40
YAZARIN PUANI

Seattle’da yaşayan dört kişilik bir aile, sıradan bir sabah uyandıklarında kendilerini evlerinin içinde kilitlenmiş halde bulur. Kapılar açılmaz, pencereler kırılmaz ve dışarıya çıkmanın hiçbir yolu yoktur. Bu tuhaf durum yağmurla birlikte gelir ve yağmur yağdıkça dışarıda bir şeylerin dolaştığı hissi giderek güçlenir. Aile, hem tükenmekte olan kaynaklarıyla hem de onları içeride tutan o gizemli tehditle mücadele etmek zorunda kalır.

40
YAZARIN PUANI

The Last House, Fransız yönetmen Louis Leterrier‘nin yönettiği ve senaryosunu Matthew Robinson‘ın kaleme aldığı 2026 yapımı bir bilim kurgu korku filmi olarak karşımıza çıkıyor. Leterrier, daha önce Now You See Me, Fast X ve Netflix‘in popüler dizisi Lupin gibi işlerle tanınan bir isim. Filmin başrollerinde ise Ann karakteriyle Greta Lee ve Jason karakteriyle Wagner Moura yer alıyor. Film, 7 Ağustos 2026’da Netflix kataloğundaki yerini aldı.

The Last House Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Netflix Türkiye Louis Leterrier Greta Lee Wagner Moura Riley Chung

Bir “Fikir Filmi” Olmaktan Öteye Geçemiyor

The Last House‘un gerçekten sağlam ve orijinal sayılabilecek bir fikri var. İşler zaten tam da bu noktada karışıyor. Film tam olarak bir “fikir filmi” olmaktan öteye geçemediği gibi bir çuval inciri de berbat ediyor. Bilinmeyen bir gücün insanları evlerine kapatması, bu varlıkların yağmurla ve suyla gelmesi, dışarının ölümcül derecede tehlikeli oluşu gibi detaylar en başta işleri oldukça ilginçleştiriyor. Hem gizemi hem de gerilimi yüksek tutan bu fikir ve yaratılan atmosfer, doğrudan bir Shyamalan filmi hissiyatı yaratıyor. Bu hissiyat o kadar güçlü oluyor ki, adeta Shyamalan‘ın başka birinin adı altında yeni bir film çıkardığını düşündürüyor. Ancak ilerleyen dakikalarda bunun gerçekten bir Shyamalan filmi olması durumunda yönetmenin en kötü filmleri arasına rahatlıkla gireceği de anlaşılıyor.

Filmin en büyük sıkıntısı ise göze batan çok sayıda mantık hatası. Sıra dışı ve ürkütücü bir olayın karşısında aile son derece normal tepkiler veriliyor, durum neredeyse anında kanıksanıyor. Aç kalana kadar son derece mutlu bir aile tablosu izliyoruz ve karakterler bir türlü gerilmiyor. Kendi evine hapsolmuş, dışarıda ne olduğunu bilmeyen insanların bu kadar sakin kalabilmesi, inandırıcılıktan fazlasıyla uzak duruyor. Bununla beraber, film boyunca bir tane bile ordu ya da hükümet aracının sokaklara gelmemesi ve hiçbir müdahalenin olmaması, resmen bir saçmalıklar silsilesi oluşturuyor. Koca bir şehir, hatta belki de koca bir ülke bu durumdayken hiçbir kurumun devreye girmemesi, filmin kendi kurduğu dünyayı baltalıyor.

Senaryodaki en büyük saçmalık ise ailenin bu sıra dışı olayda tam beş sene boyunca hayatta kalıp sonra birdenbire dışarıdaki gizemli yaratıklarla mücadele etmeye başlaması oluyor. Beş yıl boyunca hiçbir şey yapmadan bekleyen bir ailenin aniden aksiyona geçmesi, ne dramatik olarak ne de mantıksal olarak bir karşılık buluyor.

The Last House Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Netflix Türkiye Louis Leterrier Greta Lee Wagner Moura Riley Chung

Lovecraft’ın Gölgesinde Cevapsız Bir Final

Filmin konsepti dışında bir diğer ilgi çekici yanı, büyük oranda Lovecraftvari bir yapıda ilerlemesi ve Lovecraft mitosundan esinlenmiş olması oluyor. H. P. Lovecraft‘ın yarattığı kozmik korku geleneği, insanın evrende ne kadar önemsiz olduğunu ve kavrayışımızın ötesindeki kadim varlıkların karşısında ne kadar çaresiz kaldığını anlatır. Filmdeki yaratıklar da bu geleneğe fazlasıyla yaslanıyor. Tasarımları Cthulhu’yu andırıyor ancak birden fazla oldukları için Dagon figürlerini de akıllara getiriyor. Lovecraft evreninde Dagon, denizin derinliklerinde yaşayan ve insanlıktan çok daha eski olan varlıkların temsilcisidir. Filmdeki yaratıkların okyanustan gelmesi ve suyla birlikte hareket etmesi de bu bağlantıyı iyice güçlendiriyor. Bu haliyle film, Lovecraft hayranlarının yüzünü güldürüyor.

Ne yazık ki burada da işler yolunda gitmiyor. Film, hiçbir şekilde yaratıklar ve yaşanan olay hakkında bir açıklama yapmadan çok zayıf bir finalle sona eriyor. Yönetmenin ve senaristin amacı bir türlü anlaşılamıyor. Olayların kaynağı, basit bir şekilde gizemli ve tehlikeli varlıklarmış gibi gösterilmenin ötesine geçemiyor. Burada belirtmek gerekiyor ki, Lovecraft‘ta bilinmezlik bilinçli bir estetik tercihtir. Kozmik korkunun temeli zaten insanın hiçbir zaman tam olarak anlayamayacağı bir gerçeklikle karşılaşmasına dayanır. Ancak The Last House‘da bu bilinmezlik bir tercih gibi durmuyor, daha çok senaryonun kendi kurduğu soruları cevaplayamamasından doğan bir eksiklik olarak hissediliyor. Senaryo finalde bir anlam yaratmaya çalışıyor olsa da, bunun için gereken zemini hiçbir zaman hazırlamıyor.Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Netflix Türkiye Louis Leterrier Greta Lee Wagner Moura Riley ChungThe Last House Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Netflix Türkiye Louis Leterrier Greta Lee Wagner Moura Riley Chung

Uyumsuz Bir Kadro ve Göze Batan Kurgu

Filmin bir diğer sıkıntısı oyuncu seçimlerinden kaynaklanıyor. Son dönemde sanat sinemasından tanıdığımız bu başrollerin böyle bir Netflix filminde bir araya gelip asla kimyalarının uyuşmaması, filmi son derece aşağı çekiyor. Greta Lee ve Wagner Moura tek başlarına yetenekli oyuncular olsalar da, burada bir aile olarak inandırıcı bir bütün oluşturamıyorlar. Aralarındaki mesafe, filmin duygusal merkezinde yer alması gereken aile bağını zayıflatıyor. Zaten yüzeysel yazılmış olan karakterler bu uyumsuzlukla birleşince izleyicinin onlara bağlanması bir hayli zorlaşıyor.

Bunlara ek olarak, kurgu tercihleri fazlasıyla göze batıyor. Pek çok sahnede gereksiz ve hızlı kesmeler yapılıyor. Bu tarz tercihler, filmin yaratmaya çalıştığı o klostrofobik ve ağır atmosferi doğrudan baltalıyor. Tek mekânda geçen bir filmde asıl ihtiyaç duyulan şey sabırlı ve nefes alan bir kurguyken, burada tam tersi bir yaklaşım benimseniyor. Buna karşın, filmin teknik anlamda başarılı olduğu noktalar da mevcut. Örneğin, görsel efektler ve sinematografi gayet yeterli duruyor. Pål Ulvik Rokseth‘in görüntü yönetimi evi bir karaktere dönüştürmeyi başarıyor ve yaratıkların göründüğü sahnelerde efektler işlevini yerine getiriyor. Bu haliyle film en azından görsel olarak izleyiciyi yormuyor.

The Last House, orijinal fikriyle ve Shyamalan tarzındaki gizemli gerilimiyle kendini izletiyor ancak geri kalan pek çok yönden ortalamanın altında bir seyir sunuyor. Kendi evine hapsolma fikri, yağmurla gelen tehdit ve Lovecraftvari yaratık tasarımları, filmi başlangıçta cazip kılan unsurlar olarak öne çıkıyor. Görsel efektleri ve sinematografisi de gayet yeterli duruyor. Ancak göze batan mantık hataları, karakterlerin inandırıcılıktan uzak tepkileri, hiçbir kurumsal müdahalenin olmaması, beş yıllık zaman atlamasının yarattığı tutarsızlık, kimyası tutmayan oyuncu kadrosu, göze batan kurgu ve hiçbir şeyi açıklamayan zayıf finali filmi ne yazık ki aşağı çekiyor. Louis Leterrier elindeki güçlü fikri sonuna kadar götürebilseydi çok daha etkileyici bir film ortaya çıkabilirdi. The Last House, bir “fikir filmi” olarak başlayıp o fikri hiçbir zaman gerçek bir öyküye dönüştüremeyen bir Netflix yapımından ibaret kalıyor.


Buğra Mert Alkayalar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Soulm8te: Yas Sürecinden Yapay Partnere

Leviticus: Arzunun Getirdiği Musallat

Buğra Mert Alkayalar
Alkayalar, 1998 yılında Yozgat’ta doğdu. 2020’de Anadolu Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünden lisans, 2024’te ise aynı alanda yüksek lisans derecesini aldı. Halen Marmara Üniversitesi’nde Sinema doktorası yapmaktadır. Yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği kısa filmleriyle Altın Koza Film Festivali, FABİSAD GİO Ödülleri, H.P. Lovecraft Film Festival ve Morbido Fest gibi ulusal ve uluslararası film festivallerinde yer aldı. 2023 yılında ilk öykü derlemesi Birtakım Rivayetler, Porsuk Kültür Yayınları’ndan yayımlandı. İstanbul Kültür Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan Alkayalar, sinema çalışmalarını hem akademik hem de sanatsal üretim alanlarında sürdürmektedir. Aynı zamanda dijital mecrada sinema yazarlığı yapmaktadır.

    Ben Affleck ve Kerry Washington’lı Animals’tan İlk Fragman

    önceki yazı

    Ghost of Yōtei: Complete Edition 1 Ekim’de Geliyor

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir