0

Geçtiğimiz cuma Showtime‘da, Amor Towles‘ın aynı adlı romanından uyarlanan A Gentleman of Moscow dizisi ekranlara geldi. İlk bölüm Ewan McGregor‘ın canlandırdığı eski bir Rus aristokratın, Paris’ten Rusya’ya dönüşü esnasında Bolşevikler tarafından kendi otelinde ev hapsinde tutuluşunu anlatıyor.

Dizi, ilk bölümüne göre kolay takip edilebilen bir ritme sahip. Ancak herkesin İngilizce ve İngiliz aksanıyla konuşması; üstelik yıllar yılı Sovyetlerin olumsuz temsili de kabak tadı vermiyor değil.

Yazının buradan sonrası spoiler içerir.

A Gentleman In Moscow: release date, cast, plot trailer more | What to Watch

Kendi Vatanında Bir Sürgün Asilzade

Aleksander Rostov adlı bir Rus aristokrat, Bolşevik İhtilali’ni Paris’te geçirdikten sonra 1921 yılında Rusya’ya geri döner. Ancak Rusya, bildiği Rusya değildir. Çar devrilmiş. Lenin‘in önderliğindeki Bolşevikler yönetimi ele geçirmiş. Devlet artık “halkın” olmuştur. Bolşevik yönetimi ise, Rostov’un kellesini uçurmak yerine, sahip olduğu otelde ev hapsine mahkum eder. Ancak sürekli kaldığı odasında değil; bir göz odada.

Otelde de oldukça renkli kişiler mevcut: Rostov’un sürekli karşılaştığı bir kız çocuğu ve eski prens, şimdinin kemancılarından Prens Nikolai. Rostov, Nikolai’yla, geçirdiği 67 gün sonrasında, otelden kaçma planı yapmaya başlar. Ancak Bolşevik askerleri oteli basarlar ve Nikolai’yı dışarıya çıkartıp vururlar.

İngiliz Soslu Bir Sovyet Dramedisi

İlk bölüme göre oldukça izlenebilir ritmi olan dizi, görsel olarak da akıllıca bir seçim yapıyor. Güncel zamanda 16:9 ekran ölçeği ve solgun renkler kullanırken, Rostov’un geçmişini anlatmak içinse öznel bakış açısıyla 4:3 ekran ölçeğiyle canlı renkler kullanıyor. Rostov’un gözünden, Çarlık Rusyası’nın ışıltılı günlerini seyrediyoruz.

Ancak, belki de yapımcıları Anglofon olmasından mıdır, bilinmez. Lakin, İngiliz aksanı ve Rus ilişkilendirilmesi de, tıpkı Star Wars‘ta İmparatorluk ordusunun İngilizler’le ilişkilendirmesini akıllara getiriyor. Yani İngilizler, Ruslar, artık ne derseniz “kötü polis”, “otorite”, “aristokrasi” ile ilişkilendiriliyor. İngiliz aksanının kullanılması diğer yandan yabancılaştırıcı bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Yine de Anglofon bir kadro olsa da, Rus aksanı kullanılabilirdi.

Öte yandan, Bolşeviklerin olumsuz bir temsile sahip olması da Anglofon anlatılardan yabancı olmadığımız bir temsil olsa gerek. İster istemez iyi-kötü iki boyutluluğu kabak tadı veriyor. Yine de Ewan McGregor için dizi izlemeye değer hale geliyor.

Airdate: A Gentleman In Moscow | TV Tonight

Sonuç Olarak

A Gentleman in Moscow, Rostov’un otelde geçirdiği ev hapsini ele alan bir mini dizi. Ancak mini dizi oluşunun avantajlarını kullanarak tekrara düşmekten kurtulacak mı, yoksa tekrara mı düşecek göreceğiz. Dizinin İngiliz bakış açısıyla çekildiği ve Bolşeviklerin olumsuzlandığı aşikar olmasına rağmen ritmi, senaryosu ve oyunculukları için şans verilmesi gereken bir dizi.

Yüksel Enes Altınok’un diğer yazılarına bakmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi TwitterInstagramDiscord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.

3 Body Problem: Asıl Problem İnsanlık Olabilir Mi?

One Day: Doğru İnsan Yanlış Zaman

 

3 Body Problem: Asıl Problem İnsanlık Olabilir Mi?

Previous article

Godzilla x Kong: The New Empire: Bazen Büyütmemek Lazım

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.

More in Televizyon