0

Venom: Let There be Carnage filmi 15 Ekim itibariyle izleyici karşısına çıkmak üzere. Üç kez ertelenen ve DUNE filminin de ülkemizdeki vizyon tarihini ileriye attıran, kulağa garip gelecek vaziyette Matrix’in son filmiyle aynı stüdyoda çekilmesiyle çoğu sahnenin çakıştığı bu filmi izleme fırsatını buldum. Ama filme değinmeden önce; Carnage adlı yaramaz dostumuz kimdir, neyin nesidir gelin hep birlikte göz atalım!

VAHŞETE AŞIK SÜPER KÖTÜ: CARNAGE

Babasından dayak yediği için sıkıntılı ve ağır çocukluk dönemi geçirip, bu yüzden psikopatlık seviyesinde davranışlara sahip olan Cletus Kasady annesini duş alırken saç kurutma makinesini küvete atması sonucu, büyükannesini ise tekerli sandalyesinden tutup merdivenlerden aşağıya iterek öldüren azılı suçlu arkadaşımız; babasının onu mahkemede savunmaması sebebiyle öksüz kalmış ve St. Estes Yetimhanesi’ne yollanmıştır. Asosyal olan bu belalı arkadaşımız yetimhanede yaşadığı süre boyunca herkesten kötü muamele görmüştür. Bir kişi dışında: Frances Barrison.

Film, Gençliğinde sevdiği kadın Frances’in sahip olduğu süper güçler yüzünden başka bir yere zorla götürülmesiyle başlıyor. Sevdiğini kaybetmiş Cletus yetimhanenin dört duvarı arasında öfkesiyle baş başa kalmıştır. Eddie ise Cletus’un işlediği cinayetleri çözmek için araştırma yapmaktadır. Sürekli Cletus ile görüşmeler yapan Eddie; Venom sayesinde Cletus’un öldürdüğü insanların cesetleri bulmuştur. Bu olaydan sonra Kasady’nin idam hükmüne karar verilmiştir. İdamın gerçekleşeceği gün, Eddie’nin gelmesi için ona kartpostal yollayan Cletus farkında olmadan özgürlüğüne kavuşacaktı. Eddie onun yanına gittiği esnada sinir bozucu davranışlarına ve ağır hakaretlerine maruz kalır. Mahkuma yaklaşmaması gerekirken; Eddie öfkesine yenik düşerek ona doğru hışımla yaklaşır ve çıkan arbede sonucu kökeni kan döken olan Carnage adındaki ucube arkadaşımız doğmuş olur.

Carnage’ın işi adam öldürmek ve bir dizi cinayet işlemek. Simbiyotlar yaşamları için insan etine tıpkı bir vampir gibi arzu besler. Cletus ile birleşen yaramaz simbiyot arkadaşımız Venom’a göre daha güçlüdür. Şekil değiştirme yeteneği, vücudunun herhangi bir kısmını ağa benzer bir şekle dönüştürebilmesi, yine vücudunu çeşitli silahlara dönüştürebilmesi hatta bunları fırlatabilmesi özelliklerinden birkaçını sıralamak mümkün. Bedensel yaraları normal bir insana göre çok daha hızlı bir şekilde iyileşir. Kasady aynı zamanda bilinen tüm hastalık ve enfeksiyonlara karşı da dayanıklıdır.

Carnage cinayetlerini oldukça saçma bir felsefe ile açıklar. İşlediği cinayetlerde olay yerinde kan ile “Carnage Rules” yazar ak bir dizi cinayet işleyen Kasady, işlediği cinayetleri, evrenin kaos üzerine kurulu olduğunu ve kanun ve yasaların sapıklıktan ibaret olduğunu savunur. Kanıtlayacak cesareti olan her insanın özünde kendisi gibi olabileceğine inanır. Kasady’ye göre tüm insanlar temelde kötüdür. Ve sebebi basittir.

“Öldürüyorum çünkü, yapabiliyorum.”

BEYAZ PERDEYE AKTARILAN EN KÖTÜ MARVEL FİLMİ

Yüzüklerin Efendisi serisinde ikonik bir şekilde yer edinen Gollum ve Maymunlar Cehennemi filminde Ceasar karakterleri ile hafızalarda yer edinen İngiliz oyuncu Andy Serkis tarafından yönetilen, senaryosunu ise Eddie Brock rolüyle başrolde yer alan Tom Hardy’nin kaleme aldığı bu filmde Michelle Williams’ın yanı sıra Woody Harrelson, Carnage rolünde ikiliye eşlik ediyor. Venom Let There Be Carnage filminin fragmanı internete düştüğünden beri birçok kişi filmin bende dahil olmak üzere kötü olacağını biliyordu. Ama merakımı giderdikten sonra bu filmin gerçekten korkunç derecede kötü olmasını beklemiyordum.

Ruben Fleischer’ın yönettiği ilk filmde Carlton Drake ve Venom arasında gerçekleşen çekişmeyi, Venom’un fazlasıyla saf kötü olup beslenme arzusuyla yanıp tutuştuğunu az bile olsa da bir parça Marvel filmlerinden alışık olduğumuz aksiyon sahnelerini görmekteyiz. İlk filmin daha tempolu ama ikinci filmin ise Serkis’in konudan uzak ve aksiyona yer vermediği, gereksiz şekilde Venom & Eddie romantizmi ve izleyicinin istediği Venom’a hitap etmeyecek türde filmi olduğu gözler önüne serilmektedir.

Vizyona girdiği gün beklenen gişe hasılatının altında kalması ve Andy Serkis’in bu film yüzünden izleyicilerin hayatından doksan beş dakikayı çaldığı için eleştiri topuna tutulması muhtemel görünüyor. İlk filmi bir saat elli iki dakika uzunluğundayken, ikinci film daha kısa ve doksan beş dakika uzunluğunda.  Eğer gerçekten sıkı bir Tom Hardy hayranıysanız onun hatrına izlenmeye değer. Bunların dışında söyleyebileceğim tek şey, Andy Serkis bir daha yönetmenlik koltuğuna oturmamalı ve işi ehli olan insanların yönetmenlik yapması gerektiği yönündedir.

Fazla nitelikli oyuncu seçimlerine rağmen beklentiyi arttıracak bir süper kahraman filmi amma velakin, grafiklerden tutun senaryonun Tom Hardy tarafından kaleme alınmasına rağmen film, hiçbir şekilde izleyiciyi kendisine çekmemekte ve gereksiz argümanlarla boğmaktadır. İlk filmde olduğu gibi Tom Hardy yine Amerikan aksanı yapmaya çalışırken fazlasıyla kasıntılı ve senaryo sebebiyle zorlama bir rol yaptığına ve Woody Harrelson’ın ise kötü bir saç stilinden tutun; isteksiz bir şekilde filmde Carnage rolünü fazla yapmacık vaziyette canlandırdığını görmekteyiz.

Elif Çağla
Makyaj sanatçısı, orta dünyalı bir sinefil ve içerik yazarı.

Welcome to BlumHouse: Bingo Hell, Black As Night, Madres, The Manor

Previous article

The French Dispatch: Depresif ve Narsist Wes Anderson

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *