0

Terör nasıl planlanır? Planlayan kişilerin zihniyetleri nasıldır? Nasıl bir psikolojidedirler ve dışarıda nasıl görünürler? Nocturama’da ortaya konulan şekliyle Fransa’daki bir terör olayının perde arkasını izlerken bu sorulara da filmin içinden cevaplar buluyoruz.

Fransa’daki manşetlere bakılırsa filmin uygunsuz olduğu ya da en azından sorumsuz olduğu yönünde açıklamalarla karşılaşabiliriz. Aslında bu onun tuzağına düşmüş olmayı ifade ediyor. Bertrand Bonello’nun yönettiği Nocturama, zayıf senaryosu ile sahiplenecek kadar başarılı değil ancak sinematografisi ile de görmezden gelmek için fazla hünerli.

Film kartpostallardan fırlamışçasına muazzam bir Paris manzarasıyla başlıyor. Bu, adeta olacaklar olmadan önce seyirciye önceki kusursuz hâlini göstermek için, ‘işte böyle bir şehirde de bunlar oluyor’ demek için. İki kanatlı filmin birinci bölümünde bir gün içine sıkıştırılmış olarak ve azmettirilen şekliyle tam teçhizatlı planlamayı izliyoruz. Farklı etnik kökenlerden farklı davalarla gelen bir avuç Parisli çeşitli yerlerden metroya biniyor, transfer noktaları ve işlek yerlere paketler ve cep telefonları bırakıyor. Metronun farklı istasyonlarında inen ve telaşlı oldukları yüzlerinden okunan kişiler bir amaca hizmet ettiklerini alenen olmasa da gösteriyorlar. Bu metro yolculukları sırasında zaman önemli. Zaman kavramıyla sürekli içli dışlıyız ve olayların belirli saatler içinde geçmesi her şeyin planlı olduğu; bir şeylerin beklendiği mesajını veriyor. Manevraların eşzamanlı olduğunu belirtmek için önce ileri sonra tekrar geri gidebiliyor.

Dikkat çekmeden, sessizce ve ihtarsız işleyen filmde geriye dönüşlerle grup içindeki uyumun şemasını görüyoruz. Yine akıllıca hazırlanan bir teşebbüslerinde devrimci bir felsefeyi kabullendiklerine tanık oluyoruz. Değişen ve tekrarlayan bakış açılarının yanında reddedişler arasında aksiyona bir neden veren de bu.

….İzleyenlere Özel Spoiler Bölümü
Bir partiden sonra çete, Jeanne d’Arc heykelini ateşe vermekle beraber devlet binasını ve bir ofis kulesini havaya uçuruyor. Genç radikaller (radikal demek ne kadar doğruysa) ardından aralarından birinin güvenlik görevlisi olduğu lüks bir alışveriş mağazasına çekiliyorlar. Bu aşamadan sonra müzik dinliyor, kıyafet deniyor ve hatta şarap içiyor, kaderlerinin nihayetini televizyonda haber izlemek yerine Willow Smith’in müziğini tartışarak bekliyorlar. Kaç insan öldürdüklerini bilmek bir yana bilmek istediklerinden bile emin değiller. Sadece doğru şeyi yaptıklarına inanmak istiyor gibiler.

Olaylar sırasında teröristlerden birinin gündelik yaşama karışıp fikirlerini rahatça soracak kadar halka yaklaşması da teröristlerin illa dışardan değil kolaylıkla ulaşabilen kişilerden de olabileceğinin kanıtı.

Filmin ikinci yarısının ritmine geçiş biraz vakit alıyor ama Bonello, bu defa bütün bu olayların ardından stüdyoyu cafcaflı dekore edilmiş olan dev alışveriş merkezinin farklı bölümlerinde yansıtıyor. Sonunda dışarıdaki şiddet bu baloncuğu patlatarak finalde rahatsızlık verici bir gerginliğe dönüştürüyor.

Karakterlerini bu kadar uzakta tutarak film onları ne kınıyor, ne de destekliyor. En azından kağıt üzerinde bu şekilde. Gerçekte ise, kurnaz kurgusuyla, nitelikli müzik yerleştirmeleriyle ve son moda sinematografisiyle Nocturama yapmaması gereken bir şey yapıyor: içsel terörü havalı bir şekilde resmediyor.

Filmdeki metro sahneleri gerilla tarzında çekilmiş. Ayrıca Bonello’nun, Gus Van Sant’ın “Fil” filmine çalıştığı da su götürmez. Bazıları ondan çaldığını iddia edebilir ancak 2003 yapımı filmdeki gibi uzak mesafe çekimlerine yer vermiyor ve daha ziyade bulanık akışları aniden keserek farkını ortaya koyuyor.

Bonello bu filmle, belki de sadece o çocukların bugünkü şiddet, öfke ve şaşkınlıkla çevrelenmiş zihniyetini gösteriyor. Sadece film zanaatı açısından bakanlar şekilci kurgusundan mest olabilir. Son zamanların en gösterişli öğrenci filmlerinden biri, ancak bu ona hak ettiğinden fazla değer katmıyor.
Film aynı zamanda 2016 Cannes Film Festivali’nden redle dönüyor. 2005’te Paris’te yaşanan terör saldırılarını göz önünde bulundurursak gerekçenin politik açıdan hassas içeriği olduğunu tahmin etmek zor olmaz. Filmin adı ilk hâliyle “Paris est une fête” olacakken yapımdan önce değiştiriliyor, çünkü bu, Kasım 2015 saldırıları sonrası bir umut ışığı olarak görülmüştü. Biyografik bir film olan ve pek çok ödül alan Saint Laurent ve L’apollonide gibi filmlerde de adını gördüğümüz yönetmen Bertrant Bonello, Paris şehri ile olan istikrarlı bağlılığını Nocturama ile de devam ettiriyor.

Büyümüş De Küçülmüş: Boss Baby

Previous article

Ruhunu Kaybetmiş Bir Seri: Fast 8

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.