0

Dardenne Kardeşler’in son filmi Unknown Girl, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştı ve ödülünü Ken Loach imzalı I, Daniel Blake filmine kaptırdı. Geçen yıl Marion Cotillard’ın başrolünde yer aldığı Deux jours, une nuit filmi ile yıl boyunca konuşulan filmler arasına girmeyi başardı. Zaten Dardenne Kardeşler’in yaptığı filmler önemli birçok toplumsal meseleyi barındırdığı için her filmi başka bir merak konusu oluyor. Bu sebeple başrolünde yer alan genç oyuncu Adèle Haenel ile Unknown Girl de yılın beklenen yapımları arasında.

Jenny adında genç yaşlarda başarılı bir doktor vardır. Filmde tek derdi hastaları olan ideal bir doktor karakteri olarak karşımıza çıkar. Stajyerini eğitmeye çalışırken yaptığı ufak bir seçim büyük bir felakete sebep olur. Geç saatte muayenenin kapısı çalınır ve Jenny, stajyerine belki de söz geçirebilmek adına kendi diktasını uygulayabilmek için bu saatte çalınan kapılara bakmaması gerektiğini; bunun onu oldukça yorabileceği konusunda tembihler. Sadece anlık bir seçimi büyük bir suçluluk duygusuna dönüşerek karşısına çıkar.

Dramatik anlatıma önem veren filmlerde karakter değişiminin evrim süreci önemli bir yer kaplar. Bunun başlangıç aşaması olan karakter tanıtımı titizlikle yapılır. Bu açıdan baktığımız zaman Unknown Girl’de ilk kısımda bazı problemler olduğu gözlemlenebilir. Filmin merkezinde olan Jenny’nin yalnızca hastalarla olan ilişkilerini görmemiz film ilerledikten sonra birçok seçim yapması gerektiği için yetersiz kalıyor.

Söz konusu olan neredeyse Jenny’nin hayata ve karşısına çıkan olaylara karşı tutumu olduğundan yaşamında olup bitenler hakkında izleyici biraz daha bilgi birikimi sahibi olabilirdi. Bunların yanı sıra karakter evrimini tamamladıktan sonraki sürecinde zayıflık kendisini toparlayarak güçlü bir anlatıma dönüşüyor.

Dardenne filmlerinin klasik bir ögesi olan ve filmin kıyısında görünse de aslında önemli bir konumunda yer alan toplumsal yapıların izleri Unknown Girl’de de gözlemlenebilir. Jenny’nin hastalarıyla çizilen bu tablo Fransa’nın şu anki siyasi ve iç yapısı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor. Göçmenlerin gün geçtikçe artması, sınır dışı edilme korkuları, ülkenin sağlık hizmetleri, yoksullar ve fakirler arasındaki çizgi, son olarak ise para sebebiyle gözü kapalı birçok iş yapmak zorunda kalan -başta göçmenler olmak üzere- bir halk söz konusu.

İnsanların en doğal anlarından ve günlük yaşamlarından kesitler sunularak ana hikaye anlatılmaya çalışılıyor. Sade bir düzenin içerisine kimsenin umursamayacağı düşünülen bir trajedi yerleştiriliyor. Aslında burada umursamamak kavramı öznel bir bakış açısına dönüşüyor. Çünkü hitap edilen kesim Fransa’nın belki de en yoksul insanlarının bulunduğu muhitlerden biri. Bireyleri bulundukları konumlara göre yargılarsak böyle trajedileri kanıksadıklarının farkına varabiliriz. Bu tabii ki onları haklı çıkarmaz ama en azından empati kurabilmemizi sağlar.

Jenny’nin kamuda mı yoksa özel bir yerde mi çalışacağı çelişkisi cinayet vakasıyla kesişerek seçimini kolaylaştırıyor. Burada karakter değişimi başlıyor ve ölen kadının adını aramasıyla kendi ile olan imtihanı eş zamanla ilerliyor. Bulmaya çalıştığı kadının ismi bir süreden sonra kendi ismine dönüşerek aslında aradığı -hep orada olan- benliğine ulaşmasına yardımcı oluyor. Bir süre geçince de bir nevi ağlama duvarı haline geliyor. Suçlu hisseden ve bunu kusması gereken herkes günah çıkarma eylemini Jenny’de gerçekleştiriyor.

Jenny’i canlandıran Adèle Haenel sade ve olması gerektiği kadar doğal bir oyunculuk sunuyor. Filmde yer alan tüm karakterler hiçbir açıdan abartıya kaçmayarak ya da eksiye düşmeyerek performanslarını gösteriyorlar. Aynı şekilde sanat yönetimi de yapılabilecek en minimal seçimlerle tasarlanmış.

Yine tek plan kullanımına özen gösteren Dardenne Kardeşler, diğer filmlerine nazaran bu süreleri daha kısa tutuyor. Hatırlarsınız ki 2014’te izlediğimiz Deux jours, une nuit filmlerinde çok daha uzun tek planlarla sinemacıların gönlünü fethetmişlerdi.

Gamer Animesi: Sword Art Online

Previous article

Özgürlüğün Yolu: American Honey

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *