0

1974 yapımı Black Christmas filmi ile ‘’teen slasher’’ türünün başladığı kabul edilir. 74 yılından 90’lı yılların sonuna kadar bu tür Amerikan korku sinemasının lokomotifiydi. Carpenter’ın Halloween’i, 13. Cuma ve Wes Craven’in Elm Sokağında Kabus serileri bu türün gelmiş geçmiş en büyük isimleri oldular. Nerdeyse her serinin 9-10 devam filmi varken irili ufaklı bir sürü teen slasher filmi ile bu tür sinemada kendine sağlam bir yer edindi. Fakat her şeyde olduğu gibi bu türün de sonu geldi. 1996 yılında, türün öncülerinden olan Wes Craven, çektiği Scream ile korku türünde bir kapıyı kapatıp başka bir kapıyı kaçtı.

Benim de en sevdiğim türlerden olan korku – komedi sinemasının en büyük temsilcilerinden olan Scream aynı zamanda meta sinemanın ve teen slasherın en önde gidenlerinden oldu. Wes Craven, Scream ile beraber uzun süredir ölü olan türe 10 yıllık bir hayat öpücüğü verdi. Günümüzde korku sinemasında teen slasher, tek tük örneklerle devam etse de 2022 yılında çıkan yeni Scream filminin başarısı bu kültürde hala bir ışık olduğunu gösteriyor.

Son Scream filminin üzerinden tam 11 yıl geçmişken, Woodsbury kasabasından ana karakterlerimiz elini eteğini çekmiştir. Bu sefer (yine) karşımızda lisede okuyan kalabalık bir arkadaş grubu vardır. Tara’nın Ghostface tarafından saldırıya uğramasıyla Tara’nın kız kardeşi Sam, 5 yıl önce kaçmış olduğu kasabaya geri döner. Yeni Ghostface katiline karşı koymak için eski polis şefi Dewey’dan yardım almaya karar verirler. Dewey’in işin içine girmesiyle Sidney ve Gale de mecburen işin içine dahil olurlar.

İlk Scream serisinin büyüklüğünü ve önemini anlamak bugünden pek mümkün değil. 96 yapımı film türü eğip büken, Wes Craven’i tekrar eski şöhretine kavuşturan bir filmdi. O yıllarda korku sinemasında Scream’dan etkilenmeyen bir film yoktur. Scream’in parodisi olan Scary Movie serisi bile nerdeyse kendi alt türünü oluşturdu, devam filmlerinde ise Wes Craven bile ilk filmin büyüsünü yakalayamadı.

Scream serisini diğer korku serilerinden en büyük farkı iki ana yaratıcıdan biri olan (diğeri senarist Kevin Willimson) Wes Craven’in serinin bütün filmlerinin yönetmenliğini yapmış olması. O yüzden yeni yönetmenlerimizin filme dezavantajlı başladığını söyleyebiliriz. Buna rağmen gayet iyi bir iş çıkarmışlar. Son yıllarda Halloween, Texas Chainsaw Massacre, Black Christmas, Candyman gibi çok fazla klasik korku filminin devam filmlerini gördük. Scream’in çok rahatlıkla bu filmlerden daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Bu yeni Scream’i maalesef çok iyi bir film yapmıyor. Ama kötü bir film devam filmi de değil, en azından günümüz şartlarında buna sevinmek mümkün.

Scream’in en büyük özelliklerinden biri de çağı hep çok iyi yakalamasıydı. Meta film olayını Scream serisinden daha iyi yapabilen bir film olduğunu düşünmüyorum. İlk film teen slasher türünün hem bir parodisi hem de kurtarıcısı iken ikinci film buna bir katman daha eklemişti. 96 yılında olan olaylar ikinci filmde Stab isimli bir film olarak vardı. Çok zekice ve eşine az rastlanır olan fikir Scream serisinin alameti farikasıdır. Scream 2022 de yine bir katman atarak ve çağa da ayak uydurarak kendisini izletmeyi başarıyor. Serinin 5. filminin en iyi yanının ilk filmle kurduğu bağlantı olduğunu söyleyebilirim.

Filmin en büyük zayıflığı ise oyuncu seçimleri. Özellikle başrolümüz Sam’i oynayan Melissa Barrera filmin açık ara en kötü oyuncusu. Bu tarz korku filmlerinde son kızın (Final Girl) kalitesi aynı zamanda filmin kalitesini de belirliyor. Barrera’nın Sam’i ise, teen slasher sinemasının en kötü kızlarından biri. Hiçbir büyüsü, özelliği yokken oyuncu da pek iyi değil. Bu durumda elimizde sadece kâğıttan bir karakter kalıyor.

Filmin geri kalan karakterleri de unutulmaya mahkûm. Halbuki yönetmenler bir önceki filmleri Ready or Not’ta hem son kız konseptini hem de yan karakterleri çok iyi işlemişler, son yılların en iyi işlerinden birine imza atmışlardı. İlk dört filmin ana karakterleri olan Sidney, Dewey ve Gale ise benim beklediğimden çok daha az göründüler. Kendilerini görmek beni mutlu etse de hikayeye bir katkıları yok.

96 yapımı filme bir hayran mektubu aynı zamanda yeni Scream. Benim gibi ilk filmin büyük bir hayranıysanız belli bir yere kadar bu film sizi mutlu ediyor. Açıkçası Wes Craven’in vefatının etkisi, Scream dizisinin başarısızlığı da hesaba katılınca ilk filme koca bir saygı duruşunda durmaktan başka bir çareleri de yoktu. Bu türde (Halloween’de gördüğümüz gibi) ilk filmin büyüklüğü biraz serinin de laneti oluyor. İlk filmle olan bağ ise çok temel ve basit bir yolla kurulmuş ve beni filmde en fazla rahatsız eden unsurda buydu. Spoiler olmaması için değinmiyorum fakat geçmişle karakterlerin geçmişle olan bağları göz devirtecek cinsten.
Korku komedi olmanın yükünü yeni Scream çok iyi taşımış. Komedi dozajı, espriler ve göndermeler çok iyiyken kanlı sahneler açısından serinin en cesur filmi var karşımızda. Scream serisi komedi yönü korku yönünden hep ağır basan bir seri olsa da ölüm sahnelerinde elini hiç korkak alıştıran bir seri olmadı. Bu filmde bu durumun sonuna kadar hakkını vermiş. İlk filmde olduğu kadar ikonik ölüm sahneleri maalesef olmasa da elimizde iyi bir korku filmi var.

Yeni Scream filmi beni son zamanlarda en fazla iki arada bırakan film oldu. Bazı seçimler ne kadar iyi olsa da bazı seçimlerde de eli çok korkak. Serinin en zayıf filmi. Keyifli bir seyirlik sunan, çerez bir korku. Eğer korku filmlerinin ya da Scream serisinin hayranı iseniz kesin izlemelisiniz. Değilseniz izlemeyerek bir şey kaybetmezsiniz.

 

7

Batuhan Oğuz

Dönüşümün Artistik Kaosu: Bliss

Previous article

Gizemli Bir Yolculuk: Archive 81

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.