Hollow Knight: Silksong: Uzun Bekleyişin Ardından

Hollow Knight‘ı oynadığım 2017 günlerini hatırlıyorum. Ne yapacağımı bilmediğim bir dipsiz boşluğa dımdızlak atılmış gibi hissetmiştim. Yine de ne olduğunu bile anlayamadığım ana karakterin karanlık atmosferde yankılanan ayak sesleri ve Christopher Larkin‘in uhrevi besteleri eşliğinde hiç bilmediğim bir dünyayı keşfetme hevesiyle dolup taşmıştım. Hollow Knight‘ın resmen oyuncuyu kendine bağlayan bir büyüsü vardı ve bu oyunun henüz giriş ekranındayken bile hissediliyordu. Üç kişilik bir ekibin böyle bir proje yaratabilmiş olmasına hala aklım ermez. Hollow Knight: Silksong ise bu hayreti içimde bu defa başka bir bedende, Hornet’in keskin ve çevik hareketleriyle tekrar uyandırdı. Hollow Knight: Silksong; bekleyişin ağırlığını hissettirmeyen, hem mirası koruyan … Hollow Knight: Silksong: Uzun Bekleyişin Ardından okumayı sürdür