0

Mamoru Hosoda’nın yeni filmi Scarlet, kağıt üzerinde sinema tarihinde nadiren karşılaşılan türden bir cesaret barındırıyor: Shakespeare’in Hamlet’ini cinsiyet değiştirerek, zaman dışı bir araf dünyasında geçen anime destanına dönüştürmek. Bu fikir, yönetmenin daha önce hayal gücü ile duygusal samimiyeti birleştirdiği filmleri düşünüldüğünde oldukça heyecan vericiydi. Fakat Scarlet, kimi anlarda görkemli olsa dahi, anlatı içerisinde yönünü kaybeden bir trajedi olarak karşımıza çıkıyor.

Bu yazı Scarlet filmi hakkında spoiler içeren ögelere sahip olabilir.

Scarlet Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Cannes Film Festival TME Filmleri Mamoru Hosoda Mana Ashida Masaki Okada Masachika Ichimura

Hamlet’ten Araf Masalına

Mamoru Hosoda, modern anime sinemasında kendine özgü bir alan açmış, hayal gücünü evrensel duygularla buluşturabilen nadir yönetmenlerden biri. Kariyerine bakıldığında, gerçekliğin sınırlarını zorlayan ama bunu her zaman insani, sade ve samimi bir duygusal çekirdekle yapan bir anlatıcı olduğu görülür. Mirai’de küçük bir çocuğun kıskançlığını zamanlar arası bir yolculuğa dönüştürmüş, Belle’de ise trajediyi dijital bir evrende katarsise ulaştıran görkemli bir anlatı kurmuştu. Özellikle Belle, hem görsel ihtişamı hem de duygusal patlamasıyla internet çağını anlatan en etkileyici filmlerden biri olarak hafızalara kazındı. Bu nedenle Hosoda’nın yeni filmi Scarlet, beklentileri doğal olarak oldukça yukarı taşıyan bir projeydi.

Kağıt üzerinde bakıldığında Scarlet gerçekten de heyecan verici bir fikir gibi duruyor: Shakespeare’in Hamlet’inin anime formunda, zamanın dışına taşmış bir araf dünyasında geçen, cinsiyet değiştirerek yeniden yorumlanmış bir versiyonu. Ortaçağ Danimarkası’nda yaşayan genç prenses Scarlet, amcası Claudius’un babasını öldürüp tahtı ele geçirmesine tanık oluyor. Kısa süre sonra kendisi de ölerek, zamanın ve mekânın eridiği tuhaf bir öte dünya olan “Otherworld”e uyanıyor. Bu sonsuz arafta farklı çağlardan ölü ruhlar dolaşıyor; bazıları yok oluşa doğru sürüklenirken, bazıları göğe açılan efsanevi bir merdivenin peşinden koşuyor. Scarlet ise tek bir amaçla bu topraklarda ilerliyor: intikam.

Scarlet Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Cannes Film Festival TME Filmleri Mamoru Hosoda Mana Ashida Masaki Okada Masachika Ichimura

Saraydan Ölüler Diyarına

Filmin açılışı, 16. yüzyıl Danimarkası’nda geçen trajik olayları oldukça etkileyici bir görsellikle kuruyor. Altın varaklı saraylar, görkemli dekorlar ve ihtişamlı kostümler, masalsı bir estetik yaratıyor. Ancak bu huzurlu görüntü kısa sürede parçalanıyor. Saray muhafızları Scarlet’in babasını sürükleyerek götürüyor, kalabalık bir meydanda baltalı cellatlar arasında infaz ediyor. Balkonundan bunu izleyen Scarlet, babasının son sözlerini duyamıyor; yere indiğinde ise onu kanlar içinde buluyor. Bu an, filmin dramatik çekirdeğini oluşturuyor: genç prensesin içinde büyüyen intikam arzusu.

Scarlet, yıllarını amcasını öldürmeye hazırlanarak geçiriyor. Sonunda planını uygulamaya koyduğunda ise kader tersine dönüyor: Claudius içecekleri değiştiriyor ve zehirlenen kişi Scarlet oluyor. Bu noktada film, Shakespeare’in trajedisini doğrudan takip etmek yerine bambaşka bir yöne sapıyor. Scarlet; ölerek “Otherworld” adlı tuhaf, zamansız arafta uyanıyor.

Bu dünya, bir tür sonsuz çöl gibi tasarlanmış. Farklı dönemlerden insanlar burada bir araya gelmiş; kimisi umutsuzca dolaşıyor kimisi haydut çetelerine katılmış kimisi de cennete açılan “Sonsuz Topraklar”a ulaşmanın yolunu arıyor. Scarlet, burada amcasının da bulunduğunu öğreniyor. Claudius, ölülerden bir ordu kurmuş ve onları Sonsuz Topraklar’a götürme vaadiyle peşine takmış durumda. Tek istediği ise sevdiği kadının, yani Gertrude’un, bu dünyaya gelmesi.

Bu noktada Scarlet, hem fiziksel hem ruhsal bir yolculuğa çıkıyor. Kumların arasında çürümüş cesetlerden zırh parçaları toplayarak kendine bir savaş kıyafeti hazırlıyor. Bu dünya, askerler ve yağmacı haydutlarla dolu tehlikeli bir yer. Ancak karakter, bu karanlık yolculukta yalnız değil. Zira Scarlet, modern çağdan bir paramedik olan Hijiri adında bir adamla karşılaşıyor. Hijiri, hayatını insanları iyileştirmeye adamış biri. Öte dünyada bile düşmanları tedavi etmeye çalışan, şiddetten kaçınan bir karakter.

Scarlet Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Cannes Film Festival TME Filmleri Mamoru Hosoda Mana Ashida Masaki Okada Masachika Ichimura

İntikam ve Merhamet Arasındaki Yüzeysel Tematik Geçişler

Hijiri, Scarlet’in tam karşıtı gibi konumlanıyor. Scarlet’in tek derdi intikamken, Hijiri sürekli onu durdurmaya, affetmeye ve öfkesini bırakmaya çağırıyor. Bu karşıtlık, filmin duygusal merkezini oluşturuyor. Hijiri’nin sabırlı ve insancıl yaklaşımı, Scarlet’in donmuş kalbinde yavaş yavaş bir çözülme yaratıyor. Ancak film, bu dönüşümü yeterince ikna edici biçimde kuramıyor. Scarlet’in karakter gelişimi, hızlı ve yüzeysel hissettiren sahnelerle ilerliyor. Başlangıçta masum ve çekingen bir prenses olarak tanıtılan karakter, neredeyse anında ölümcül bir savaşçıya dönüşüyor. Bu ani değişim, hikâyenin dramatik etkisini zayıflatıyor.

Filmin en büyük sorunu, tematik ağırlığını taşıyacak dramatik yoğunluğu kurmakta zorlanması. Scarlet, intikamın zehirli doğasını sorgulamak ve affetmenin iyileştirici gücünü vurgulamak istiyor. Ancak bunu yaparken, meseleleri fazla geniş ve yüzeysel biçimde ele alıyor. Scarlet’in amcasına duyduğu nefret, öte dünyada gördüğü yıkım ve insanlık trajedileriyle yumuşuyor gibi görünse de, bu dönüşüm duygusal olarak inandırıcı değil.

Filmde politik ve toplumsal göndermeler de yer yer beliriyor. Claudius’a karşı ayaklanan kalabalıklar, yoksulluk ve sömürü imgeleri, farklı kültürlerden insanların bir araya geldiği diasporik topluluklar… Ancak bu sahneler, güçlü fikirler barındırmasına rağmen yeterince derinleştirilmiyor. Örneğin Scarlet ve Hijiri’nin farklı ülkelerden gelen ruhların kurduğu bir topluluğa rastladığı bölüm, anlamlı bir kültürel karşılaşma olabilecekken, yalnızca neşeli ama bir o kadar da gereksiz bir dans sahnesine dönüşüyor.

Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Cannes Film Festival TME Filmleri Mamoru Hosoda Mana Ashida Masaki Okada Masachika Ichimura

Görsel Dünya ve Duygu Arasındaki Kopukluk

Görsel açıdan ise film, hem etkileyici hem sorunlu bir deneyim sunuyor. Yaşayanların dünyası, sulu boya hissi veren geleneksel iki boyutlu animasyonla çizilmiş. Bu bölümler özellikle büyük perdede son derece estetik görünüyor. Ancak Otherworld, üç boyutlu CGI animasyonla tasarlanmış. Bu stil değişimi, teoride iki dünya arasındaki farkı vurgulamak için mantıklı gibi görünse de, pratikte rahatsız edici bir görsel uyumsuzluk yaratıyor. Karakterlerin hareketleri, arka planların aşırı gerçekçi dokusuyla çarpışıyor ve insana çok benzeyen ama tam olarak gerçek görünmeyen karakterlerin yarattığı rahatsız edici hisle karşı karşıya kalıyoruz. Bu durum, filmin epik atmosferini zayıflatıyor.

Buna rağmen, Hosoda’nın görsel zekâsı tamamen kaybolmuş değil. Özellikle sessiz anlarda, karakterlerin yüz ifadelerindeki küçük detaylar ve Otherworld’ün değişken peyzajları oldukça etkileyici. Yıldırım bulutlarından oluşan ejderha, gece vakti çarpışan orduları simgeleyen fırtınalar, ay yüzeyini andıran çorak topraklar… Bu görüntüler, filmin zaman zaman gerçekten operatik ve sarsıcı bir tona ulaşmasını sağlıyor.

Ancak bu görsel ihtişam, her zaman duygusal karşılığını bulamıyor. Film, büyük fikirler ve görkemli imgelerle dolu olmasına rağmen, bu unsurlar çoğu zaman boşlukta asılı kalıyor. Scarlet’in hikâyesi, epik bir trajedi olmak isterken çoğu zaman dağınık ve yönsüz hissettiriyor. Anlatı, bir yandan intikam ve affetme temaları arasında gidip gelirken, bir yandan da Shakespeare referanslarını modern zamana uyarlamaya çalışıyor. Rosencrantz ve Guildenstern gibi karakterlerin bile bu tuhaf arafta ortaya çıkması, filmi daha da dağınık bir yapıya sürükleyen etmenlerden sadece birkaçı.

Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Cannes Film Festival TME Filmleri Mamoru Hosoda Mana Ashida Masaki Okada Masachika Ichimura

Hedef Kitle Sorunu

Filmin tonundaki kararsızlık, hedef kitlesi konusunda da bir belirsizlik yaratıyor. Bir yandan renkli ve görkemli animasyonuyla ailelere hitap ediyor gibi duruyor; diğer yandan ise kanlı intikam hikâyesi ve varoluşsal temalarıyla çocuklar için oldukça ağır bir içerik sunuyor. Bu ikilik, filmin genel dengesini zayıflatan unsurlardan biri.

Yine de Scarlet, belli açılardan bakıldığında tamamen başarısız bir film değil. Mesela Hosoda’nın hayal gücü hâlâ çok güçlü. Özellikle Claudius’un ölüm sahnesi, karakter zaten ölmüş olmasına rağmen, şaşırtıcı derecede etkileyici ve teatral bir final sunuyor. Fakat bunlara dağınık bir masalın sadece birkaç artısı olarak yaklaşabiliriz.

Tüme bakıldığında Scarlet, büyük bir fikrin peşinden koşan ama o fikri taşıyacak dramatik yapıyı kurmakta zorlanan bir film. Hosoda’nın önceki işlerinde görülen o saf duygusal çekirdek, burada neredeyse tamamen kayboluyor. Film, görsel olarak yer yer etkileyici ve tematik olarak iddialı olsa da, bu iki unsur arasında bir türlü güçlü bir bağ kuramıyor. Hosoda için bu film elbette her şeyin sonu değil; yönetmen yeniden bambaşka bir deneyim yaşatmak, yeni zirvelere ulaşmak için gelecektir. Scarlet ise bu zirvelere çıkamasa da, kusurlarına rağmen izleyenlerine garip ve tutkulu bir deneyim yaşatacaktır.


Ferit Doğan‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

I Was a Stranger: Gölgelerde Asılı Kalanlar

Chopin, Chopin!: Ölümün Pençesinde Bir Maestro

Ferit Doğan
Yüksek Lisans öğrencisi (Radyo, Televizyon ve Sinema). Film eleştirmeni. Senaryo yazarı. Yönetmen.

I Was a Stranger: Gölgelerde Asılı Kalanlar

önceki yazı

Late Shift: İyileşirken Eksilenlere

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir