The Worst Person in the World ile kalpleri fetheden Norveçli yönetmen Joachim Trier, yeni filmi Sentimental Value ile Cannes Film Festivali‘ne damga vurdu. Elle Fanning’in üstündeki “Joachim Trier Summer” yazılı tişört ise bu yeni dönemi şimdiden müjdeledi.
Prömiyer sonrası Variety’ye konuşan Joachim Trier, duygusal yoğunluğu yüksek bu projeyi “kişisel bir sinema parçası” olarak tanımladı.
“Şükran doluyum, biraz da yorgun ama en çok da rahatlamış hissediyorum. Seyircinin filmi sevdiğini hissettim; sevgi dolu bir odadaydım.”
Sentimental Value filmini Türkiye’de ilk kez Filmekimi‘nde izleyebiliriz ve film MUBI Türkiye’de yayınlanacak. Vizyona girip girmeyeceği ise henüz belirsizliğini koruyor.
Sentimental Value Filminin Konusu Ne?
Filmde, Nora (Renate Reinsve) ve Agnes (Inga Ibsdotter Lilleaas) isimli iki kız kardeş, vefat eden annelerine veda ederken yıllardır ortalıkta olmayan babaları Gustav (Stellan Skarsgård) ile yüzleşmek zorunda kalır. Gustav, kendi annesi hakkında yazdığı senaryoda başrolü ünlü kızı Nora’ya vermek ister. Ancak işler bu kadar basit değildir.
Trier: “Gustav Ben Değil ama Kaygılarım Ona Yansımış Olabilir”
“Senaryoyu kız kardeşlerin bakış açısından yazmaya başladım. Gustav’ı ise sonradan insanileştirmeye çalıştım. O farklı bir kuşaktan; 80’ler-90’lar sinemasının bir ürünü. Belki de bu karakterle kendi yönetmenlik kariyerimin sonuyla ilgili kaygılarımı işliyorumdur.”
Yönetmen, filmi politik ve tarihsel açıdan önceki işlerinden daha derin buluyor.
“İkinci Dünya Savaşı sonrası travmalarını aktarmak zordu. Ailemin yaşadıklarından dolayı bu konuyu yakından biliyorum. Büyükbabam direniş hareketindeydi, yakalanıp neredeyse ölüyordu. Bu, sonraki nesillerin duygusal iletişimini etkileyen bir hayatta kalma iklimi yarattı.”
“İnsanları Anlamakla İlgileniyorum, Düşman Yaratmakla Değil”
“Humanist sinemaya inanan biriyim. Karakterlerimde antagonist yazamam. Şu an dünya sürekli ‘öteki’ne düşmanlık kuruyor ama bu beni ilgilendirmiyor. Ben kırılganlıkla ilgileniyorum, nezaketle… Biri bu tarzı fazla duygusal buluyorsa, boşversin. Ben buyum.”
Trier ayrıca, Gustav gibi karakterlerin duygularla teması olmamasının onları felakete sürüklediğini de belirtiyor:
“Duyguları bastıran insanlar kötü kararlar alır. Gustav da öyle biri ama en azından senaryo yazabiliyor. Filmin merkezindeki çatışma bu.”
“Bir Yerel Grup Gibi: Küçük Ama Dünya Çapında Sadık Dinleyicileri Olan”
“Hollywood ne bugün? Tom Cruise filmlerini izliyorum ama bu zamana kadar sahip olduğum yaratıcı kontrolü asla feda etmezdim. Ben bir yerel grup gibi olmak istedim — ama dünyanın dört bir yanında seveni olan bir grup. ‘Hayran’ kelimesi iddialı olabilir, ama en azından bir izleyici kitlesi.”
Trier, birlikte çalıştığı ekipleri bir punk grubu gibi görüyor:
“Eskiden kötü bir davulcuydum, punk grubundan atıldım. Şimdi sinemacıyım ama hâlâ aynı gruptayım gibi hissediyorum.”
Sentimental Value, travmaların, kuşak çatışmalarının ve duyguların aile içinde nasıl dolaştığını anlatan, hassas ve samimi bir film olarak Cannes izleyicisinden büyük övgü aldı. Neon’un ABD’de dağıtımını üstlendiği yapım, Trier’in sade ama etkileyici sinema dilini sevenler için kaçırılmaması gereken bir film gibi görünüyor. Film Altın Palmiye ödülü için ise en büyük aday.
Haber kategorisindeki yazılarımıza ulaşmak için buraya tıklayın.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.










Yorumlar