0

Not: Bu yazı, filmi izleyen kişilere ithafen yazılmıştır. Filmi izlemeyenler de bittabii yazıyı okuyup, filmi izleyip izlememe kararında kullanabilirler. Fakat yazı, çok açık olmasa da ufak tefek spoiler bilgiler içeriyor olabilir, olmayabilir de.

Sosyal medya, özellikle de Twitter’ın etkinliği son 5-6 senede artta. Şayet 2012 yılında Twitter şimdiki gibi güçlü ve aktif olsaydı, VHS serisini büyük ihtimal efsaneler arasına yerleştirmiş olacaktık. Hakkı da bu zaten. Fakat maalesef hala underrated bir seri. Çoğu korku sevdalısı bile VHS serisinden haberdar değil. İşte bu sebeple 94’ün önemi büyük. Çünkü VHS94, büyük ihtimal adından oldukça söz ettirecek, sene sonu korku listelerini süsleyecek ve serinin keşfedilmesine sebep olacak. Serinin son halkası 7 sene sonra gelerek biraz geç kalsa da hala şahane bir proje/fikir olduğunu bize bir kere daha kanıtlıyor.

Korkunun Yeni Nesli: V/H/S

Serinin ilk 3 filmini üstteki yazımda yazmıştım. 94, ilk 3’ü kadar yenilikçi değil. Onlar kadar da etkileyici değil. Bunun ana sebeplerinden biri aradan epey bir vakit geçmesi ve ilk 3 filmin orijinal olması. VHS, 2012’de ilk yayınlandığında devrim niteliğindeydi; teknolojiyi korku ile birleştiren yeni nesil bir korkunun ilk adımıydı. Birer sene arayla çıkan 3 film, sıcaklığın kaybolmasına izin vermemiş ve o döneme göre muhteşem bir iş olarak akıllara kazınmıştı. Ama 7 yıl da uzun bir süre. Bu süre içerisinde araya birçok özel ve güzel korku filmi girdi, teknoloji gelişti. Böylesine uzun bir aradan sonra geri dönünce haliyle hem sıcaklığı kaybetmiş olduk hem de ilk olmanın verdiği havayı da kaçırmış.

Yine de VHS94, yarattığı heyecana değen bir film. 7 yıl aradan sonra yine, aynı tatta ve stilde bir korku filmi izlemek ilaç gibi geldi. VHS’i farklı kılan şey kendine has kurgusu, görsel dizaynı ve konu seçimleri olması. Görüyoruz ki stilde herhangi bir değişme yok; VHS hala eski genç zihniyetinde. Zaman araya bir soğukluk koysa da eminim ki seneye çıkacak olası bir devam filmi yine ve yeniden sevilerek izlenecektir.

Şimdi izninizle daha önce yaptığım gibi bölümlerin tek tek üzerinden geçmek istiyorum.

Holly Hell; Jennifer Reeder’ın yönetmenliğini yaptığı klasikleşen VHS açılışlarından biri. Serinin 3 filmi de hikaye içinde hikaye temasında ilerledi. Tekinsiz, görece ürkütücü bir ortama dışarıdan insanlar girer ve bu insanlar içeride bazı kasetlere maruz kalırlar. Hikaye süresince hem evin içinde yaşananları hem de arada karşılaştığımız kısa filmleri izleriz. VHS94 bu konuda keskin bir değişiklik yapmış. Üç filmde de dış hikaye ile kasetlerin keskin bir bağlantısı varken bu filmde o keskin bağlantı ortadan kalkmış. Tasarımsal olarak Holly Hell, oldukça ilgi çekici olsa da baskın yapılan yerde kasetlerin polislere tam olarak bağlanmaması, VHS’in klasikleşen havasını bozmuş. Özellikle Viral’da hikayelerin bağlanma şekli oldukça başarılıydı. Yine de hikaye ve mekan tasarımı -bağlanmamasına rağmen- tam bir VHS evreni kargaşasına sahip.

Storm Drain; Chloe Okuna’nın yönetmenliğini yaptığı, serinin ruhunu en derinden yaşatan bölümlerden biri. VHS’in en keskin özelliklerinden biri de tekinsiz ortamlar ve bu tekinsiz ortamlarda yapılan VHS, düşük kalite çekimlerdir. Haber kovalayan bir gazetecinin lağımın derinliklerine girip Rat Man ile karşılaşması ve Rat Man’in dizaynı tam olarak VHS’den aradığım şeydi. Yine VHS’i güzel kılan detaylardan biri de kurgudaki dokunuşlar. Filmler genellikle bir sonuca ulaşmıyor. Sonuca ulaşmadan bitiyor ya da biten filmin ucu açıkta kalıyor. Holly Hell de bunu gayet iyi yapan, yerinde kesip araya reklam koyarak absürtlüğünü konuşturan şahane bir bölüm. Finalindeki David Cronenberg vari vahşeti de ayrıca şahaneydi.

The Empty Wake; Simon Barrett’ın yönetmenliğini yaptığı, yine VHS ruhunu sonuna kadar yaşatan, sebebi muamma sonucu belirsiz ama izlemesi keyifli bir bölüm. Neden sorusu, VHS bölümlerinde zamanla yersizleşti. Nedensizce yaşanan karmaşalardan beslenen bir stil doğdu. Storm Drain de bunu gayet iyi yaparak bizi enteresan bir yaratık ile tanıştırıyor. Tek bir mekanda geçiyor olmasına rağmen tasarım, çekim, kurgu ve hikaye şahane. Beden parçaları VHS’in en gözde detaylarından biridir. The Empty Wake de vaat ettiğini fazlasıyla vererek en azından beni tatmin etmeyi başardı.

The Subject; ikinci filmde de efsane bir işe imza atan Timo Tjahjanto’nun yönetmenliğini yaptığı, tam bir VHS filmi. Yönetmenin VHS 2’deki Safe Haven bölümü, 4 film içerisinde yapılmış en iyi bölüm bile olabilir. Böylesine çılgın bir filmden sonra üzerine çıkmasını beklemiyordum tabii ki ama The Subject’in yakınlarında gezdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Tokyo Gore Police’i hatırlatan teması ile tam bir mekanik aksiyon pornosu olan bölüm, şahane çekimleri, çılgın aksiyonu ve mekankik gore sahneleri ile filmin açık ara en deli, en keyifi bölümü.

Terror; yönetmenliğini Ryan Prows’un yaptığı, bir silahları çocuğu gibi seven bir Amerikan redneck tarikatını anlatıyor. Kafayı din ve silahlarla bozmuş olan bir cahil sürüsünün eğitim kampını ve hazırladıkları silahları gördüğümüz filmin sonunda davetsiz bir misafir konuya dahil olarak tarikata cahilliklerinin cezasını kesiyor. Yaratığın kıyafet tasarımı bile VHS evrenine özgün bir kalıpta. Yukarıda da bahsettiğim gibi gidişat ve final yine “neden” sorusuna cevap vermeden oluyor ve bitiyor. Filmin en zayıf bölümü olsa da şişman tarikat üyesinin ağır taramalı silah ile estirdiği terör ve kafasına yediği kurşunlarda bir “vov” demedim değil.

Sözün özü… VHS94, serinin bütün özelliklerini içerisinde barındıran, yine şaşırtan ve şahane manyaklıklar sunan bir film. Barındırdığı bana göre tek sorun, dış hikaye ile kısalarının aradığım o bağlantıyı kurmaması. İlk 3 filmde dış hikaye ile kasetler keskin bir bağlantı kurarken yeni filmde bu maalesef yok. Bir diğer sorun ise filmin kendisi ile alakalı değil zaten. 7 yıllık ara sebepli ilişkimizde bıraktığı soğukluk ve araya onlarca korku filminin girmiş olması, VHS’i ilk 3 filmi kadar yenilikçi görmememize sebep oluyor. Bu ön yargıya rağmen filmdeki bütün kısalar, tam olarak VHS temasına sahipler ve yine, yeniden oldukça şahaneler. Kaliteli korku filmi kıtlığı çektiğimiz 2021 senesinde sürpriz olarak çıkan gelen VHS94 en azından bana ilaç gibi geldi, aradığım, açlığını çektiğim o tekinsiz ortamları, ürkütücü tavırları ve acayipliği bana doyurucu bir şekilde verdi.

7

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

Paralel Evrenler Arasında Keyifsiz Bir Seyahat: What If

Previous article

Welcome to BlumHouse: Bingo Hell, Black As Night, Madres, The Manor

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *