0

Marvel ile başlayan ve DC ile devam eden süper kahraman furyası artık çizgilerinin dışına çıkarak yeni heyecanlara doğru yöneliyor. Süper kahraman furyasının Marvel ile başlaması güzeldi fakat bir kötü yanı vardı: Marvel bize süper kahramanlığı çok yüzeysel bir şekilde tanıtmış, hikayeyi kahramanların kahramanlıkları ile sınırlandırmıştı. Son filmlerde kendileri de bu basmakalıp yaklaşımı yıkmaya çalışsa da o aranan gerçek süper kahraman yaklaşımını asla sun-a-madılar. Aslen bu devrimci yaklaşım DC’den bekleniyordu ama onlar da Marvellaşarak özlerinden uzaklaştılar. İmdadımıza da adı sanı çok fazla bilinmeyen ama aslında hatrı sayılır derecede takipçileri olan çizgi romanlar yetişti. Bu çizgi romanların bir çoğu son yıllarda live-action olarak uyarlanarak izleyici karşısına çıktı. Titans, Doom Patrol, Umbrella Academy, The Boys, Invincible… Bu dalganın son furyası Jupiter’s Legacy de uyarlanarak seyircisi ile buluştu. Fakat bu yeni süper kahraman yaklaşımına sahip projeler arasında en zayıfı, izlediğim kadarıyla, Jupiter’s Legacy oldu. Öyle ki ilk sezonda iptal olarak başarısızlığını kanıtladı.

Kısaca konusuna değinelim… Her zamanki gibi dünya kötü adamların saldırılarına maruz kalır. Acayip güçleri ya da kıyafetleri olan bu süper kötüleri de durduracak birilerine ihtiyaç vardır. Çok şükür ki şehirde bu işi yapacak süper kahramanlar var. Fakat bu kahramanlar bildiğiniz kahramanlardan değiller. Ne pahasına olursa olsun öldürmeme üzerine kurdukları politikaları ile süper kötüleri tamamen yok etmek yerine hapse kapatmayı tercih ediyorlar. Ölmeyen kötüler bir şekilde geri dönerek yine terör estiriyor, kahramanlarımız içlerinden kayıplar verme pahasına onları tekrar hapse atıyor. Ve bu döngü böyle devam ediyor.

Son yıllarda karşımıza çıkan süper kahramanlar, Marvel’ın şişirdiği pembe balonu acımasızca patlatan işler. Süper kahramanlığın koreografik dövüşlerden ibaret olmadığını, savaş esnasında şehir ve özellikle kahramanlar üzerinde oluşan tahribi anlatan, olası gerçeğe en yakın yaklaşımlara sahipler. Özellikle The Boys ve Incincible, seyircinin aradığı GORE yaklaşımı en derinden veren diziler oldu. Gel gelelim Jupiters’s Legacy, onların izinden gitmek isterken hikayeyi gereksiz ve sonu başında belli paralel bir hikaye ile doldurarak istediğimiz kısmı maalesef aksak bırakıyor. Neredeyse yarısı flashbacklerden oluşan dizinin en kötü yanı bu flashbacklerin nereye varacağını bile bile izlememiz. Finalini bildiğimiz bir serüvenin ilgi çekebilmesi için gidiş yolunun çekici olması gerek. Fakat Jupiter’s Legacy’nin gidiş yolu, dayanılmaz derecede sıkıcı.

Maalesef dizi, niyetini aktarmakta sorun yaşıyor. Kahramanların iç dünyalarına odaklanmak isterken hikayeyi gereksiz detaylarla boğarak konuyu bulanıklaştırıyor. Geçmiş zamana çok fazla zaman ayırması dizinin en büyük hatası. Birçok karakter ve özellikle zarar vermeme politikaları, ki bu dizinin en önemli konularından biri, bırakın yeterliyi, hiç anlatılamıyor. Şirket batırma hikayesinden çok aslında neden öldürmediklerine ve bu kararı neye göre aldıklarına odaklanılsa, ileride temelini hiç oluşturamadıkları kodu kırma motivasyonları da daha iyi oluşturulabilirdi. Bir projenin başına gelebilecek en kötü şeylerden biri de motivasyonun doğru oluşturulamamasıdır ki dizi flashback hikayelerindeki arayışa daha çok odaklanıp izlemek istediğimiz “kahraman” kısmını es geçiyor.

Sözün özü… Jupiter’s Legacy, maalesef izlerken yatağımla bol bol bakışmama sebep olan oldukça sıkıcı bir dizi. Anlatmak istediklerine odaklanmak yerine gereksiz detaylarla bölümleri geçiştiren dizi, beklediğimiz süper kahraman kısımlarını anlatmak yerine süper olmayan insanları anlatmayı tercih etmiş. Bu tercihleri de dizinin iptaline sebep olmuş diyebiliriz. Son yıllarda birçok dizi, sorulara ve merak edilenlere ikinci sezon cevap veririz diyerek bir riske giriyor. Ve maalesef çoğu bu riskin altında eziliyorlar. Jupiter’s Legacy de, hem aldığı risk hem de anlatmayı tercih ettiği konulardan ötürü süper kahraman furyasının en vasat işlerinden biri olarak adını iptal edilenler arasına yazdırdı.

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

Esas Düşman Biziz: Them

Previous article

3 Farklı Hayat: Cruel Summer

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

More in Televizyon