60
YAZARIN PUANI

Savaş dile kolay, yaşayana zor. Tarih kitaplarının birkaç cümleye sığdırdığı ölü sayıları, anlaşmalar ve tarihler; yani her gün tekrarlayan cehennem. Bir yanda cephe, diğer yanda cephe gerisindeki sıhhiye, ikmal, lojistik ve eğlence… Vatanı muhafaza ederken öne çıkanlar cephedeki kahramanlar. Onlar ki başarıları göğüsler, yeryüzünden vahşeti silerler. Ne var ki savaş, çoğu zaman adları bir kez olsun anılmadan unutulup giden yabancılar sayesinde sürer. Sırf yaşları yetiyor diye ailelerinden koparılıp göreve alınır, üstüne düşeni yapmak zorunda kalırlar.

60
YAZARIN PUANI

Savaşlarda bireysel irade susup otoriteler bizim yerimize karar alır. Oysa savaş var diye hayat durmaz. Çocuğunuz doğar, büyür. Toprağınız ekin verir. Dükkânınızı geride kalanlar işletir. Her şeyin uzağında, bir daha ailemi görebilecek miyim sorusuyla geçer günler. Savaşta gerçeklik değil, ihtimaller çıkarır insanı yoldan. Ölüm korkusunu iliklerine kadar hisseden insan, kendisine zarar vermeyi düşünür. Ölümün mutlaklığı karşısında, çözüm savaşın silahını ona doğrultmak olabilir. Ya umut, inanç ve aşk? Bakışın sıcaklığı ile dokunuşun yumuşaklığı -savaşa rağmen- iyileştirip sağaltmaz mı? Savaşın açmazı tam da budur: Hayatta kalmaya çalışan insan, bütün engeller ile mümkünleri yan yana bulur.

Lukas Dhont’un ilk gösterimini 79. Cannes Film Festivali’nde yapan son filmi Coward, I. Dünya Savaşı’nı Belçika cephesinden anlatıyor. Böylece savaşın karmaşık doğasını gözler önüne sererken dokunaklı bir hikâyenin de kapısını aralıyor. Savaşı farklı biçimlerde deneyimleyen üç karaktere odaklanan Coward, Dhont’un Girl ve Close filmlerinde ayrı ayrı izini sürdüğü bedenle kurulan ilişki ve queer aşk temalarını bir araya getiriyor. Cannes’da genç başroller Valentin Campagne ile Emmanuel Macchia’ya En İyi Erkek Oyuncu ödülü getiren Coward, Filmekimi kapsamında izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

Bu yazı Coward filmi hakkında spoiler içerebilir.

Coward-Film-Incelemesi-Arakat-Mag-2026-Bir-Film-Lukas-Dhont-Emmanuel-Macchia-Valentin-Campagne-Jef-Jacobs-Willem-De-Schryver

Savaşın Şiddeti Artarken

1900’lerin başlarında patlak veren dünya savaşıyla Avrupa çalkalanmaya başlar. Ülkeler kendi varlıklarını korumak, hatta şanslılarsa topraklarını genişletmek için savaştaki taraflarını seçerler. Bir yanında ittifakı Fransa, diğer yanda saldıran Almanya karşısında topraklarını korumaya çalışan Belçika. Coward, savaşın ilk günlerine dönüp giderek artan dehşeti, onlarca asker arasındaki üç kişiye, Pierre (Emmanuel Macchia), Francis (Valentin Campagne) ve Jacobs’a (Wilhelm De Schryver) odaklanarak anlatıyor. Pierre, Belçika’nın kırsalından geliyor ve savaştan ödü kopmasına rağmen koşullara teslim oluyor. Jacobs, hamile eşini geride bırakarak savaşa katılıyor. Francis ise şehirli, sanatçı ruhlu, muzip ve sıcakkanlı. Başta birbirinden ayrıksı duran karakterler, zamanla birbirine yaklaşıyorlar.

Senaryo Jacobs’un hikâyesini derinleştirmeden ama öneminin yitmesine izin vermeden aktarır. Ailesine duyduğu özlem her geçen dakika artan Jacobs, yaşadıklarıyla Pierre ile Francis’in yan yana gelmesini sağlar. Eşinin doğum yaptığını, oğulları olduğunu öğrenmek Jacobs’a sevinçle karışık kaygı verir. Bu haberle gömüldüğü acıdan sıyrılması için arkadaşları imdadına yetişir. Dhont’un kamerası kadın kılığına girmiş bir erkeğin yemekhaneye hızla girişini yakalar. Jacobs’un doğum yapan eşini taklit eden Francis, Jacobs’u acısının içinden çekip çıkarır. İçinde hem alay hem de sağduyu barındıran bu davranış, savaşta askerlerin gülmeye olan ihtiyacına örnek teşkil eder.

Savaşamayacak durumdaki erkeklerden oluşan bir grup asker, tarih boyunca hep olduğu gibi eğlenceler ve gösteriler düzenlemekle görevlendirilir. Böylece askerler aradığı motivasyonu cepheden uzaklaştırmadan edinip devam etme gücü kazanır. Francis’in gruba liderlik etmesi ve her geçen saniye drag queen edasıyla merkeze yerleşmesi hayranlık yaratır. Savaş orada olmasına rağmen, sanki onu teğet geçer. Gösterilerini sürdürebilmesinin savaşın devamlılığına bağlı olduğunu bilir. Savaştan önce babasının terzi dükkânında çalışan karakter, ilk defa bağımsızlığını ele alır. Hayatı hafif görür ve olanın tadını çıkarır. Valentin Campagne, kariyerinin çok başında bir oyuncu olarak, onu daha önce mutlaka gördüğümüzü hissettirecek kadar tanıdık, sonraki rolleri içinse heyecan uyandıracak kadar yeni bir yüz olarak karşımıza çıkar.

Coward-Film-Incelemesi-Arakat-Mag-2026-Bir-Film-Lukas-Dhont-Emmanuel-Macchia-Valentin-Campagne-Jef-Jacobs-Willem-De-Schryver

Mücadelenin Biçimleri

Savaşın üçüncü yüzünü Pierre oluşturur. Aralarında savaşın nelere sebep olabileceğini en net o görür. Cephe gerisinde askerleri motive edecek eğlenceler planlamakla geçen günlerini cephedeki yaralıları taşıdıkları anlar izler. Bu sahneler savaşmanın ölümden farklı ve daha acıklı sonuçları olduğunu hissettirir. Sıranın kendisine geldiğini, savaşmaktan daha fazla kaçamayacağını hisseden Pierre, can çekişen bir askerin başında kendini yaralar. Başta başkası için yardım çağıran sesi, bu defa acıklı bir çığlığa dönüşür. İyileştikten sonra Francis’in liderlik ettiği “çürükler takımı”nın üyesi olarak, yaralı askerlere moral sağlamak üzere hastaneye döner. Francis, hedefinde kaybolur, çevresindeki fiziksel acıyı görmez. Oysa Pierre inleyen bedenleri görür; tıkanan nefesleri, kan susan öksürükleri duyar.

Francis’in bebeğin doğum anını canlandırdığı gün bakışları Pierre ile buluşur. Hemen o anda aralarında doğan çekim, dostça bir yakınlaşmadan ziyade cinsel çekim barındırır. Fırsat verilse kendisini kadın olarak tanımlamayı seçebilecek Francis’in cinsel kimliğine dair ikinci kırılma, Pierre’ye yaklaştığı anlarda şekillenir. Aralarındaki çekim Pierre’in savaşa dayanmasını sağlayan tek güç haline gelir. Dayanamadığı anlarda savaştan kaçmayı, uzaklarda Francis ile birlikte bir hayat kurmayı hayal eder. Dhont, Close’daki seçimi için seyircisinden özür dilemek ister gibi, iki karakter için bol bol baş başa kalabildikleri an yaratır. Seyirciye sunulan bu romantik atmosfer, arka planda devam eden savaşın gölgesini zaman zaman unutturur.

Ne var ki savaş durmadan geri gelir. Eğlencenin içine sızar. Hiyerarşik ve kişileri aşan yanı, üst düzey yöneticiler için düzenlenen gösteride karşılık bulur. Komutanlardan biri Francis’i kucağına çekip vücuduna izni dışında dokunmaya başladığında ortalığı buz keser. Pierre, komutanın haddini aştığı bu ana sessizce tanık olur. Savaş, kişilerin bedenini o ya da bu biçimde ele geçirir. Yarası iyileşen asker cepheye döner. Gösteri yapan sanatçı tacize uğrar. Her şey savaşın malıdır, savaşta her şey mübahtır. Yine de Pierre, hem onu daha iyi tanımamızı hem de gizemini artıran ona özgü bir tepki icat eder, mücadelenin yeni biçimlerini yaratır.

Coward-Film-Incelemesi-Arakat-Mag-2026-Bir-Film-Lukas-Dhont-Emmanuel-Macchia-Valentin-Campagne-Jef-Jacobs-Willem-De-Schryver

Türde Yapılan Minik Değişiklik

Savaş kahramanlarını olduğu kadar çıkarcılarını, kindarlarını, hainlerini de yaratır. Ölenlerin yakınları hayatta kalanlara öfkelenir. Savaşıp hayatta kalanlar, yaşadıklarının acısını kaçıp gidenlerden, savaşmayıp hayatta kalanlardan çıkarmak ister. Koşulları sorgulamak yerine, kişiler suçlanır. Pierre, filmin adıyla işaret ettiği, öfkenin yöneldiği “korkaklar” arasında kabul edilir. Onun hayatta kalmaya duyduğu arzu, başkalarının sorumluluk bilincine ters düşer.

Coward, savaş kadar, savaştan sonra hayatta kalanların hissettiklerine de bir anlığına bakar. Ne var ki hayat olduğu gibi devam eder. İnsanlar yaralarını mecburen sarar, ülkeler yeniden ayağa kalkar. Öyle ki yirmi yıl sonra başlayacak II. Dünya Savaşı’ndan bihaber, hayatlarını bir daha asla yıkılmayacakmış gibi yeniden inşa ederler. Pierre’in Francis’e film boyunca defalarca kez sunduğu dağlara gitme teklifi, izole ve tüm tehditlerden uzak olmayı vadeder. Oysa bunun için uzaklara gitmelerine gerek yoktur.

Dhont, Coward’ın senaryosunu kaleme alırken daha önceki filmlerinde olduğu gibi Angelo Tjissens ile çalıştı. Sevdikleri temaları spesifik bir döneme taşırken homoseksüel ilişki anlatılarının düştüğü bazı tuzakları geride bıraktılar. Savaşta yaşanan aşk, her şey bittikten sonra dönülecek aile, eş, nişanlı gibi başka ilişkilerin varlığıyla gölgelenmedi. Aksine savaşa karşı oyunu, eğlenceyi, inancı, umudu ve aşkı önerdi. Dhont’un savaş gerçeğini yok saymadan ikiliyi merkeze koyarak yapmayı seçtiği tam da buydu. Karakterler başkaları olmadan birbirine aittiler ve aşkın zor zamanlara rağmen varlığını devam ettirebileceğini söylüyordu.

Dağ referanslarıyla akla Brokeback Mountain filmini getirmesine rağmen, kendini konumlandırdığı yer bundan farklıydı. Dhont‘un sinemasına aşina olanların yabancılık çekmeyeceği atmosfer, oyuncuların performansıyla güçlendi. Dhont’un filmlerini sevenlerin beğeneceği, yönetmenin ilk defa bu filmini izleyenlerin hoş bir hisle ayrılacağı; yönetmenin filmlerini ortalama bulanların ise aklında fazla yer etmeyecek bir yapım. Detaylarda bulduğum anlama karşın, bende bıraktığı etkinin izlerken değil, zamanla geliştiğini söyleyebilirim.


Burcu Demirer‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Everytime: Gerçekliğe Alışana Dek

Possible Love: Sınıfsal Bakışın Sömürdüğü Anlam

BURCU DEMİRER
28 yaşında, İstanbul'da yaşıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Halkla İlişkiler ve Karşılaştırmalı Edebiyat okudu. Metin yazarı olarak çalışıyor. Edebiyat, sinema ve tiyatro aracılığıyla yarınki yüzünü keşfediyor.

    EA SPORTS FC 27: Aynı Saha Yeni Kurallar

    önceki yazı

    Filmekimi 2026 Kaçırılmaması Gereken 15 Film Önerisi

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir