0

Terry Pratchett’ın Discworld adlı kitabından uyarlanan The Watch, uzun süredir gördüğüm en harika açılış cümlelerinden birine sahip:

“Somewhere in a distant secondhand dimension”.

Aslında açılış cümlesi, dizinin gidişatı hakkında güzel bir önizlenim veriyor. Çok fazla bir şey beklemememiz gerektiği ve karşılacağımız her şeyin aslında ucuz ve absürt olacacağını önceden tembihliyor. Gerçekten de öyle. The Watch, absürt hikayelere olan merakınızı gidermeye yetecek enteresan bir dizi. Sadece Richard Dormer var diye göz attığım fakat bitirmeden edemediğim son yılların en ilginç dizilerinden de biri.

Kısaca konusuna değinelim… The Watch, Ankh-Morpork şehrini suçtan koruyan bir teşkilattır. Fakat çok bir işe yaramamaktadırlar. Çünkü şehir Gotham misali suçun sıradanlaştığı hatta suç işlemek için bilet alındığı acayip bir kaosa sürüklenmiş. Suikastçiler izin belgesi alarak istediklerini öldürebiliyorlar. Bu karmaşada The Watch, şehirde ne bulursa onu korumaya çalışıyor. Fakat şehrin başına içinde bulundukları kaostan daha beter bir müsibet gelmek üzeredir. Bununla mücadele etme işi de tabii ki Sam Vimes ve ekibine kalır.

Game of Thrones’da Beric Dondarrion olarak tanıdığımız Richard Dormer, soğuk evrendeki karizmatik rolünün tam tersi alkolik ayyaş ve abartılı mimikler ile hareket eden bir polisi canlandırıyor. Ekibi ise kendisi kadar garip. Kurta dönüşen Onbaşı Angua von Überwald, Sakalları olan ve kadın gibi giyinen Onbaşı Cheery, vücudu tamamen taştan oluşan çavuş Detritus ve aralarına yeni katılan çaylak Carrot Ironfoundersson. Dizide sadece kurt adamlar ya da cinsiyetsiz insanlar yok. Bazen “ölümün” kendisi bile gelip karakterler ile sohbet edebiliyor. Ya da karakterler kendilerini farklı bir boyuttan bilgeler ile konuşurken bulabiliyor.

Günümüzde birbirinden güzel dizilerin çıktığını düşünürsek The Watch gerçekten de aralarındaki en berbat dizi. Ama B tipi filmleri seviyorsanız, absürt komediye aşinaysanız bence The Watch tam size göre bir çıtırlık. Henüz ikinci sezonu için bir haber gelmemiş olsa da ilk sezonunda genel itibariyle tüm sorulara cevap verildi, ikinci sezona pek bir pas atılmadı.

Sözün özü… Dizinin içeriğini anlatması biraz zor. Richard Dormer’ın abartılı oyunculuğu, bir anda nereden geldiği belli olmayan karakterler, durduk yere dans etmeye başlayıp düşmanlarını yenen polisler ve daha birçok acayiplik ile The Watch, baştaki cümlesinni hakkını sonuna kadar veriyor. Eğer Terry Pratchett’ın Discworld kitabını okuduysanız büyük ihtimal dizi ile bağlantı kuramayacaksınız. Dizi, kitap uyarlaması olsa da yazarın öz kızının dediğine göre kitapla pek alakası yok. Hatta kızı alakasının olmadığını söyleyerken ufak da olsa diziyi eleştirmişti. O sebeple izleyecekseniz, diziyi uyarlama olarak değil de bir esinleme olarak izlemenizi tavsiye ederim.

0

Valerii Ege Deshevykh
Ukrainian Creative Director | Motion Picture Writer | Horror Freak

İnanmıştan Korkacaksın: Saint Maud

Previous article

Kalıntıların Peşinde: Debris

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published.

More in Televizyon