0

Marvel, Avengers: Endgame ile Phase 3’ü bitirerek yeni evresinin temellerini atmaya başladı. Görüyoruz ki Marvel’ın bundan sonra çıkaracağı bütün diziler ve filmler birbiri ile bağlantılı olacak. Yani artık sadece film izlemeniz de yetmeyecek, diziler de Phase 4’ün bir parçası olacak. Ve anlıyoruz ki izlediğimiz ve izleyeceğimiz diziler yaklaşmakta olan kaosun temelini atmak için varlar. Wandavision, Phase 4’ün ilk adımı oldu. Finali hariç de bence gayet güzel bir başlangıç oldu diyebilirim.

Kısaca konusuna değinelim… Wanda, Infinity War’da kaybettiği aşkı Vision’ın acısıyla kendine izole edilmiş sahte bir evren yaratır. Her şeyin bir televizyon programına benzediği evrende Wanda ve Vision, mutlu mesut bir şekilde yaşamaktadır. Ta ki Wanda’nın yarattığı evrenine dışarıdan müdahale gelene kadar.

Dizi, Endgame sonrasını anlatsa da aslında Phase 4’ün başlangıcı yapacak bir temel atmıyor. Wanda’nın dizide yarattığı izole evren gibi dizi de oldukça izole bir hikaye anlatıyor. Wanda’nın filmlerde yeteri kadar öne çıkartılmadığını düşünmüş olacaklar ki, Wanda’nın ve haliyle Elisabeth Olsen’ın hakkını vermek istemişler. Ki ben de bu konuda mutluyum çünkü ben de Wanda’nın gücünün seride yeteri kadar iyi yansıtılamadığını düşünüyordum. Dizi boyunca Wanda’nın aslında ne kadar güçlü olduğunu ve gücünün sınırının da sadece keyfine bağlı olduğunu görmüş olduk.

Dizi, özellikle sanat yönetmenliği ile büyük bir keyif veriyor. İlk televizyon programlarından günümüze kadar her bölümde farklı bir yılı işleyen dizi siyah beyazdan renkliye komik ve biraz da gizemli bir şekilde geçiş yapıyor. Her dönemin komedisini dönemin çekim teknikleriyle kullanmaları özellikle ilk bölümlerde dizinin keyile izlenmesine yardım ediyor. Wanda ve Vision’ın aşkına daha önce hiç bu kadar detaylı yaklaşmadığımız için aralarındaki ufak atışma komedisi de kulağa hoş geliyor. Bu komedinin zamanla gizemli bir şekilde bozulmaya doğru gitmesi de iyi işleniyor. Fakat sonunu getiremiyorlar.

Şahsen, esas karakterin son dakika ortaya çıktığı hikayeleri hiç sevemedim. O kadar bölüm izledikten sonra “haha asıl kötü işte bu” denmesi bana biraz kolaya kaçmak gibi geliyor. Kötünün yetersiz olması da sorun değil, finalin dizi boyunca oluşturulan gizemi ve enerjiyi de karşılayamıyor olması üzücü. Son bölüme kadar her şey güzel gidiyordu ama maalesef dizi düğümü çözerken beni kaybetti. Buna rağmen Wandavision kesinlikle izlenesi bir dizi. Zaten Marvel evreniyle ilgileniyorsanız diziyi isteseniz de istemeseniz de izlemeniz gerek.

Sözün özü… Wandavision, her şey bir yana keyifli bir televizyon tarihinde yolculuk sunuyor. Bölümler ilerledikçe renklenen teması ile dizi, tasarımının hakkını veriyor. Marvel evrenine finali hariç çok bir şey katmasa da kendi içinde oldukça renkli ve keyifli bir proje. Benim gibi Wanda’nın yeteri kadar göz önüne çıkmadığını düşünüyorsanız 10 yıldır arka planda kalmış Elisabeth Olsen’a doymak için bile izleyebilirsiniz. Hatta izleyin. Kaçırmayın.

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

Görünmeyen Tehlike: The Invisible Man

Previous article

Ancak Bir Kral Vardır: Godzilla vs Kong

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

More in Televizyon