0

Düşük Bütçe, Bağımsız Gerilim

The Passenger düşük bir bütçe ile ünlü olmayan bir yönetmen ve oyuncularla çekilen bir bağımsız gerilim filmi. Çok etkili bir açılış sekansı ile sizi kendisine bağlayan film maalesef git gide düşmekten kendini alıkoyamıyor. Filmin sonuna geldiğimizde ise ağzımızda buruk bir tat ekranın başından kalkıyoruz.

Randy Bradley (Johnny Berchtold), her gece aynı kâbusları gören hamburger lokantasında çalışan bir gençtir. Hayatı pekte istediği gibi gitmeyen Bradley’in aynı iş yerinde çalışan bir zorbası da vardır. İşinde terfi olduğu gün, iş yerinde gene sıkıştırılan Bradley’in yardımına Benson (Kyle Gallner) yetişir. Bradley, Benson’un yardımı sonrası bir bakıma onun esiri olunca ikili hem yaşadıkları şehre doğru hem de geçmişe doğru bir gezintiye çıkarlar.

Filmin özeti bir lise macerası gibi dursa da filmin tam aksine kasvetli ve gergin bir hava ile başladığını söyleyebiliriz. Özellikle hamburgerci sahneleri oldukça gerilimli olan film, ikilinin yolculuğu ile beraber gerilimi tırmandırmaya devam ediyor. Belirli bir yere kadar gerilime sizde katılsanız da hem sürekli devam eden gerilim yormaya hemde filmin hikayesi açılınca etkileyiciliği azalmaya başlıyor. Film ne kadar gerilimi tırmandırsa da o gerilimi bir patlamaya dönüştürmediği için seyirciye rahatlama hissi yaşatmayı da başaramıyor.

Sürükleyici Unsur

The Passenger, Bradley ve Benson üzerine odaklanan bir film. Bu sebeple ikili arasındaki gerilim, arkadaşlık ve gizemli geçmişler öne çıkıyor. Doğal olarak filmin bütün oyunculuk yükü de iki karakter üzerinde. Gerilim kısmı iyi başlasa da filmin ortasından sonra etkisinden mecburi olarak çıkıyorsunuz. Karakterler arasında arkadaşlık bağı varmış gibi davranılsa da film sizi buna inandıramıyor. Gizemli geçmişler ise ilk 15-20 dakika sizi içine alsa da özellikle Benson karakterine tanıdıktan sonra giderek azılıyor. Bradley’in geçmişinde ki gizem sizi sona kadar götürüyor fakat gizemi öğrendikten sonra eski etkileyiciliğini yitiriyor.

Benson karakteri için filmin sürükleyici unsuru diyebiliriz. İlk başlarda gizemli bir psikopat havası verse de film ilerledikçe karakter hem basitleşiyor hem de karizmasını git gide kaybediyor. Filmin başında gizemli, sert ve profesyonel biri gibi duran Benson filmin sonlarına doğru hapse girmekten korkan, sadece fevri davranan bir Amerikan redneck’ine dönüşüyor. Benson’u oynayan Kyle Gallner de karakter için doğru bir seçim değilmiş. Bu karaktere çok daha büyük bir oyuncu gerekiyormuş.

Bradley karakteri aşırı zayıf ve içine kapanık bir karakter olduğu için film boyunca Bradley’den çok Benson ilgilinizi çeken bir karakter oluyor. Benson’da Joker misali fazla hareketli ve duygularını üst perdeden yaşayan bir kötü adam. Ama hem oyunculuk hem de karakter gelişimi zayıfken elinizde tek kalan filmin ilk 15 dakikası oluyor. Film ilerledikçe Benson’un trajedilerini de öğreniyoruz ama Benson ve Bradley’in geçmişteki problemlerinin ortak bir yere dayanması hikayeyi çok zayıflatıyor. Benson’ın giyim tarzının hoş olduğunu söyleyebilirim. Film Benson’a iyi bir araba ve iyi bir oyuncu bulabilse elimizde çok daha özel bir film olabilirdi.

Sadede Gelirsek

Bradley ise, filmin başından sonuna kadar pısırık ve ağlak bir karakter. Geçmişindeki büyük bir travmadan sonra içine kapanık ve korkak birine dönüşen Bradley, Benson’un yardımı ve zorlaması ile kendini değiştirmeye çalışıyor. Fakat Bradley’in üzerindeki bu ağlak tavır karakteri itici, sevmek içinde fazla zayıf yapıyor. Benson’ı oynayan oyuncu Bradley’e göre daha avantajlı bir konumda. En azından bu film için çok daha iyi bir performans verdiği bir gerçek. Ama Bradley’in karakter hikayesi zayıf olduğu için çok iyi bir oyuncu da onu kurtaramazmış.

The Passenger ilk 15 dakikada vaat ettiklerini bütüne yayamayan bir gerilim filmi. Birkaç yıla unutulmaya yüz tutacak bir film maalesef. Türkiye’de resmi bir yayıncısı olmayan filmi, bir gece streaming platformunuzda, zaplarken görürseniz şans verebilirsiniz.

Batuhan Oğuz’un diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Şili Üzerinde Gökyüzü: El Conde

Hayaletler Değil, İnsanlar Öldürür: A Haunting in Venice

 

 

Batuhan Oğuz

Hiçbirimiz Özgür Değiliz: Foundation İkinci Sezon Eleştirisi

Previous article

Tanrıyı Oynamak, Bir Modern Franskestein Hikayesi: Birth/Rebirth

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.