0

Secret Invasion, Marvel’ın en merakla beklenen serilerinden biriydi. Evrenin en çarpıcı konularından birine sahip olması, özellikle finale doğru giderken heyecanı arttırmıştı. Gel gelelim sonucun seyirciyi pek de etkilediğini sanmıyorum çünkü artık düşüşte olan Marvel’ın seyirciyi geri getirmesi zor olacak. Guardians of the Galaxy Vol 3. gişede –hakettiği- başarıyı yakalasa da seyirci artık 20 yıllık maratondan bıkmış durumda. Kang ve varyasyonlarının getireceği paralel evrenler kaosu dışında artık seyirciyi heyecanlandırabilecek bir Marvel filmi yok gibi. Evrene beslenen merak düşmüş olsa da Secret Invasion’ın bir şeyleri farklı yaptığını söylemek mümkün. Ne yazık ki tematik olarak farklı bu proje bıkkınlıktan nasibini alacak.

Kısaca konusuna değinelim… İlk kez Captain Marvel filminde karşılaştığımız Skrull’lar Nick Fury’nin yönlendirmesi ile dünyaya yerleşir. Fury, onlara yeni bir gezegen vaat etse de anlaşılan sözünü tutamamıştır. Zaman uzadıkça da Skrull’lar arasında bir homurdanma başlamış ve sonucunda da gizli bir isyana dönüşmüş durumda. Sadece o da değil, Thalos, Fury’den habersiz bir şekilde dünyaya haddiden fazla Skrull ile yerleşmiş. Bu da kimin gerçek kimin sahte olduğu üzerine ciddi bir ulusal güvenlik doğurmakta. Hele ki bunlardan bazıları, içinde yaşadıkları dünyayı yok etmek istiyorsa.

Karanlık ve Gizemli

Disney’in neredeyse bütün dizilerinde bir gülünçlük, çocukluk ve eğlence teması var. Bu enerjik yaklaşım da seyirciyi evrenden uzaklaştırmış gibi. Tam tersine ise Secret Invasion, tüm bu parlak parçalardan arınmış, tümüyle karanlık ve gizemli bir dizi. Daha ilk bölümden Skrull’ların oluşturduğu tehdit ve kimin gerçek kimin sahte olduğu karmaşası güzel bir şekilde veriliyor. Dizi kesinlikle baştan sona tüm gerginliğini korumayı başarıyor. Bu yaklaşımıyla da şahsen ilgimi çekmeyi başardı.

Fakat diğer Disney dizilerinde de bahsettiğim gibi Secret Invasion da kısa süresinden ötürü konuyu hızlandırılmış bir şekilde anlatıyor. Bölüm başı 35 dakika, özellikle devletin en önemli kademelerine sızmış bir örgüt hikayesi için çok kısa. Bölümlerin 50 dakkaya çekilip gerilimin daha da yedirilerek anlatılması diziyi çok daha başarılı yapabilirdi. Fakat 35 dakikadan 6 bölüm, oldukça kısa ve ne kadar tematik olarak diziyi övsem de genele baktığımızda hikayeye zarar veriyor. Disney, parlak ve eğlenceli hikayeden sonunda arınmış olsa da hala kısa süre tercihinden vazgeçmiş değil.

Büyük İroni

Solo Nick Fury projesi izlemek tabii ki keyifliydi. Yaşlanmış ve zayıflamış olmasına rağmen hala ne kadar tehlikeli olabileceğini görebiliyoruz. Fakat bu yan ya da solo projelerin en büyük problemi maalesef Nick Fury’nin sözlerinde yatıyor. Aslında rahatça çözülebilecek tüm sorunlar, Nick Fury’nin süper kahramanları konuya dahil etmek istememesi ile uzuyor. Bu da bence 20’den fazla süper güçlü kahramanın olduğu bir evrende bir ironi doğuruyor.

Nick Fury’nin bir insan olarak sorunları çözmeye çalışması fakat bunu yaparken yersiz şekilde insanların ölmesi, bu hikayeleri yazanların yarattığı en büyük ironi bence. Captain Marvel ya da Wakanda’nın hikayeye dahil olmasıyla Skrull isyanı çok rahat çözülebilirdi. Fakat bunun yerine üçüncü dünya savaşının eşiğine gidilmesi ve yine onlarca insanın ölmesine göz yumuldu.

Secret Invasion Arakat Mag

Sözün Özü

Secret Invasion, diğer Disney dizileri gibi rengarenk komedik bir dizi değil, gri ve gizemi bol bir dizi. Temelinde oldukça derin bir hikaye anlatan dizi, gereken gizemli ajans hikayesini kursa da maalesef bölüm sürelerinin kısa olmasından ötürü büyük bir dezavantajın kurbanı oluyor. Emilia Clarke, Olivia Colman, Ben Mendelshon gibi şahane oyunculara sahip olması dizinin belki de tek büyük avantajı. Fakat tabii ki rolü gereği Kingsley Ben-Adir, Samuel L. Jackson ile beraber öne çıkan isim.

Dizinin oyunculuk, aksiyon ve görsel anlamda hiçbir sorunu yok. Hatta final dövüşünü oldukça beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Dizinin ana sorunu bölüm süresinin kısalığı ve tüm Marvel filmlerinin sahip olduğu “onca şey yaşanırken bu süper kahramanlar nerede” sorusunun yanlış bir şekilde cevaplandırılması.

Valerii Ege Deshevykh’nin tüm yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

İyi Pişmiş Bir Ekip İşi: The Bear 2. Sezon İncelemesi

Bedel, Beden ve Milyonlar: The Idol

Valerii Ege Deshevykh
Ukrainian Creative Director | Motion Picture Writer | Horror Freak

İyi Pişmiş Bir Ekip İşi: The Bear 2. Sezon İncelemesi

Previous article

Varoluşun İçin Kabuğundan Çık: Silo 1. Sezon İncelemesi

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.

More in Disney