50
YAZARIN PUANI

Zamanı nasıl tanımlarız? Bize sundukları mı daha ağır basar, yoksa vadettiği şeylere kadar geçen süre mi? Zamana katlanmaya dair sarf edebileceğimiz sabrın çoğu zaman bir sınırı vardır. Öyle ki, bu sınırı aşıp aşamayacağımız gerçeği; dakikalar, hatta saniyeler içinde değişebilir. Kimi zaman birkaç gün sonrası sanki bir milyon yıl ötede gibi hissettirir kimi zaman ise yalnızca birkaç saniye öncesine dönmek isteriz.

50
YAZARIN PUANI

Bu sınırlarla baş ederken sıklıkla kabuk değiştiririz. Bizi nerede neyin bekleyeceğini bilmek için en önemli araçlardan biri de hikayelerdir. Her hikaye, kafamızda alternatif bir gelecek tasarısı yaratır; bunlar, deneyim ettiğimiz dünya gerçekleri ile yoğrularak kimliğimizin bir parçası haline gelir. Hayatı öngörebilmek konusunda en faydalı medyum, bir çocuğun aklını çelebilmenin kolaylığı da hesaba katıldığında, muhtemelen animasyondur.

Cızırtılı bir ekrandan yansıyan bir bufalo sürüsü, bir çocuğun ölümle tanıştığı yegane ana ev sahipliği yaparken, canlanan oyuncaklar ise belki o ana dek fark etmediği yoldaşlarını ona hatırlatabilir. Animasyonların varoluşsal yankıları, biraz da doğaları gereği, her zaman görünür olmuştur. Ancak son yıllarda seyirci tarafından arzu edilen “anlaşılma” isteği, mütevazı yollarla karşılanan bir ricadan öteye gidip vadedilen asıl anlatılar haline geldi. Böylece, perdeye yansıyanın aslında kendimizden bir parça olduğunu fark ettiğimiz o mucizevi anların ve dönüştürücü sahnelerin miktarı bir hayli azaldı. Zaman, ölümün hatırlatıcısı olarak hep yanı başımızda duruyorken hikayeler bu bekleyişi kabullenmemizi sağlıyordu; ancak şimdi doğrudan hikayeyi metalaştırarak istemeden de olsa ölüme temas eder olduk.

Arco Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Ugo Bienvenu Gİlles Cazaux Margot Ringard Oldra Oscar Tresanini Nathanael Perrot

Birbirlerine Teğet Geçen Hayatlar

Ugo Bienvenu imzalı Arco, Cannes’daki prömiyerinden bu yana ticarileşmemiş, saf ve dolaysız animasyon anlayışı ile methediliyordu. 98. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon dalında elde ettiği adaylık da aldığı övgüleri kanıtladı. Doğruya doğru, merdiven altı Pixar kopyalarının ve Miyazaki esintili animelerin cirit attığı günümüz dünyasında prodüksiyonlu bir animasyonda heyecanlanmak gittikçe zorlaştı. Nadiren ortaya çıkan bazı istisnalar da sektörün beklediği geliştirme süreçlerine ve kreatif anlayışa sahip olmadığından etkili bir devinim yakalayamadı.

Arco‘nun ilk sahnesi, son yıllarda özlediğimiz sade ve görsel hikaye anlatımına sahip bir karşılama ile açılıyor. Bulutları delip geçen iskelelere tutturulmuş uçan evlerin bulunduğu ütopik bir dünyadayız. Fanus benzeri yapılarda ihtiyaç duyacakları her türden doğal ve yapay kaynağa sahip olan aileler, yeri geldiğinde kümes hayvanları ve bahçe işleriyle uğraşıyor yeri geldiğinde ise yarı yerçekimli alanlarda havada asılı kalarak uyuyorlar. Ancak en önemlisi, zaman yolculuğu yapabiliyorlar. Bunu çoğunlukla yeni icatlar ya da kişisel zevkler için zararsız bir keşif imkanı olarak görseler de, evin oğlu Arco küçük yaşından dolayı ailesine bu seferlerde katılamadığından bir an önce büyümek istiyor. Karakter, ailenin dinozorlarla dolu bir maceradan muhteşem anılarla döndüğü bir gece artık dayanamıyor ve ablasının ekipmanlarını alıp rastgele bir yıla yolculuk ediyor.

Arco’nun ışınlandığı yıl, onun dünyasına kıyasla bize nispeten yakın bir gelecek. Robotların, ebeveynlerin ve işçi sınıfının yerini aldığı bu dünyada, insanoğlunun evrimsel süreci hızlandırmak uğruna rutin hayatı görmezden geldiğini görüyoruz. Ekolojik krizler çoktan baş göstermiş, sıklıkla fırtınalar ve orman yangınları çıkıyor. Hatta marketler, bu karantina dönemleri için maksimum satın alma limiti gibi yeni politikalar uygular hale gelmiş. Dolayısıyla burası, Arco’nun olaysız ama refah düzeyi yüksek ütopyasının yanında adeta bir distopya adayı gibi hissettiriyor. Sistemin akıllı evler, multi fonksiyonel robotlar ve dijital eğitim veren okullara rağmen o kadar iyi işlemediğini, filmin patlak veren aksiyon sahnelerinde rahatlıkla görüyoruz.

Burada yaşayan Iris, Arco’yu tesadüf eseri ormanın ortasında buluyor ve evine dönmesi için ona yardım etmeye karar veriyor. Bu esnada küçük kardeşine bakmak ve robot dadısına yalan söylemek durumunda kalıyor. Ailesinin belli aralıklarla iş seyahatlerine gidip evde yalnız bıraktığı Iris ile Arco arasında bazı paralellikler mevcut. Öncelikle filmin absürt, karikatüristik ama aynı zamanda ayakları yere basan türden animasyon tarzı takdire şayan. Hikaye anlatımının da görsel bir sadelik içermesini, diyalog kalabalığına boğulmayıp beylik sözlerden kaçınmasını beğendim. Ancak Arco‘nun en büyük eksikliklerinden biri, ele aldığı iki karakter arasındaki çeşitli yakınlık ve uzaklıkları derinlemesine işlemek yerine, bitmek bilmeyen bir kovalamacayı odağına alması.

Arco Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Ugo Bienvenu Gİlles Cazaux Margot Ringard Oldra Oscar Tresanini Nathanael Perrot

Solgun Bir Işığın Aydınlattıkları

Arco‘nun ikinci yarısı; neredeyse tamamen ana karakterin evine ulaşabilmesi için Iris ile yaptığı denemeler, peşlerindeki robotlardan ve zaman yolculuğu pelerinini çalmak isteyen Dalton Kardeşler benzeri komploculardan kaçtıkları sekanslardan oluşuyor. Bu sahnelerin genel temposunun ve kurgusunun kötü tasarlandığını düşünmemekle beraber, filmin zamana ve insandan alıp götürdüklerine dair yönelttiği soruların çoğunlukla yanıtsız kaldığını söylemeliyim. Zira, Arco ile Iris arasında -ebeveynlerine ve rutinlerine olan yaklaşımları haricinde- neredeyse hiçbir manalı ilişki kurulmuyor. Dünya inşaası ise bu karakterler arasındaki zıtlıkları ortaya çıkarmak yerine eğlenceli bir arka plan haline geliyor.

Biri mücadele etmeyi unutmuş, diğeri ise sıradan hayatında sorumluluk almaktan bıkmış iki karakter için bu evrimsel süreç, aslında dertlerinin birebir yankısı. Ancak Bienvenu, büyürken korunaklı yankı odalarında kalmış bu iki çocuğun hayata olan yabancılığını hiç mi hiç derinleştiremiyor. Hatta filme ucuz bir çizgi roman estetiği kazandıran bilim kurgu fikirleri dahi çoğunlukla soru işaretleri yaratıyor. Mesela Arco’nun onca dahiyane buluşla dolu dünyasında neden yolculuk edilen yılların bir kaydı tutulmuyor? Veya ailesi, neden Arco’yu büyüyene kadar meraktan çatlatmak yerine yaptıkları yolculukları üstün kamera teknolojileri ile evde simüle edemiyor? Bienvenu‘nun hikayeyi tamamen çocukların ekseninde hareket eden, ebeveynlerin veya otoritelerin göz ardı edildiği bir anlayışla oluşturması elbette tesadüf değil. Ancak insan, ya Arco’nun o beklediği farkındalığı kazandığı varoluşsal bir keşif ya da “eve dönme” meselesinin bu kadar ana odak haline gelmediği daha zengin bir öykü bekliyor.

Arco‘nun günün sonunda varmaya çalıştığı yer, zamanın asıl ürününün aslında insanın ta kendisi olduğu. Hiçbir ipucunun bulunamadığı bir yoklukta dahi mağaraya kazınmış bir sembol ya da küçük bir çocuğun defterine yaptığı karalama, insanoğlunun geride bıraktığı asıl miras haline gelebiliyor. Bu açıdan hem evrimi hem de getirdiği koşullu özgürleşmeyi gündelik hayatın içinde ufacık anlarla anlatabilmesi, Arco‘nun en büyük alametifarikalarından. Bienvenu, finalde aileyi asıl hazine olarak gösterip aceleci ve bir miktar ucuz bir çözüm ile çıkagelse de, dünya hep ileri giderken daima bir adım geriden gelen, henüz üzerine bastığı toprağı bile tanımayan yeni nesillerin karmaşasına ilginç bir yerden ışık tutuyor. Yönetmenin yer yer bir yetişkin olarak bu dünyayı felsefi açıdan ne kadar ciddiye alacağını bilememesine karşın, bu solgun ışık bile eminim kimilerine yol göstermeye yetecektir.


Tunahan İbiş’in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Scarlet: Arafta Kaybolan Masal

Is This Thing On?: Çürüyen Evliliğin Aydınlanma Arayışı

TUNAHAN İBİŞ
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği öğrencisi. Tam zamanlı izleyici, yarı zamanlı sinema yazarı ve editör.

Return to Silent Hill: Sis, Gürültü ve Boşluk

önceki yazı

DTF St. Louis: Trajik Bir Aşk Üçgeni

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir