50
YAZARIN PUANI

Avustralya’nın küçük bir sanayi kasabasında yaşayan iki oğlan, birbirlerine duydukları aşk yüzünden kendilerini içinden çıkılmaz bir kâbusun ortasında bulur. Kasabanın aşırı dindar cemaati, gençlerin yönelimini bir kirlenme olarak görüp bir din adamı aracılığıyla üzerlerinde bir ritüel gerçekleştirir. Bu ritüelin ardından doğaüstü bir varlık gençlere musallat olur. Yaşamak için arzularıyla baş etmeleri gerekecektir.

50
YAZARIN PUANI

Leviticus, Avustralyalı yönetmen Adrian Chiarella‘nın yazıp yönettiği 2026 yapımı bir doğaüstü korku filmi olup, yönetmenin ilk uzun metraj filmi olarak karşımıza çıkıyor. Filmin başrollerinde Naim ve Ryan karakterleriyle Joe Bird ile Stacy Clausen yer alıyor. Kadroda ayrıca Mia Wasikowska, Ewen Leslie, Jeremy Blewitt, Davida McKenzie ve Nicholas Hope gibi isimler bulunuyor. Filmin yapımcılığını Causeway Films ile Salmira Productions üstlenirken, Screen Australia ve VicScreen de projeye destek veriyor.

Dünya prömiyerini 23 Ocak 2026’da Sundance Film Festivali’nin Midnight bölümünde gerçekleştiren filmin dünya çapında dağıtım hakları, festivalin ilk büyük satışlarından biri olarak Neon tarafından alınmıştı. 88 dakikalık süresiyle Leviticus, 18 Haziran 2026’da Avustralya’da, bir gün sonra da ABD’de vizyona girdi. Sundance’in ardından SXSW, New Directors New Films, Overlook, Sydney Film Festival gibi pek çok prestijli festivalde de gösterim şansı buldu.

Filmin yapımcı firması Causeway Films ise korku sinemasını takip edenler için başlı başına bir referans noktası. The Babadook, You Won’t Be Alone, Talk to Me ve Bring Her Back gibi son yılların en çok konuşulan korku filmlerini üreten bu Avustralya menşeili firma, Leviticus gibi bir yapım için biçilmiş kaftan gözüküyor. Ancak işte tam da bu referanslar çıtayı fazlasıyla yükselttiği için film ne yazık ki hayal kırıklığı yaratıyor. Özellikle filmin atmosferi, konusu ve sinematografisi akıllara bolca Talk to Me ile Bring Her Back‘i getiriyor ancak Leviticus bu iki filmin de fersah fersah altında kalıyor. Elbette Sundance’te prömiyer yapıp bu kadar çok iyi festivale seçilmek büyük bir başarı ancak bir filmin niteliğini yalnızca festival geçmişinin belirlemediği de ortada.

Leviticus Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Adrian Chiarella Tyallah Bullock Stacy Clausen Joe Bird

Tersine Çevrilmiş Bir Şeytan Çıkarma

Leviticus, temelde ilginç sayılabilecek bir konsepte sahip. Klasik bir exorcism, yani şeytan çıkarma ritüeli yerine yine bilge bir dini figür tarafından düzenlenen bir ritüelle, dine aykırı görülen şeyi cezalandıracak doğaüstü bir güç gençlerin içine yerleştiriliyor. Yani bir nevi tersine exorcism uyguluyor. Filmin kurduğu dünyada bu gençlerin yönelimi sapkınlık olarak damgalandığı için, içlerine yerleştirilen ve hiçbir zaman adlandırılmayan bu güç, onlar hemcinslerini arzuladıkça en çok hoşlandıkları kişinin suretine bürünüp onları öldürmeye çalışıyor.

Konsept olarak bakıldığında fikrin kendisi cesur ve etkileyici ancak buradaki “tanıdık biri gibi görünerek musallat olma” durumu, doğrudan modern klasik konumundaki It Follows filminin yöntemini kullanıyor. Fikirdeki orijinallik işte tam burada tökezlemeye başlıyor. Bu yöntemi son derece başarılı ve korkutucu bir biçimde kullanan It Follows örneği ortadayken, Leviticus aynı mekanizmayı etkili bir biçimde icra edemiyor ve sonuç olarak korku ögeleri oldukça zayıf kalıyor. Buradaki asıl sorun, bana kalırsa varlığın başkası olarak göründüğü anlardaki zamanlamaların doğru yapılmaması ve filmin az da olsa doğru jumpscare kullanımından ve gore sahnelerden özenle kaçınması. Oysa filmin başındaki gizemli ölüm sahnesi çok daha fazlasını vadediyor gibi gözüküyordu. Bu ilk sekans, filmin geri kalanında bir daha yakalayamadığı bir tekinsizlik hissi taşıyor.

Filmin adını doğrudan Hristiyanlıktaki Levililer kitabından alması da tematik olarak yerinde bir tercih. Eski Ahit’in bu üçüncü kitabı; temizlik ve kirlilik ayrımını, bu sınırı yöneten kuralları ve ritüelleri konu ediniyor. Filmin bu metne yaslanması güçlü bir zemin sunuyor. Buna karşın film, esin kaynağının altını boş bırakıyor ve yeterince temellendirmiyor. Sadece konuyu araştıran veya zaten bilen izleyicinin fark edeceği birkaç done sunmakla yetiniyor. Filmdeki dini uygulama yarı kurmaca olsa bile içi boş ve zayıf kalıyor. Leviticus‘un kurduğu mitoloji, It Follows‘un o basit ama son derece etkili olan “cinsel ilişkiyle bulaşan musallat” fikrini ne yazık ki güncelleyemiyor.

Filmin belki de en büyük eksiği finalinde ortaya çıkıyor. Spoiler vermeden söylemek gerekirse film, dramatik ve duygusal yönüyle çok daha çarpıcı, üzücü ve korkutucu birkaç final potansiyeline sahipken konfor alanından çıkmıyor ve cesur davranmıyor. Bunun yerine en güvenli ve en sakin finali tercih ediyor. Karakterlerini ve izleyicisini üzmek istemiyor ancak bunu yaparken bir korku filmi olduğunu unutuyor. Buradaki amacın hassas bir meseleyi zedelememek mi, yoksa hikayeyi mutlu ve romantik bir sonla bitirmek mi olduğu tam olarak anlaşılmıyor. Filmin finaliyle biraz daha sıyrılıp eksiklerini telafi edebilme şansı varken maalesef en büyük darbeyi burada alıyor.

Leviticus Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Adrian Chiarella Tyallah Bullock Stacy Clausen Joe Bird

Korkudan Ziyade Kuvvetli Bir Dram

Filmin en kuvvetli ve etkileyici yanı ise tematik duruşu. Leviticus, aşırı dindarlığın eşcinselliği sapkınlık olarak görmesine rağmen, asıl yıkımın ve kötülüğün dinin kendi sapkınlığından doğduğunu anlatıyor. Bu, gerçekten güçlü ve sarsıcı bir düşünce. Filmde canavarı çağıran şey gençlerin birbirlerine duyduğu arzu değil, o arzuyu kirlilik ilan edip üzerine ritüel yapan cemaatin kendisi oluyor. Yani asıl doğaüstü kötülük, sevgiyi hastalık sayan zihniyetten çıkıyor.

Filmin duygusal ve dramatik yönü de bu nedenle oldukça kuvvetli. Hatta belki de sorun tam olarak filmin buraya fazla yaslanıp korkuyu ikinci plana atmasından kaynaklanıyor. Gençlerin yönelimleri nedeniyle aileleri ve cemaatleri tarafından cezalandırılmaları ve ardından bilinmeyen bir gücün onlara musallat olması, filmin en kuvvetli yanı. Özellikle yaşamak için nefislerini tutmak zorunda kalmaları çarpıcı bir tuzak kuruyor ve bu tuzaktan bir kurtuluş olmaması da ayrı bir gerilim yaratıyor. Nitekim arzunun kendisinin ölümcül kılınması, bir korku filminin kurabileceği en acımasız denklemlerden biri.

Ayrıca film, The First Omen‘da olduğu gibi dinin etkili olabilmesi ve sorunsuz işleyebilmesi için korkunun var olması gerektiği düşüncesini de bu şekilde işliyor. Kurumun kendi otoritesini sürdürebilmek için sürekli bir tehdit ve dehşet üretmesi fikri, filmin altında yatan en zekice damarlardan birini oluşturuyor. Yönetmen Chiarella, burada gerçekten önemli bir şeye dokunuyor ancak bu damarı sonuna kadar götürmek yerine yer yer yüzeyde bırakmayı seçiyor.

Leviticus Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Adrian Chiarella Tyallah Bullock Stacy Clausen Joe Bird

Genç Yetenekler ve Soğuk Bir Kasaba Atmosferi

Filmin en başarılı yanı ise oyunculuklar. Başroller oldukça yetenekli ve iki genç de harika bir performans sergiliyor. Korku filmlerinde popüler isimlerin tercih edilmemesi ve genç yeteneklerin kullanılması, korkuyu ve ikna ediciliği her zaman daha üst seviyeye taşır; Leviticus da bunu bir kez daha ortaya koyuyor. Joe Bird ile Stacy Clausen, aralarındaki aşkı ve içine düştükleri acı ve korku dolu durumu son derece başarılı bir şekilde yansıtıyor. İkilinin arasındaki kimya, filmin duygusal merkezini ayakta tutuyor.

Alice in Wonderland filmleriyle ünlenen ancak uzun zamandır pek ortalıkta görmediğimiz Mia Wasikowska da dindar ve bağnaz anne rolüyle karşımıza çıkıyor. Wasikowska‘nın bu performansı, akıllara doğrudan Stephen King‘in meşhur Carrie‘sini getiriyor. Kızının bedenini ve arzusunu bir günah olarak gören Margaret White karakterinin bu yeni yorumu, filmin en tanıdık ama aynı zamanda en etkileyici köşelerinden birini oluşturuyor.

Filmin geçtiği sanayi şehri, ortam ve genel atmosfer de soft ve soğuk renk paletiyle hem filme hem de hikayesine hizmet ediyor. Bu tercih, aynı zamanda modern sinema bakışına da güzel bir örnek oluşturuyor. Tyson Perkins‘in başarılı sinematografisi, sinematik açıdan tatmin ediyor. Kasabanın kendisi neredeyse bir karaktere dönüşüyor ve gençlerin üzerindeki baskıyı görsel olarak hissettiriyor. Ancak filmde akılda kalıcı, imza niteliğinde hiçbir müzik bulunmuyor. Film bunu bilinçli olarak tercih etmiyor ancak Talk to Me ve Bring Her Back gibi filmlerin ses tasarımıyla yarattığı o rahatsız edici etki düşünüldüğünde bu eksiklik daha da göze batıyor.

Leviticus, elindeki güçlü fikri ve sarsıcı tematik duruşu sonuna kadar götüremeyen ama yine de üzerine düşünülmeyi hak eden bir ilk film olarak karşımıza çıkıyor. Adrian Chiarella, klasik şeytan çıkarma anlatısını tersine çevirerek gerçekten cesur bir hamle yapıyor ve asıl canavarın arzu değil, o arzuyu suç ilan eden zihniyet olduğunu net bir biçimde ortaya koyuyor. Bunlarla beraber, Joe Bird ile Stacy Clausen‘in etkileyici performansları, soğuk renk paletiyle kurulan atmosfer ve başarılı görüntü yönetimi filmin en güçlü kozları arasında yer alıyor.

Tüm bunlara rağmen, It Follows‘un gölgesinden bir türlü çıkamayan korku mekanizması, içi yeterince doldurulmamış mitoloji, zayıf kalan ritüel tasarımı ve özellikle cesaretten uzak finali filmin potansiyelini fazlasıyla sınırlıyor. Film, Causeway Films‘in Talk to Me ve Bring Her Back gibi yapımlarından sonra ne yazık ki beklentiyi karşılayamıyor. Yine de Leviticus, korkuyu bir metafor olarak kullanmaktan çekinmeyen ve söylemek istediği şeyi net olarak ifade eden bir film olarak, kusurlarıyla birlikte izlenmeyi hak ediyor.


Buğra Mert Alkayalar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Masters of the Universe: Gölgelerin Gücü Nereye Kadar

Her Private Hell: Bulutların Üstünde Ölümü Beklerken

Buğra Mert Alkayalar
Alkayalar, 1998 yılında Yozgat’ta doğdu. 2020’de Anadolu Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünden lisans, 2024’te ise aynı alanda yüksek lisans derecesini aldı. Halen Marmara Üniversitesi’nde Sinema doktorası yapmaktadır. Yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği kısa filmleriyle Altın Koza Film Festivali, FABİSAD GİO Ödülleri, H.P. Lovecraft Film Festival ve Morbido Fest gibi ulusal ve uluslararası film festivallerinde yer aldı. 2023 yılında ilk öykü derlemesi Birtakım Rivayetler, Porsuk Kültür Yayınları’ndan yayımlandı. İstanbul Kültür Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan Alkayalar, sinema çalışmalarını hem akademik hem de sanatsal üretim alanlarında sürdürmektedir. Aynı zamanda dijital mecrada sinema yazarlığı yapmaktadır.

    Masters of the Universe: Gölgelerin Gücü Nereye Kadar

    önceki yazı

    Xbox Geliri Son Çeyrekte Yüzde 10 Düştü

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir