Celine Song, romantik komedilerin eleştirmenler ve izleyiciler tarafından neden hafife alındığına dair görüşlerini paylaştı. Oscar adayı yönetmene, Southampton Playhouse Sanat Yönetmeni Eric Kohn tarafından günümüzde neden daha az romantik komedi üretildiği soruldu (Song’un ikinci filmi Materialists her ne kadar bu türde olmasa da). Song, romantik filmlerin azalmasının bir nedeninin “mizojini” yani kadın düşmanlığı olduğunu, özellikle bu filmlerin sadece “chick flick” diye etiketlenmesinin cinsiyetçi bir küçümseme olduğunu belirtti.
Song, şunları ekledi:
“Ben bunu filmleri orta sınıf işler olarak düşünmek bağlamında inceliyorum. Ya öyle bir bütçeyle çekiyorsunuz ki çok büyük bir geri dönüş beklentisi oluyor, ya da festival dolaşsın diye 2 milyon doların altında yapılıyor ve yalnızca belirli bir seyirciye hitap ediyor.”
Song sözlerine şöyle devam etti:
“Genel olarak benim filmim gibi çok az proje var. Bu, dijital platformlar için değil, sinema salonları için çekilen bir film. R dereceli romantik bir dramedi ve herhangi bir kitaptan uyarlama değil. Orijinal bir hikaye. İçinde harika oyuncular var ama tarihsel olarak bu tür hep ‘chick flick’ diye küçümsendi.”
Bu küçümsemenin bir kısmı, kadınlar tarafından yazılan ve yönetilen filmlerin ataerkil bakış açısıyla değersizleştirilmesinden kaynaklanıyor. Song ayrıca insanların aşk fikrini sorgulamaktan da korktuklarını söyledi:
“Birkaç sebep var, bunlardan biri mizojini. Ama başka bir boyutu daha var. Hepimiz, aşkla takıntılı olmaktan utanıyoruz,” dedi. “Peki tamam, chick flick olsun. Bu genelde ciddi bir film değilmiş gibi söyleniyor. Bence bu iki açıdan da üzücü. Birincisi, ‘kadınlar ciddi insanlar değil’ demiş oluyorsunuz. İkincisi, ciddi insanların aşk ve flört hakkında düşünmesi önemsizmiş gibi davranılıyor. Ama ciddi insanlar da böyle şeylerle uğraşıyor. Aşk ve flört konusunda çok dertliler. Herhangi bir ciddi insana sorun. O yüzden bu tür hafife alınıyor. İnsanlar bu türden korkuyor. […] Gerçek aşk insanlara zor geliyor. Ben bunu söylediğimde yetişkinler bana Noel Baba’ya inanıyormuşum gibi bakıyor. Ama gerçek aşk, var olan tek gerçek şey. Gerçek aşkın bir Birkin çantadan veya Maserati’den neden daha az gerçek olduğunu anlamıyorum. Gerçek aşk çağlar boyunca var oldu. Bu kadar eski bir kavram.”
Song, Amerikan toplumunun aşkı bir tür ticaret gibi gördüğünü ve kendilerini birer meta olarak algıladıklarını belirtti:
“Bir Kanadalı olarak, biraz dışarıdan bir gözle baktığımda Amerikalıların kendilerini meta gibi gördüğünü fark ediyorum. Bu, ülkenin DNA’sına işlemiş bir durum,” dedi. Bu tema, ismiyle de örtüşen Materialists filminde güçlü şekilde işleniyor.
Song, oyuncu kadrosunun bu meselelere duyarlılıkla yaklaştığını anlattı. Filmin başrollerinde Dakota Johnson, Pedro Pascal ve Chris Evans yer alıyor:
“‘Ben meta değilim, insanım’ fikrini kim daha iyi anlayabilir ki? Chris, Dakota ve Pedro bunu çok iyi biliyor. Pedro, sürekli The Mandalorian’mış gibi muamele görüyor. Chris, Captain America’ymış gibi. Oysa bambaşka insanlar. Dakota, 50 Shades of Grey ile anılıyor. Düşünün, nesneleştirmenin doruk noktası!”
Sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu filmi seçmeleri ‘eğlenceli bir romantik komedi’ olduğu için değildi. Zaten her zaman romantik komedi teklifleri alıyorlar. Bu filmi benimle yapmak istediler çünkü kendimize nasıl acımasız davrandığımızı ve insan gibi davranmadığımızı anlatmak istediler. Ancak insan olduğumuzda gerçekten sevebiliriz.”
Haber kategorisindeki yazılarımıza ulaşmak için buraya tıklayın.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.










Yorumlar