0

Konu Mary Elizabeth Winstead olduğu zaman filmin ne anlattığını önemsemeden izlemeyi tercih ediyorum. Kendisi hayran olunacak bir aktris ve filmlerde izlemekten en zevk aldığım isimlerden biri. Hele ki aksiyon filminde yer alıyorsa, filmi baştan beğendim sayıyorum. Scott Pilgram’da kendisi ile tanıştığım günden beri her filmini severek takip ederim. Kate de sadece onun kurtarabileceği bir filmdi zaten. Yönetmen Cedric Nicolas-Troyan’nın 5 yıl aradan sonra yönetmenlik koltuğuna oturduğu film övgüleri hakeden bir film olmasa da kesinlikle izlemesi keyifli bir film. Keyfin seyrini yönetmen ve tabii ki mavilerin kraliçesi Mary Elizabeth Winstead belirliyor.

Kısaca konusuna değinelim… Kate, işinde başarılı bir suikastçidir. Fakat bir gün yıllar öncesinden kalan bir intikamın gazabına uğrar ve 24 saat içerisinde kendisini kesinkes öldürecek bir zehrin kurbanı olur. Son saatlerini onu zehirleyenleri aramakla geçiren Kate, bütün Tokyo’yu birbirine katar. Ardından koca bir ceset nehri bırakan Kate, intikamını alana, onu zehirleyeni öldürene kadar durmaz.

Kate, bu sene Gunpowder Milkshake ile beraber Netflix’te yayınlanan ikinci suikastçi kadın hikayesi. Gunpowder Milkshake için bazı yorumlarım vardı; örnekleri ile karşılaştırdığımızda en zayıf halka gibi duruyor demiştim. Kate sonrası fikrim değişti. En zayıf halka artık Kate. Çünkü Gunpowder Milkshake ne kadar karikatürize dursa da hikayesi kesinlikle Kate’den daha iyi. Kate, temelini tamamen intikam hikayesi üzerine kuran ve aksiyon dışında bize hiçbir şey vaat etmeyen basit bir film. Sonundaki twist bile yeteri kadar etkileyici değil hatta oldukça da tahmin edilebilir. Bu sebeple de filmin hikayesi hakkında sıradanın ötesinde ekstra bir şey söyleyemiyorum.

Gel gelelim film vaat ettiğini ne kadar iyi verebiliyor? Bu konuda da filmin Gunpowder Milkshake’den çok daha iyi olduğunu söylemem gerek. Mary Elizabeth Winstead faktörü burada ağır basıyor. Gunpowder Milkshake için özellikle yazmıştım, aksiyon yapmacık olduğu zaman filmin tüm büyüsü bozuluyor. Koreografinin hızlı ve etkileyici olması gerek. Kate, aksiyon konusunda kesinlikle başarılı bir örnek. Yönetmen Cedric Nicolas-Troyan’ın kamera kullanımıyla da aksiyon olabilecek en iyi seviyede. Yönetmenin filmdeki kamera kullanımı bana biraz Gareth Evans’ın The Raid filmini hatırlattı. Bu sebeple de filmin aksiyonu ile çok daha iyi anlaştık diyebilirim.

Kate’i diğerlerinden ayıran yegane özelliği ise devam düşünmüyor olması. Gunpowder Milkshake, Atomic Blonde gibi filmler devama kapıyı açık bıraksa da Kate, hikayesini sonlandırmasını bilerek sonunda tekte bitebilen bir film olmayı başarıyor. Bugünlerde her şeyin inatla devamının getirildiğini göz önüne alırsak one shot olması ile Kate bir takdiri hakediyor.

Sözün özü… Kate; örneklerinin yanında en zayıf hikayeye sahip olsa da vaat ettiğin aksiyon ile doyurucu bir film. Aksyon filmlerinde yönetmenin katkısı oldukça önemlidir. The Huntsman ile iyi bir başlangıç yapan Cedric Nicolas-Troyan, Kate ile aksiyondan anladığını bir daha gösteriyor. Şayet bir 5 sene daha kaybolmazsa, ileride sıkça konuşabileceğimiz bir yönetmen olabilir. Son olarak eleştirimi Mary Elizabeth Winstead ile kapatıyorum. Kendisi aksiyonun bu kadar yakıştığı nadir kadınlardan biri. Her daim mükemmel olmayı başarıyor. Tek sorun, film seçimleri. Hikaye bakımından çok daha güçlü filmler seçmeyi başarsa, muhteşem oyunculuğu boşa gitmeyecek. Çünkü böyle böyle kaderi Kate gibi oluyor. Tek atımlık filmlerle karakteri hep filmin sonunda ölüyor.

6

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Aynı zamanda sinema yazarı.

Trajik Görsel Karmaşa: Annette

Previous article

80’s Model Horror Action: Malignant

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *