Apple TV son yıllarda odağına aldığı mini dizilere Lucky ile devam ediyor. Anya Taylor-Joy’un başrolünde bulunduğu Lucky, platformun hedeflediği yayın politikasının son dönemlerdeki temsiliyetini yansıtıyor. Apple TV uzun süredir yayınladığı dizi ve filmlerle piyasadaki yerini sağlamlaştırıp adını daha fazla duyurmak istiyor. Genel olarak kullandıkları stratejiler, büyük markaların haklarını alarak yüksek bütçeler ve bilindik isimlerle piyasaya sürmek. Silo, Severance, Presumed Innocent gibi yapımlar buna örnek olarak verilebilir.
Platformun çoğu dizi ve filminin belli bir kalitenin üzerinde olduğunu söylemek mümkün. Apple TV, sürekli içerik basıp izleyici çekmek yerine daha ayakları yere basan projeler üretmeye özen gösteriyor. Lucky de bunlardan bir başkası. Diziyi diğer Apple TV projelerinden ayıran en önemli kısım ise etrafında dönen reklam kampanyası.
Sanat Uğruna
Diziyi izlemeden önce bilmeniz gereken ilk şey, Lucky’nin klasik bir suç dizisi olduğu. Hikâyede uygulanan formüller, defalarca kez çok daha iyi ve kötü versiyonlarıyla başka yapımlarda karşımıza çıktı. Dolayısıyla, dizinin size bir yenilik sunacağı beklentisinden uzaklaşmanız daha sağlıklı olacaktır. Lucky‘nin bir mini dizi olmasının en büyük avantajı, başlayıp biten bir hikâyesinin bulunması. Mini dizilerin özellikle son dönemlerde kendilerine daha fazla yer buluyor olması da bu yüzden olsa gerek. Daha düşük maliyet, stabil bir hikâye ve ayakları yere basan bir olay örgüsü, izleyici tarafından çok daha rahat takip edilebiliyor.
Lucky’yi emsallerinden ayıran farklarından biri, elbette yüksek bütçesi. Apple TV dizilerinde bu artık bir klasik. Neredeyse her dizilerinde prodüksiyon kısmı oldukça kuvvetli. Bu nedenle, izleyicisini en azından görsel açıdan üzmemeyi başarıyor. Üzerine düşünülmüş ve uğraşılmış bir iş izlediğinizi anlıyorsunuz.
Örneğin, dizinin renk paleti çoğu noktada ana karakterin ruh hâline göre değişiklik gösteriyor. Bu tür dokunuşları genelde hikâye anlatımına önem veren interaktif oyunlarda görüyoruz. Bu, dizide en çok hoşuma giden noktalardan biriydi. Dizinin hikâyesine geçmeden önce müziklerinin de oldukça iyi olduğundan bahsetmeliyim. Özellikle Fiona Apple’ın bestelediği Horns of a Bull parçası, diziyle son derece uyumlu.

Suçlu Psikolojisi
Lucky her ne kadar görsel ve müzik taraflarında güçlü bir dizi olsa da, çeşitli problemleri yok değil. Diziyi ne yazık ki daha üst seviyede bir iş olmaktan alıkoyan bazı sorunlar bulunuyor. Özellikle sezonun ortasından itibaren temposunu korumakta zorlanıyor. İlk iki bölümü oldukça beğenmiş olmama rağmen, ilerleyen bölümlerde hikâye anlatımının zayıfladığını söylemeliyim. Bu durumun elbette bazı sonuçları oluyor. Örneğin, hikaye akışında ana karakterimizin gelişimini görebiliyoruz ama izleyici tarafından ne kadar benimsendiği tam bir soru işareti.
Lucky, Anya Taylor-Joy’un Apple ile ilk işi değil. Daha önce platformun orijinal filmi olan The Gorge‘da da yer almıştı. Yine o filmin de özellikle reklam tarafından iyi bir iş çıkardığını söylemek mümkün. Apple, Anya Taylor-Joy‘un bulunduğu pazarlama kampanyalarında daha özenli bir iş çıkarıyor. Mesela üç sezondur yayınlanan Silo’nun tanıtımlarını tamamen Rebecca Ferguson üstlenmişti. En azından Lucky konusunda ellerini korkak alıştırmayarak sosyal medyayı bir hafta Anya Taylor-Joy ile işgal ettiler. Bu da işe yaramış görünüyor.

Hafta Sonu Eğlencesi
Lucky hikâye olarak izleyicisini tempoda kaybediyor olsa da bence başından sonuna kadar keyifli bir yapım. Özellikle bu tür suç işlerini son yıllarda ne yazık ki pek göremiyoruz. Lucky burada muadillerinden sıyrılıyor ve kendisini parlatmayı başarıyor. Akıcılığının düşük olması ve bilindik bir hikâye anlatması dışında pek bir problemi yok. Bunu daha çeşitlendirebilseler çok daha keyifli bir yapım ortaya çıkabilirmiş. Bir film olarak tasarlansa bahsettiğim sorunların çoğu çözülmüş olabilirdi. Özellikle tempo konusunda hızlı bir yapıya sahip olabilir ve belki de bundan daha fazla sükse yapabilirdi. Ama muhtemelen haftalarca sürülmesi istenen bir hype hedeflenmiş, bunun da yanlış olduğunu söyleyemem.
Bunlara ek olarak, Lucky‘nin izleyicisini ciddiye alan bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Size olayları defalarca anlatma gafletine düşmüyor. Sektörün son zamanlardaki trendlerini göze alırsak, Lucky burada cesur bir iş yapıyor. Apple’ın tarzı zaten genel olarak bu. Lucky ile bu tarzı devam ettirdiklerini söylemek mümkün. Keyifli bir diziydi, öneririm fakat kaçırmamanız gereken bir yapım olduğunu iddia edemem.
Ali Can Bartu Sakarya‘nın tüm yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.
Yüzyıllık Yalnızlık Kısım 2: Kuşaklar Arası Büyülü Gerçekçilik



















Yorumlar