Tanrı kendisine ses olarak Antonio Salieri yerine neden Amadeus Wolfgang Mozart’ı seçti? Bu sorudan doğan hayranlıkla karışık nefretin hikâyesini pek çok insan bilir. Saray bestecisi olarak nam salan Salieri ile Salzburg’dan Viyana’ya müziğini daha fazla insana duyurmak için gelen Mozart. Böyle söyleyince güç dengeleri insana kesin ve değişmez görünür. Oysa yakınlaşıp Mozart’ın müziğine kulak verdiğimizde işler değişir. Çünkü umursamaz, hayta, aklı bir karış havada olarak tasvir edilen Mozart, hiyerarşiyi alt üst eden inanılmaz yeteneğiyle belirir. Salieri, Mozart‘ın onu yerinden ve ününden edebileceğini fark ettiğinde uyanmanın imkânsız olduğu bir kâbusa sürüklenir. Hayran olduğu müziğine rağmen, Mozart‘ı ahlaktan yoksun, iğrenç bir yaratık olarak görür. İnsan ona kendi vasatlığını fark ettiren bir aynayla karşı karşıya gelmeye nasıl dayanır?

Hırsın, rekabetin ve kişinin kendisiyle yüzleşmesinin ne kadar zor olduğunun hikâyesi, bu defa beş bölümden oluşan mini bir dizi olarak karşımızda. Bazı bölümlerini Julian Farino’nun, diğer bölümlerini ise Alice Seabright’ın yönettiği Sky Original yapımı Amadeus, Mozart’ın ölümünden on yıl önceye, Viyana’ya ayak bastığı ilk günlere dönerek neler olduğunu kronolojik olarak ekrana taşıyor. Peter Shaffer’in 1981 tarihli oyunundan serbest bir uyarlama olan dizi, Miloš Forman’ın 1984 tarihli aynı isimli filminden farklı bir Salieri imgesi yaratıyor. Amadeus, karakterlerini sivrileştirip çok daha keskin ve modern bir çizgide sergilemeyi seçerken dizinin başrollerini Paul Bettany ile Will Sharpie paylaşıyor.

Bu yazı Amadeus dizisi hakkında spoiler içerebilir.

Amadeus 1 Sezon Dizi İnceleme Arakat Mag 2025 Joe Barton Julian Farino Paul Bettany Gabrielle Creevy Will Sharpe Sky Original

Şehre Bir Yabancı Gelir

Mozart’ın babasına rağmen Viyana’ya ayak bastığı günler 1781’e rastlar. Dizi de bu tarihten başlar anlatmaya. O günler Avrupa’nın Fransa’da yaşanacak halk ayaklanmasıyla çalkalanmadan önceki görece huzurlu son zamanlarıdır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Osmanlı’yla savaşacağı 1787 yılına pek de bir şey kalmamıştır.

Yine de o tarihe kadar, sanatı ve sanatçıyı destekleyen Kral Joseph‘in (Rory Kinnear) sarayında kalıp Salieri’den (Paul Bettany) piyano dersleri alacak fırsatı vardır. Kral, Salieri gibi pek çok müzisyene alan açar, yeni opera ve girişimleri destekler. Krala bu kadar yakın olmak doğal olarak Salieri’yi imtiyaz sahibi yapar. Ne var ki desteklenmediği zamanlar da olur. Yeni besteler yapıp onları sahnelemek istediğinde kral eski operalarından birini yeniden yazmasını ister. Salieri, kralın ona olan güvensizliğini hisseder. Ne de olsa yeni ve dişe dokunur bir beste yapmayalı uzun zaman geçmiştir.

İşte o günlerde namı yayılan Mozart (Will Sharpie), kraliyet sarayındaki bir düelloda yer alır. Konukların hepsini büyüler, en başta da Salieri’yi. Kralın bir opera ısmarlamaya karar verdiği Mozart, genelevde geçen bir aşk hikâyesi anlatmak istediğinde kraliyetin tutucu müzisyenleri tarafından hayretle karşılanır. Kendisi gibi bestekâr bir babanın küçük yaşta keşfedip yetiştirdiği Mozart, tanrı hediyesi bir yeteneğe ve şeytan tüyüne sahiptir. Öyle ki ne kadar uç, aşırı ve dönemin koşullarına ters fikri varsa hepsini hayata geçirmenin bir yolunu bulur. Salieri, bu durumu anlamakta zorlanır. Mozart nasıl olur da her zaman dört ayak üzerine düşer? Böylece düşmanlığı ve kıskançlığı katlanarak artar.

Amadeus 1 Sezon Dizi İnceleme Arakat Mag 2025 Joe Barton Julian Farino Paul Bettany Gabrielle Creevy Will Sharpe Sky Original

Neden Ben Değil de O?

Salieri, öfkesini onu vasatlığıyla yüzleştiren Mozart’a yöneltir. Ama aslında mesele Tanrı’nın onu seçmemesidir. Yaratan tarafından ciddiye alınmaması gururunu kırar, onu gücendirir. Çünkü yaygın inanışına göre, Tanrı konuşmak istediğinde müziği kullanır. Dolayısıyla Salieri‘ye göre mesele yetenekli ya da yaratıcı olup olmamasından öte, seçilen olma onuruna erişememesidir. Buna layık biri olmadığı düşüncesi tanrıyla arasını açar. “Şimdi sen ve ben düşmanız.” diyerek üstünü kapattığı haç, onu çok daha hovarda, içen, sevişen, entrikalar çeviren biri haline getirir.

Daha tuhafı, bütün bu yaptıklarının yanına kaldığını, cezalandırılmadığını fark eder. İnanç sisteminde açılan gedik, Salieri’yi dönülmesi zor bir yere sürükler. Hazırladığı operanın ne olduğunu öğrenmek isteyerek Mozart’ın peşinden yolladığı Franz Süssmayr (Jyuddah Jaymes), yaratılan entrikalarda önemli bir rol üstlenir. Süssmayr, Mozart’ın eşi Constanze’yi (Gabrielle Creevy) taktir eder ve görür. Böylece Mozart‘ın ruh dünyasına yabancı kalan Constanze eşinden uzaklaşarak Süssmayr‘a yakınlaşır. Salieri, Mozart‘ı yalnızlaştıran yolun ilk tuğlalarını bu tür gizli hamleleriyle döşer.

Esasında Salieri, düşmanını yakınında tutmanın yollarını arar. 1984 yapımı film uyarlamasının aksine, dizinin Mozart’ı da daha açıkgöz ve kindar resmedilir. Örneğin, genelevde geçen operası için kralın yaptığı “Çok fazla nota var.” yorumuna Salieri‘nin katıldığını unutmaz. Buna rağmen Mozart, Salieri’yi rakip olarak da görmez. Salieri ise Tanrı’ya olan bağlılığından vazgeçtikçe Mozart’ın zayıf yanlarını görmeye başlayarak onu sarsabileceği her fırsatı kullanır.

Örneğin, babasının ölüm haberini Mozart’a götürme fırsatını değerlendirir. Ne var ki Mozart, bir kuş için cenaze töreni düzenlerken babasının ölümü hakkında tek kelime etmez. Duyguları sanatına sızarak vuku bulur. Don Giovanni operasında babasının hayatı üzerindeki gücü görünür hâle gelir. Tam da eşi Constanze’nin dediği gibi, Mozart’ı ancak karakterleri aracılığıyla tanımak mümkün olur. Salieri de düşmanını nerede, nasıl öldüreceği sorularının yanıtını Mozart’ın sanatında bulur.

Amadeus 1 Sezon Dizi İnceleme Arakat Mag 2025 Joe Barton Julian Farino Paul Bettany Gabrielle Creevy Will Sharpe Sky Original

Takip Eden Karanlık Gölge

Amadeus, bir cinayet itirafı gibi başlar. Salieri ölmeye yakınken yanına Constanze’yi çağırarak Mozart’ı öldürdüğünü söyler. Constanze bu itiraf karşısında soğukkanlı davranır. Salieri, cinayet aleti olarak bir hayalete dönüşmeyi seçtiğini anlatır. Mozart’ın karşısına Don Giovanni operasında babasını temsil eden kişinin kostümüyle çıkar. Mozart’ın acımasız ve buyurgan karakterli babası, oğluna hayatı boyunca disiplinli olması için işkence etmiştir.

Piyano çalmayı ondan öğrendiği halde babasından daha iyi bir bestekâr olması, aralarında konuşulmayan bir çatışma yaratır. Ne Constanze’yle hamile kaldığı için evlenmesinden mutlu ne de sözünü dinlemeyip Viyana’da kalmasından hoşnuttur. Düğününe, sarayda sahnelenen ilk operasını izlemeye gelmediği gibi, oğlunun kendini rezil ettiğini düşünür. Babası, oğlunun yeteneğine ve iradesine sözünün geçmediği gerçeğini reddeder. Salieri’nin canlandırdığı hayalet, babanın ölümüyle oğulun kavuşabileceği rahatlamanın önüne geçer.

Mozart baba olduğunda babasıyla ilişkisinde eksik olanı iyileştirme fırsatı olduğunu görmez. Zaten çocuğunun doğumu Mozart‘ta heyecan da yaratmaz. Dünyaya gelen oğlu için bestelemeye çalıştığı eseri yazarken Tanrı’nın sesini duyamaz. Oğlunun ateş sebebiyle öldüğünü öğrendiklerinde, aynı beste kolaylıkla ölüm ayini için bestelenen bir esere dönüşür. Mozart, bütün bunlar olurken iç dünyasının akıntısına kapılır. Zihni neredeyse hiçbir zaman susturamadığı ritimler, sesler, fikirler ve notalarla dolup taşar.

Salieri, düşmanına özenen herkesin düştüğü yanılgıya kendisinin de düştüğünü, Mozart’ın ölümüne şahit olurken anlar. Mozart, yaptığı bestelerle hatırlanmaya yazgılı olmasına rağmen, genç yaşta ölümü tadar. Salieri ise Constanze’yi Mozart’ı öldürdüğüne ikna etmek zorunda kalır. Çünkü müziğiyle hatırlanmasının imkânsız olduğunu Mozart‘ı ilk kez dinlediğinde anlamıştır. Tek seçeneği, hatırlanmak uğruna tükettiği ömrünü Mozart’ın müziğine bir hikâyeyle iliştirmektir.1 Sezon Dizi İnceleme Arakat Mag 2025 Joe Barton Julian Farino Paul Bettany Gabrielle Creevy Will Sharpe Sky Original

Kendisini Fazla Ciddiye Alıyor

Amadeus, bana kalırsa 1985 yılının Oscar Ödül Töreni’nden sekiz ödülle dönen Amadeus gibi rüştünü ispat etmiş bir filmin modern, serbest ve biraz da vasat bir uyarlaması. En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödülleri de bulunan 1984 yapımı Amadeus, dönemin atmosferini ciddiye alırken karakterini ve aralarındaki dinamiği bir o kadar sade ve mizahi tonla anlatıyor. Merkezinde müzik var. Oysa dizinin senaryosunu yazan Joe Barton, Mozart’ın kişisel hayatına dair doğru olup olmadığıyla ilgili kuşku uyandıran detaylara dalıyor. Zira, yaşanmış olaylara dair yaratılan çeşitlilik seyircide kafa karışıklığı oluşturuyor.

Nihayetinde magazinsel tarafına ağırlık verilen anlatı, kendisini fazla ciddiye alırken karakterlerini de sivriltiyor. Tuhaf olan yanı şu ki, Salieri’yi filmde ve dizide canlandıran F. Murray Abraham ile Paul Bettany çok farklı görünmelerine rağmen izleyiciyi ikna ediyor. Aynı durum Mozart’ı oynayan Tom Hulce ile Will Sharpe için de geçerli. Ancak anlatının tonundan dolayı Will Sharpe, Tom Hulce’un doğal bir şapşallıkla aktardığı Mozart’tan epey farklı hissettiriyor.

Amadeus, beş bölümden oluşan mini bir dizi olmasına rağmen, Mozart’ın müziğinden ziyade Salieri ile Mozart arasında gelişen tuhaf ilişkiyi mercek altına alıyor. Üstelik bu ilişkinin karmaşık olmasını kabul etmeyerek meseleyi yalnızca düşmanlığa indirgiyor. Amadeus, tıpkı filmde olduğu gibi Salieri’nin olaylara yaklaşımı çerçevesinde ilerliyor. Ancak bu defa karşımıza beklenmedik bir konuk olarak Aleksandr Puşkin çıkıyor. Kendisi, Mozart’ın müziğinden etkilenen Salieri’nin izini süren bir başka sanatçı. Ortadaki bağlam kopuk gözükse de, Amadeus sanatçıların kendilerinden önce yaşananlardan nasıl etkilendiğini gözler önüne seriyor. Neticede hepimiz hikâyemizin biri tarafından anlatılmasına ihtiyaç duyuyoruz. Kimse Salieri’nin müziğini hatırlamazken, hikâyesini bir defa duyanın onu unutması belki de bu yüzden imkânsız. Bu açıdan Salieri, uğruna ömrünü tüketse de asıl isteğine ulaşmıştır, yani hatırlanma mertebesine.


Burcu Demirer‘in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Wonder Man 1. Sezon: Hollywood Işıltısındaki Süper Kahraman

Bridgerton 4. Sezon 1. Kısım: Masalın Bittiği Yer

BURCU DEMİRER
28 yaşında, İstanbul'da yaşıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Halkla İlişkiler ve Karşılaştırmalı Edebiyat okudu. Metin yazarı olarak çalışıyor. Edebiyat, sinema ve tiyatro aracılığıyla yarınki yüzünü keşfediyor.

    Silent Night Deadly Night: Katil Noel Babanın Dönüşümü

    önceki yazı

    Rebecca: Unutulamayanın Gücü

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir