0

91 yılında Ukrayna bağımsızlığını ilan ettiğinde, Rusya bu durumdan rahatsız oldu ve 30 yıl boyunca Ukrayna’nın haklı bağımsızlığının üstüne bir karanlık gibi çöktü. Ukrayna, bu süreçte ne kadar ayağa kalkmaya çalışsa da Moskova’nın baskıları yüzünden bir türlü aradığı huzura ve refaha erişemedi. Taraflar birçok kere karşı karşıya gelmiş, Rusya, Ukrayna parlementosuna yerleştirdiği hatta başkanlık koltuğuna bile oturttuğu isimlerle amacını politik yöntemlerle çözmeye çalışmıştı. Fakat halk, bu politik savaşlardan sıkılıp ayaklandı. Politik oyunlarla artık çözüm üretemediğini farketen Moskova, ağır silahını sahneye sürdü: İç Savaş. Meydanlarda korkunç hikayelerin yaşanmasına sebep olan bu karşılaşmayı da Ukrayna kazandı. Sonucunda Moskova’nın kuklası Yanukoviç Rusya’ya kaçtı. Yeni bir seçime giden Ukrayna, batılı düşünceyi benimseyen Zelensky’yi seçerek mesajını açık ve net bir şekilde verdi. Lakin bu mesaj, Rusya’nın hiç hoşuna gitmedi. Böylelikle Rusya, son kozunu sahneye sürdü: İstila. Hala devam eden istilanın ateşi 2014’ten beri közleniyordu. Aradan geçen 8 senelik süreçte, birçok insanın hayatı baştan aşağı değişti. Olga da onlardan sadece biri.

Kısaca konusuna değinelim… Olga, olimpiyat madalyası kazanma hayalleri ile yaşayan 15 yaşında genç bir atlettir. Babasının İsviçre vatandaşı olmasından ötürü hakkını kullanan Olga, İsviçre’ye giderek milli takıma girmeye çalışır. Fakat o İsviçre’ye madalya mücadelesi için gittiğinde, memleketi Ukrayna’da olaylar patlak verir. Muhtelif bir olay olarak başlayan hadiseler zamanla meydan muharebesine dönüşür. Olga’nın annesinin gazeteci olması, onu iç savaşın önemli parçalarından biri yapar. Keza terk ettiği Ukrayna milli takımındaki arkadaşlarının da sürekli meydana gidiyor olması, Olga’nın kafasını karıştırmaya başlar. Altın madalyayı alacağına adı gibi inanan Olga maalesef memleketinde yaşanan olaylardan ötürü bir türlü olimpiyatlara odaklanmayı başaramaz.

Elie Grappe’in ilk uzun metraj filmi olan Olga İsviçre’nin Oscar adayıydı. Teknik olarak üst düzey bir iş olmasa da yer yer kullanılan kurgusal oyunları çok beğendiğimi söylemem gerek. Yönetmenin hikayeyi anlatış biçimindeki sadeliği ve yakın plaları da oldukça başarılı buldum. Filmin teknik anlamda sırıtan tek kısmı maalesef Ukrayna’daki olayların ekrana aktarılış şekli oldu. Bazılarının çok keskin, bir anda ekrana geliyor olması akışı yer yer bozuyor. Filmin en güzel kısmının ise oyunculuk olduğunu söylemek gerek. Tamamı profesyonel ve ödüllü atletlerden oluşan filmin çok daha amatör bir oyunculuk içereceğini düşünsem de Anastasiia Budiashkina ve diğerleri gerçekten de şahane bir iş çıkarmışlar.

Filmin odaklanmaya çalıştığı kısımları, özellikle bir Ukrayna vatandaşı olarak çok sevdim. Özellikle sonucun tartışmaya açık olması bence filmi değerli kılıyor. 2014’te olaylar başladığında, insanlar ülkelerinin bağımsızlığı için sokağa çıktılar. Aynı Türkiye’deki Gezi gibi. Lakin Gezi ile Kiev arasında ciddi bir ton farkı var. Gezi’de de çok ciddi çatışmalar gerçekleşmiş olsa da Ukrayna’da yaşananlar savaş filmlerini aratmayacak türdendi. Ülkenin Rus yanlısı hükümeti, halkına resmen savaş açtı ve meydanlar, insanların bir bir öldüğü bir yere dönüştü. Öyle ki, bir noktadan sonra keskin nişancılar, insanları vurmaya başladı.

Filmde meydan münferit bir olay gibi başlıyor. İnsanların meydanda akşamları toplaştığı, beraber slogan atıp şarkılar söylediği bir akşam birleşmesi gibi görüyoruz. Olga da bu sürece kadar olayları uzaktan rahatlıkla takip edebiliyor. Lakin işler ciddiye bindiği anda, Olga’da odaklanma sorunları yaşıyor. Burada önemli olan ve üzerine konuşulması gereken 2 detay var aslında. Olga, İsviçre milli takımında olabilmek için Ukrayna vatandaşlığından çıkmayı gözü kapalı kabul ediyor. Bunun ana sebebi şuradaki yazımda yazmıştım. Ukrayna, özellikle kasabalarda yaşıyorsanız, imkanlarınızın çok kısıtlı olduğu bir yer. Rusya’nın gölgesinde kalmış olan bir ülke olarak istedikleri refaha hiç ulaşamadılar. Olga da bu imkansızlıklardan sıkıldığı için, batıya gitmeyi hayal ediyor. Çünkü o da biliyor ki batılı ülkelerin ona sağlayabileceği imkanlar sınırsız. Ki bunu da filmde bol bol görüyoruz. Gittiği yerdeki imkanları arkadaşlarına ve annesine sürekli gösterme merakında.

İkinci önemli husus da vatana olan aşk. Filmin yarısında, Ukrayna’dan kaçmak için can atan Olga, ülkesinde yaşananlara kayıtsız kalamıyor. Hatta film boyunca ne kadar istediğini anladığımız ve bunu yapabilecek yeteneğe sahip olduğunu gördüğümüz Olga, bir noktadan sonra her şeyden vazgeçmeyi bile göze alıyor. Vazgeçiyor da. İşte filmin burada koyduğu soru gerçekten tartışmaya açık. Olga, özel bir kariyere sahip olabilecek bir yetenekken ülkesinde yaşananlardan ötürü kariyerinden vazgeçiyor. Ne kadar doğru bir karar olduğu ise bence tartışmalı. Ülkeniz işgal edildiğinde dönüp savaşmak birçoklarının tercih edeceği bir seçenektir. Sonuçta büyüdüğünüz toprakların başkaları tarafından işgal ediliyor olması kabul edilebilecek bir şey değil. Lakin Olga’nın tercihi bu mu olmalıydı? Bencil düşünse, hayalini kurduğu altın madalyaların sahibi olabilirdi. İşte bu gibi ciddi olayların etkisi böylesine büyük oluyor. Herkesin hayatı baştan aşağı değişiyor. Olga, olayların içinde olmasa bile bu girdaba kapılıyor ve bir karar alma ihtiyacı duyuyor. Filmin sonunda mutlu olması, kimileri için sıkıntıları hafifletebilir. Sonuçta Ukrayna’nın da öğretmenlere ihtiyacı var. Lakin tercihi, potansiyeline ulaşamadığı gerçeğini değiştirmiyor.

Sözü özü… Olga, 2014’ten beri süre gelen Ukrayna Rusya çatışması arasında kalmış masumlardan sadece biri. Yaşanan olaylardan çok uzakta olsa bile aklı kaçmak için can attığı memleketinde yaşananlarda kalıyor. Olaylar hiç yaşanmasa, Ukrayna onun için arada ziyaret ettiği bir memleket olacaktı. Lakin savaş, onun milliyetçi duygularını genç yaşta yükselterek geleceğini baştan aşağı değiştirecek kararlar almasına sebep oluyor. Bu duygular filmde, abartılı bir şekilde gösterilmiyor. Konunun çok dramatize edilmemesi, yönetmenin de filme çok fazla karışmaması hatta eklediği kurgusal eklemelerin de başarılı olması, filmin su gibi akmasına sebep oluyor. Konu ile alakası olmayan birisi için oldukça sıkıcı olabilecek film, ilgilisine düşünecek birçok şey verecektir.

7

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

Redneck Cenneti Ozark’a Veda

Previous article

Olası Harry Potter Spin-Off Hikayeleri

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.