“Is This Thing On?” ifadesi, Türkçeye kelimesi kelimesine çevrildiğinde kulağa tuhaf gelebilir. İngilizcede sahneye çıkan birinin mikrofonu kontrol ederken söylediği o meşhur cümledir: “Bu şey açık mı?” ya da daha anlaşılır cümle kalıbıyla “Sesim geliyor mu?” demektir. Ancak Bradley Cooper, bu başlığı filmin anlatısına ve içeriğine cuk oturur bir şekilde isimlendiriyor; bu soru, filmin bütün dramatik yapısını özetliyor. Çünkü ana karakterin asıl sorduğu soru, mikrofonun çalışıp çalışmadığı üzerine değildir. Sorduğu şey şudur: “Ben hâlâ duyuluyor muyum? Ben hâlâ var mıyım?”
Başlıktaki bu küçük teknik cümle, modern evliliklerin ve erkeklik krizlerinin en temel sorununu işaret eder: görünmez olma korkusu. Film, daha ilk andan itibaren bize şunu fısıldar: İnsan bazen yıllarca konuşur ama aslında hiç duyulmaz. Ve duyulmadığını fark ettiği an, ya susar ya da bağırmaya başlar. Ana karakterimizin stand-up sahnesine çıkışı, işte bu bağırma anıdır. Alex Novak karakterinin stand-up olayını bir terapi olarak kullanarak kendini bulma hikayesine tanıklık ederiz. İnsanların çöküş anlarındaki arayışının bir yenilenme süreci olduğunu benimsemiş oluruz. Nitekim, ilişkilerde sönmüş ve yılmış erkek tipi çekiciliğini yitirir. Dolayısıyla Alex Novak karakteri gibi kendini bulmayı beklerler. Bu durum da bazen ancak radikal çözümlerle vuku bulabilir.

Evlilik Kısıtlayıcı Bir Alan mıdır?
Film, çürüyen bir evliliği melodramatik krizlerle değil, gerçekçi analizlerle anlatır. Evliliğin içindeki sorunlara gerçekten de kafa yorar. Bu yüzden de filmin kurgusunu gereksiz ayrıntılardan arındırır. Örneğin ana karakterimizin mesleği finanstır. Ancak bu mesleğe dair filmde bir ayrıntı dahi görmeyiz. Çünkü anlatılan hikayedeki odak, başlıklardan çok insan psikolojisidir.
Büyük kavgalar veya dramatik kapı çarpmalar yoktur. Bunun yerine, iki insanın yavaş yavaş birbirinden uzaklaşması vardır. Erkek karakter evliliği “kurulmuş bir düzen” olarak görürken, kadın karakter “sürekli beslenmesi gereken bir bağ” olarak algılar. Aradaki fark, tam da bu beslenme meselesinde ortaya çıkar.
Erkek için evlilik tamamlanmış bir projedir, kadın için ise devam eden bir süreçtir. Erkek, özgürlüğünü evlilik içinde kaybettiğini düşünür; kadın ise görünürlüğünü kaybettiğini hisseder. İşte bu iki kayıp, aynı çatı altında farklı yalnızlıklar üretir. Is This Thing On?, bu noktada romantik bir çözüm sunmayarak gerçek hayata yaklaşmayı tercih eder. Böylelikle modern ilişkilerin en büyük yanılgısını ifşa eder: konforu özgürlük sanmak.

Özgürleşme Bazen Sadece İçini Dökmektir
Ana karakterin sahneye çıkışı, kariyer hamlesi olmaktan ziyade bir içsel terapi seansıdır. Mikrofon, bastırılmış duyguların kilidini açar. Mizah burada savunma mekanizması değildir; kendini ifşa etme aracıdır. Erkeklik kültürünün “güçlü ol, sus, dayan” telkinine karşı, karakter ilk kez kendi zayıflıklarını alenen dile getirir. Zaten özgüven oluşturmanın temeli, bir yerlerden onay alabilmektir. Sahnedeki espri görünümündeki evliliğe dair dokundurmalara karşı gelen kahkahalar da bir onay işlevi görür.
İlginç olan şudur: Erkek özgüvenini kazandıkça, karısının ilgisi de geri gelmeye başlar. Bu durum aşkın yeniden doğuşu değil, enerjinin geri dönüşümüdür. Film, insanların çoğu zaman birbirlerine değil, birbirlerinin canlılığına âşık olduklarını ima eder. Kadın karakterin bakışı değiştiğinde aslında değişen şey adamın kimliği değil, parıltısıdır. Bu parıltı, evliliğin yeniden tartışılmasına zemin hazırlar.
Örneğin bir sahnede ana karakterimiz, 26 yıldır evli olduğu karısından başka biriyle sevişmesini anlatırken, avcı kimliğini yeniden kazandığından bahseder. Bu durum bir kadın için cazibe merkezine dönüşebilir. Çünkü hiçbir kadın kocasını bir av olarak görmek istemez. Yılların yıpranmışlığının altında yenilenmeye uğrayan bakış açıları ve olaylara dışarıdan daha derin bakmaya olanak sağlar. Bu bakımdan Is This Thing On? herkese uygun bir film olmayabilir. Ama evli insanlar için kılavuz kitabına dönüşerek daha etkileyici hale gelebilir.

Büyüyemeyen Yetişkinler
Ana karakterin kadınlara ve evliliğe bakışı, ailesinden devraldığı bilinçaltı kodlarıyla şekillenir. Annesi olaylara mesafeli olmakla beraber, düzeni birleştirici bir unsur olarak gördüğü için ilişki dinamiklerine odaklanmaya uzak bir figür olurken; babası destekleyici ve cesur olmayı teşvik edici yapısıyla ana karakterimizin gelişimine büyük bir katkıda bulunur. Özellikle baba-oğul ilişkisinde Alex’in en kötü stand-up gecesindeki ziyaret sahnesi, filmin toparlanma anlarının başında gelir. Babasının sahneye çıkışındaki cesaretini takdir edip iyileştirici etkisi, insanın gelişiminin aynası gibidir.
Is This Thing On?, karakterin sahnedeki itirafları aracılığıyla bu mirası sorgulatır. Erkek, ilk kez “öğrendiği erkeklik” ile “olmak istediği erkeklik” arasındaki farkı görür. İşte bu farkındalık, filmin asıl aydınlanma anıdır. Çünkü evlilik krizinin kökü, eşler arasındaki anlaşmazlıktan ziyade geçmişten taşınan rollerin sorgulanmamasındadır. Bu sebeple de aile faktörü şekillendiricidir. Bilinçli bir birey de radikal eylemler sonrasında kendini sorgulamayı bildiği takdirde doğruyu bulabilir.
Bradley Cooper’ın “young adult” (genç yetişkin) enerjisi taşıyan yan hikâyesi, ana karakterin potansiyelini hatırlatan bir ayna işlevi görür. Erkeklerin en büyük yanılgısı, evliliği kendi potansiyellerine vurulmuş bir darbe olarak görmeleridir. Dolayısıyla, bu bahanenin arkasına saklanırlar. Bu yüzden de hayallerine ulaşma yolunda özgürleşmelerinin gerektiğini düşünürler. Ana karakterimiz, her hamlesinde elinden kayıp giden evliliğine ne kadar bağlanırsa bağlansın; bu yan hikayede de tam tersini görürüz. Aydınlanmaya ulaşamayan, büyüyememiş bir erkek mantalitesini filme dahil eden bir hamle karşımıza çıkar. Hatta bu karakter sayesinde ana karakterimizin daha derin düşündüğünü anlarız. Çünkü ona büyük anlam katar.
Andra Day’in karakteri ise kadın perspektifini genişletir. O, evliliğin dışındaki bir olasılığı temsil eder; ama romantik bir kaçış değil, bireysel bir farkındalık alanıdır. Böylece film, erkek aydınlanmasının kadın üzerindeki etkisini de dolaylı biçimde bu karakter üzerinden sorgular. Kadınlara çekici gelen enerjinin, parlayan erkeğe karşı ilgisini böylelikle görebiliriz. Evlilik, insanların birbirlerine tahammül seviyeleriyle ölçülebilen bir uzunluktadır. Film de bu noktada ancak yeni heyecanların ilişkileri ayakta tutabileceğine vurgu yapar.

İlişkiler Nefes Almak İster
Filmin tablo sahnesi, anlatının kırılma noktasıdır. Çünkü ana karakterimizin ilişkideki sorunları gerçek anlamda anladığı ve aydınlandığı tek sahne aslında bu sahnedir. Bradley Cooper’ın karakterinin aptallığı, bu sahnede Alex Novak’ın bilgeleşmesine neden olur. Bu sahnede Alex; eşinin zirvede olduğu bir döneminde, yani ABD milli takımında voleybol oynarken, arka plan açısından smaca çıkan bir kadının zirve anını çerçeveler ve karısının bu jestten hoşlanacağını düşünür. Ancak karısı buna tepki gösterir.
Bunun sebebi basittir: Kadınlar, genelde erkeğin kendisini o anki haliyle zirvede görmesini isterler. Yani kadının en kötü halinde bile değer görme arzusu, erkeğe güveni artırır. Bu tablo, erkeğin nostaljiye takıntısını ifşa eder. Karısının zirvedeki halini arzuladığını gösterir. Halbuki kadının bakış açısına göre o haliyle değil, şu anki haliyle arzu duyulması ikna edici bir bakış açısıdır. Bu yüzden de tablo, finale gidilen yolda en önemli faktöre dönüşür.
Is This Thing On?, mikrofon kontrolü yapan bir komedyenin hikâyesi değil; duyulmak isteyen bir erkeğin, görülmek isteyen bir kadının ve yeniden yazılmak isteyen bir evliliğin hikâyesidir. Film bize şunu sorar: “Gerçekten özgür müsün, yoksa konforuna mı bağımlısın?” Ayrıca “Sesin geliyor olabilir. Ama sen gerçekten dinliyor musun?” sorusu ile film, evlilik gibi uzun ilişkilerin zaman zaman nefes alması gerektiğini vurgular.
Her ilişkiye uzaktan bakmak, hem öğretici hem de dönüştürücü bir eylemdir. İnsanlar kendilerini yenilemedikleri sürece mutlu olamazlar. Çünkü yerlerinde saymak ancak çürümeye yol açar. Is This Thing On? bir boşanma öyküsü gibi başlayan hikayeden, evliliğin gerçek yüzünü ortaya döken ve onu anlamlandırmaya çalışan bir yapıma dönüşür. Başlıktaki soru, film boyunca yankılanır. Mikrofon açık olabilir. Ama asıl mesele şudur: Kalbimiz dinlemeye açık mı?
Haktan Kaan İçel’in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.


















Yorumlar