0

2016 yılı korku sineması için şimdilik altın yıl gibi duruyor. Gelecek o kadar çok film var ki The Veil bunlardan sadece bir tanesi. Senenin tek kötü yanı bu korku filmlerinin bizim ülkemize gelmiyor oluşu; sonra da yok efenim korsan izliyorlar diye bir sürü eleştiri dönüyor. The Veil da ülkemize gelmeyen filmlerden. Halbu ki zengin kadrosu ve çekici konusu ile bence bir şansı hak ediyordu. Kadrosunda Jessica Alba’yı, Thomas Jane ve Lily Rabe’i barındıran film sıradan korku filmlerinden biraz uzak. Yine kadrosunda Paranormal Activity: The Ghost Dimesion’dan hatırladığımız Ivy George’u barındıran filmin yönetmenliğini epeydir ortalardan olmayan Phil Joanou üstleniyor. Ivy Goerge için de ufak bir not düşeyim: Kendisi korku filmlerine çok yakışan bir ufaklık; kariyeri de git gide şekil alıyor gibi.

Kısaca konusuna değinelim… 1984 yılında ölümsüzlüğe erişeceğini inanan bir grup insan ya da tarikat toplu bir şekilde intihar eder. Ölümsüzlüğü ararken ironik bir şekilde hepsi bir öğlen hayata veda eder. Aralarında sadece bir kız ölmemiştir ki kızımız da hiçbir şey hatırlamamaktadır. Günümüze gelindiğinde Maggie Price, bu kızı bulup orada gerçekte ne olduğunu öğrenmek ister. Maggie, ölmeyen kız Sarah ve Maggie’nin çekim ekibi olay yerine giderek kamp kurar ve filmimiz tam olarak burada başlar. 40 insanın orada ne yaptığını, kamera kayıtlarından izleye izleye takip etmeye başlayan ekibin bu sırada başına garip olaylar gelmeye başlar. Filmin ilgi çeken yanı da kamera kayıtlarında yani 1984’te yaşananlardır.

Kötülerin kazandığı korku filmleri nadirdir. The Veil kesinlikle buna bir istisna. Son saniyesine kadar neyin ne olduğunu bir türlü anlayamadığınız filmde hiçe sayılan bir gerçek var. Mantık sınırları dışında gelişen olayların esasında gerçek yaşanmışlıklara dayandığını öğrenmek filme daha da bir heyecan katıyor. İnsanın, şüphe uyandıracak bir sebep için kendi canından olması, bunu da tek yapmayıp topluca yapması gerçekten enteresan bir kitle konusu. Tarih, Jim gibi ağzı iyi laf yapan tehlikeli insanlarla dolu. Filmde de karakterin her cümlesinin ne kadar zehirli olduğunu iyi bir şekilde görebiliyoruz.

Oyuncu seçimi, özellikle Jim karakterini canlandıran ve ölüp ölüp dirilen Thoma Jane’in muhteşem oyunculuğu sizi filmin içinde tutmaya başarıyor. Keza Lily Rabe’in korku filmlerine yakışan karakteri de filme bir ekstra hava katıyor. Hop oturup hop kalkacağınız bir film değil lakin hikayesi ve hikayesini ilmik ilmik işleyen yapısı ile film birçok basit korku filmden ayrılıyor. Korku anları olsa da film, sizi finale doğru heyecanla taşıyıp her soruya cevabını finalde veriyor.

Çekim tekniği de filmi diğer korkulardan ayırıyor. Yönetmenin el kamerasından açılı çekimlere geçiş yapması filmin seyir zevkini arttırıyor. Kimi seyirciler sürekli sallanan kameraları sevmez. Buna çözüm olarak da bu sallanan kamera sık tutulmamış. 2016 korku sineması için umut veren The Veil, koleksiyon filmi olacak kadar harika bir film değil ama farklı tarzı ve soru işaretleri ile biten sonuyla epey ilgi çekici. Sadece Jim karakteri için bile izlenebilecek film, korku filmi sevenler için bence güzel bir öneri olabilir. Tavsiye ederim.

6

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

The Club: Bir Ev Ve Bir Hapishane

Previous article

Youth – Film Analizi

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.