0

Fantastic Fest 2018’de açılışını yapan Overlord, yapımcısının J.J. Abrams olması sebebiyle uzun bir süre “acaba Cloverfield ile bağlantısı var mı” dedikodularına maruz kaldı. Abrams’ın kesin bir şekilde reddetmesi ile film net olarak sadece Nazi-Zombiler temasına dönmüş oldu. J.J. Abrams, ki kendisini yazmış biriyim, her şeyini izlediğim ve aşırı sevdiğim bir adamdır. Fakat kendisinin en büyük problemi, harika fikirler bulup bunu işlerken sonunu getirememesi. Gene sonu mahvolacak bir fikirle mi karşı karşıyayız diye gittiğim Overlord, bu sene izlediğim en çılgın filmlerden biri çıktı. Kendi harika fikirlerinin toparlamakta sıkıntı yaşayan JJ, yapımcı olarak çok harika bir projeye imza atmış.

Kısaca konusuna değinelim… İkinci dünya savaşı için Amerikan uçakları Fransa semalarında uçmaktadır. Bir kiliseye ulaşıp, iletişim kanalını kapatması(havaya uçurması) gereken askerler, uçaklarının vurulmasıyla kendilerini Fransa’da, Nazilerle dolu bir köyde bulurlar. Bir şekilde radyo sistemine ulaşmaya çalışan Amerikan askerleri, görevlerinin ötesinde bir şeyle karşılaşırlar: Nazilerin herkesten gizli yaptığı bir deney.

Yönetmen Julius Avery’nin Son of Gun sonrası ikinci uzun metraj çalışması olan Overlord, her noktasına kadar ince ince işlenmiş, başarılı bir Hollywood sineması. Çekimlerinden, oyunculuklara, makyajından efektlere kadar her şeyiyle muntazam olan Overlord, özellikle ses efektleri ile büyüleyici bir deneyim. Filmin geneli ile pek alakası olmasa da ilk 15 dakika, sizi koltuğunuza mıhlayacak bir gerilim tufanı. Ses konusunda güçlü, ekranı büyük bir sinemada iliklerinize kadar askerlerin korkusunu yaşayabilirsiniz. İlk 15 dakikadaki harika savaş sekansı bir yana, filmin neredeyse her anında sesler çok iyi kullanılmış. Hele ki soundtrack albümü şahane.

Nazilerin Hitler döneminde yaptıkları ve yaptığı iddia edilen tüm deneyler, Hollywood sinemasının ekmek kapısı gibi. Bu sefer de farklı yerde farklı bir deneye denk gelen Amerikan askerleri, Nazilerin bu sapıklıklarına ket vurmak için ellerinden geleni yapar. Yalnız deney kısmı gerçekten ürkütücü. Daha detaylı irdelenmesini isterdim fakat film gerilim unsurlarını kafanıza kafanıza vurmayıp aksiyonu bölüştürüyor. Bir an olsun bile heyecanın dinmediği filmde son saniyeye kadar gerilimi yaşıyorsunuz.

Game of Thrones’dan hatırlayabileceğimiz Pilou Asbæk, canlandırdığı Nazi komutanı ile filme resmen damgasını vurmuş. Hollywood, karakter yazma konusunda gerçekten çok başarılı. Bütün karakterler yine ve yeniden harika yazılmış ve harika oynanmış. Bu konuda gerçekten takdiri hakediyorlar.

Kurgusal bir Nazi deneyini anlatan Overlord, abartıya kaçmamasıyla da dikkat çekiyor. Mantık sınırları içerisinde gezinen film, yok artık denilecek bir şey yapmıyor. Özellikle ses efektleri ile beni etkilemeyi başaran film makyaj konusunda da harika bir işçiliğe sahip. Eğlenmek, gerilimi iliklerime kadar yaşamak istiyorum diyorsanız, Overlord’u mutlaka öneriyorum.

8

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

Baskı, Taşmaya Sebep Olur: The Miseducation Of Cameron Post

Previous article

Karanlık, Gözyaşı ve İç Çekiş: Suspiria

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *