamanınız varsa diziyi bir günde bile bitirebilirsiniz. Sadece beni rahatsız eden şeylerden biri dizinin afişiydi. İlk gördüğümde konusu hakkında hiçbir fikir sahibi olamamıştım. Black Mirror veya Ex Machina tarzında bir izlenim yaratmıştı. Böyle fantastik ögeleri barından bir diziye farklı bir afiş tercih edilse daha iyi olabilirdi. Bu konunun dizilerin tanıtılması için gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum.

Konuya gelecek olursak; ailesini bir yangın sırasında kaybeden arşivci Dan Turner (“Oh Jerome, No” dizisiyle Emmy adayı olan Mamoudou Athie), Virgil Davenport adlı esrarengiz bir iş adamı tarafından, 1994 yılından kalma gizemli bir dizi video kaseti restore etmesi için teklif alıyor, hem de 100 bin dolar karşılığında. Dan bu teklifi biraz düşündükten sonra tabii ki kabul ediyor ve kasetleri Virgil Davenport’un şehirden uzak olan evinde tek başına düzeltmeye başlıyor. Bu şekilde geri dönüşü olmayan ve kasetlerle birlikte korkunç olayları ve kendi geçmişini de keşfettiği karanlık bir yola giriyor.

Kasetler düzeltildikçe, bu videoları çeken kişi olan MelodyPendras’ın (Dina Shihabi) hikayesine giriş yapmış oluyoruz. Gizemli bir şekilde 1920 yılında yanan malikanenin üzerine inşa edilen Visser Apartmanı hakkında araştırma yapan yüksek lisans öğrencisiMelodyPendras’ın asıl aradığı şey, onu yıllar önce bırakan kendi annesidir. Melody’nin apartman sakinleri ile yaptığı röportajlarla izleyici olarak bu apartmanın gizemine iyice kapılıyorsunuz. Gece yarısı garip bir ses ile uyandığında artık peşini bırakamayacağı bir gizemin içine düşmüş oluyor. Satanist ayinler, farklı boyutlar, cadılar, gerçeküstü mitlerile dolu bu dünyayı keşfettiğinde, neden bu apartmana çekildiğinin cevaplarını ve aynı zamanda Dan ve Melody’nin hikayelerinin birleştiği noktaları öğreniyoruz.

Birden fazla zaman çizelgesinde doğrusal olmayan bir anlatıyı takip eden hikayede, dizinin 1920 ve 1994 yıllarını anlattığı kısımlar, günümüzle kıyaslandığında daha güzel görünüyor.Kostümler, o dönemde gerçekleşen ayinler izlemesi gerçekten keyifli. Son bölümlere bakacak olursak ayin kısmı aynı derecede tatmin etmiyor, tamam artık çoğu soru işareti cevaplansa da bu artık gerilmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.Hala daha izleyicinin öğrenmediği bambaşka bir evren var, bu gizem hissettirilebilirdi. Bu evren Stanger Things’teki Upside Down’a ne kadar çok benzese de iyi tasarlanmış ve düşünülmüş izlenimi vermiyor. Yine de bütüne bakıldığında bu bahsettiklerim çok göze batan şeyler değil.

Son olarak diziyi sevenler için bir not Archive 81’ in yapımcısı Rebecca Sonnenshine, dizinin tek sezonluk bir dizi olmadığını ve yeni sezon için çalışmaya başladıklarını da söylemiş. Şu an net bir şey olmasa da umarım dizi devam eder, karakterlerin hikayelerinin devamını da görmüş oluruz.

Scream: Bir Tutam Bal

Previous article

The Lost Daughter: Anneler, Annelerimiz

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.

More in Televizyon