0

17 milyon euro bütçesi ile Polonya’nın en pahalı filmlerinden biri olan Michał Kwieciński imzalı Chopin, Chopin!, efsanevi besteci Chopin’in son günlerine odaklanıyor. Filmin adı ise Paris halkının büyük bir coşkuyla onu her gördüğünde “Chopin!” diye bağırmasından geliyor. Yönetmen; büyük müzik dehasının çocukluğuyla ilgilenmeyerek, biyografik öğelere boyun eğmek yerine psikolojik açıdan sanatçıya yaklaşan bir film ortaya çıkıyor.

Eryk Kulm‘un canlandırdığı Fryderyk Chopin; filmde 1835 Paris’inde, aristokrat salonların gözde piyanisti olarak tasvir ediliyor. Hastalığına rağmen hayatın tadını çıkaran, kadınların ilgisini üzerine çeken, Kral Louis Philippe‘in (Lambert Wilson) gözdesi bir züppe ve neşesiyle insanlara enerji veren bir şaklaban olarak kendini konumlandırıyor.

Oysa Kwieciński, bu yüzeyin altındaki çürümeyi değil; çürümeye rağmen ayakta kalan iradeyi göstermek istemiş, ki Chopin’in bu yönünü gösterirken ölüm korkusuna saplanan yaşam tarzını da dile getirmekten geri durmuyor.

Bu çaba, görkemli dekorların ötesine geçmeyi başarıyor. Kwieciński, pek çok biyografik filmde olduğu gibi “seyirciyi eğlendirme” derdinde değil. Chopin, Chopin!, bir anlamda bir dehanın içindeki müziği, dışarıdaki gürültüye rağmen nasıl dinlediğinin hikayesi olarak seyre sunuluyor. Film, bu anlamda bir veda mektubundan ziyade bir odaklanma pratiği olarak kabul edilebilir.

Chopin Chopin Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Michal Kwiecinski Eryk Kulm Josephine de La Baurne Victor Mautelet

Ölüm Bataklığında Hayatta Kalmak

Oluşturulan Chopin karakteri, fiziksel bedeni her geçen gün zayıflamasına rağmen müziğini son anına kadar geliştirmeye çalışan bir usta olarak karşımıza sunuluyor. Filmdeki sokak piyanosu sahnesi, bu açıdan sanatçının zihnindeki sanat aşkını mükemmel özetliyor. Zira kalabalığın gürültüsü içinde, sessizce çalan bir kadına hayran hayran bakan Chopin, onda kendi yansımasını görüyor. Yüzündeki huzur ifadesi, bir anlamda karakterin iç dengesini dışa vuran bu sahneyle anlam kazanıyor. Çünkü o, içindeki müziği hâlâ dinlemektedir. Müzisyenlerle dahileri ayıran en önemli ayrım budur.

Gerçek hayatta Chopin ve Sand ilişkisi meşhurdur. Ancak Chopin, Chopin! bu konuda biraz ketum davranıyor. Karakterin George Sand (Joséphine de La Baume) ile ilişkisi, filmde son günlerde ufak bir teselli olarak işleniyor. Bu eksende işlenmesinin muhtemel nedeni için “filmi duygusallaştırmama çabası” denilebilir. Tutkulu sevişmeler, İspanya gezilerinin balayı havası, bunlara rağmen hastalık nedeniyle güçsüzleşen Chopin… Yönetmen, bu ilişkiyi filmin odak noktası haline getirmek istemiyor. Bunun yerine aşkı Chopin’in son şansıymış gibi betimliyor. Nitekim Sand, Chopin için “ulaşılamaz sevgi”ye dönüşüyor — tıpkı ölmekte olan bir insanın hayata bakışı gibi. Bu tasvir, hastalığın getirdiği yalnızlığa dair çok güçlü bir metafor.

Chopin Chopin Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Michal Kwiecinski Eryk Kulm Josephine de La Baurne Victor Mautelet

Korku ve Yoldaşlık

Filmin belki de en çarpıcı buluşu, Chopin‘in hastalığını ve ölüm bilincini temsil eden siyah domuzlar. Konserde ilk kez ortaya çıktıklarında salonu basarak Chopin‘in psikolojisini yansıtıyorlar. Bu sahne, “halka hizmet” ile “özel çöküş” arasındaki çatışmayı somutlaştırır. Chopin, salonu dolduran domuzlardan (ölüm/hastalık hayali) kaçar. Bu onun iç dünyasıdır. Seyirci için konser “yarım” kalır. Sanatçı halk için performans sergilerken içsel olarak çökmektedir. Bu, bir anlamda eğlenceli ve dokunaklı Chopin maskesinin düşüşünün metaforudur.

Ancak domuzlar ikinci kez ortaya çıktıklarında artık “istilacı” değil, “dinleyici”dirler. Beste yaparken karakterin yanında bir köpek gibi uzanmış, müziği dinliyorlardır. Bu dönüşüm çok güçlü bir anlatıma hizmet eder. Ölüm artık korku olmaktan çıkıp bir yoldaşa dönüşür. Chopin, “yaşayan ölü” formundan “ölümle birlikte yaşayan” biri formuna değişim geçirir. Filmdeki Chopin karakterinin çatışması da budur. Bu durum geçici bestelerdense, kalıcı şeyler üretebilmesinin tek yoludur. Kwieciński, bu yapısal karşıtlıkla filmin temel tezini ortaya koyar: Chopin son dönemlerinde halk için değil, ölümle yüzleşerek sanat yapar. Dehasını yeni nesillere aktarmak ister. Bu sebeple de domuz metaforu, seyirci için derin bir alt metne dönüşür.

Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Michal Kwiecinski Eryk Kulm Josephine de La Baurne Victor Mautelet

Ölüm ve Miras İronisi

Kwieciński‘nin en cesur tercihi; hastalığı değer katıcı değil, engelleyici olarak göstermesidir. Bu bakış açısı, romantik klişeye karşı bir duruşa dönüşür.
Viyana’daki aile sahnesi ise daha serttir. Evlenme baskısı karşısında suskun kalan Chopin, “gerçek” ile “beklenti” arasındaki uçurumu yaşar. Normal bir hayat kurma şansı yoktur ama bunu ailesine söyleyemez. 15 yaşında aynı hastalıktan ölen kardeşinin gölgesi, kalıtsal korkuyu ve ölüm bilincini ortay döker ve derinleştirir. Film boyunca sıkça karşılaştığımız Chopin’in varis bırakma takıntısının kökeni de buradan gelir.

Chopin, Chopin!, bir noktasında miras temasını çeşitlendiriyor. Film burada irsi mirastan öte, mesleki miras konusuna değinir. Chopin’in Paris’te geçinmek için piyano dersleri verirkenki düşük beklentisi, bir müzikal varis ihtimalinin doğmasıyla filmde farklı bir noktada durur. Hayatı boyunca “yeteneksizleri” eğitmiş biri için, olağanüstü yetenekli çocuk öğrenci “hazine” gibidir. Karakter, geleneğini ve yenilikçiliği bu çocuğun getireceğine inanır. Ama ölüm bu mevzuya da bir engel teşkil eder. Bu durum, miras bırakma kavramının acımasız bir eleştirisidir. Chopin, en değerli öğrencisinin bile onu terk edebileceği ihtimaliyle sınanır. Bu sahne, filmin en dokunaklı anlarından biridir.

Çünkü Chopin, ölümle mücadele edemeyecek kadar hayat doludur ama geriye önemli bir şey bırakmak ister. Bu çelişki, onu acınası olmaktan öte güçlü kılar. Çünkü o, kaybetmeye devam ederken üretmeyi bırakmaz. Bir varisi olmasa da üretmeye devam eder. Hatta ölüm döşeğinde bile son notalarının ayarlamalarını yapar.

Chopin Chopin Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Michal Kwiecinski Eryk Kulm Josephine de La Baurne Victor Mautelet

İçimizdeki Müziğin Sessizliği

Chopin, Chopin!, Polonya sinemasının en pahalı yapımlarından biri olarak, büyük bütçenin büyük sanat doğurabileceğini kanıtlıyor. Ancak bu sanat, görkemli dekorlarda değil, Eryk Kulm‘un sessiz bakışlarında, domuzların yanındaki bestelerinde, sokak piyanosuna hayranlığında gizli.

Görkemli saray partileri, meydandaki ihtişamlı konserler ve fakirliğin zirveye ulaştığı Paris sokaklarındaki önemli sanat yönetmenliği çalışmaları da kayda değer. Yönetmen, ayrıca elektronik müzik kullanarak belli anlarda post modern yaklaşımlar sergilemiş. Bu açıdan bazı radikal bakış açılarına yer verdiği de söylenebilir. Öte yandan, maalesef filmin patlama anlarında birtakım eksiklikler hissediliyor. Dramatik etkiyi vermek konusunda elindeki her tür malzemeye rağmen film bazen sınırlı kalıyor.

Kwieciński, Chopin‘i üstün insan veya kurban olarak değil, işine odaklanmış usta olarak gösteriyor. Bu, biyografik filmlerde nadir görülen bir bakış. Benzer türdeki yapımlarda genelde dram ağdalı hale getirilip sonun acımasızlığı gösterilir. Bu film ise bahsettiğim çizgiden çıkıp bilincin bilgeliğine odaklanıyor. O anlamda farklı bir biyografik film yapılabileceğini içerik olarak kanıtlıyor. Chopin, Chopin!; şık, özenli ve düşündürücü bir film olarak izlenmeyi hak ediyor. Son tahlilde, içindeki müziği hâlâ duymayı sevenler için tartışmasız bir çekicilik taşıyor.


Haktan Kaan İçel’in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Wuthering Heights: Eksik Anlatılan Aşk Hikâyesi

Hamnet: Yasın Sahneye Dönüşü

Haktan Kaan İçel
2008'den beri sinema yazarlığını sürdürüyor.

    Bir Béla Tarr Seçkisi: Kıyametin Ustaları Programı Arter’de

    önceki yazı

    I Was a Stranger: Gölgelerde Asılı Kalanlar

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir