Sonbaharın İstanbul’daki en güzel sinema geleneklerinden Filmekimi, bu yıl da dünya festivallerinde ses getiren, ödüller kazanan ve uzun zamandır merakla beklenen filmleri bir araya getiriyor. Cannes’dan Venedik’e, Toronto’dan Sundance’e uzanan festival yolculuklarının ardından İstanbul’a gelecek filmler arasında usta yönetmenlerin yeni yapımları kadar yılın sürprizleri olmaya aday filmler de var. Programın tamamı oldukça kalabalık; dolayısıyla seçim yapmak hiç kolay değil. Biz de Filmekimi programı içerisinden özellikle kaçırılmaması gerektiğini düşündüğümüz, farklı türlerden ve sinema anlayışlarından filmleri bir araya getirdik.


Possible Love

Possible Love Filmekimi 2026 Kaçırılmaması Gereken 15 Film Arakat Mag Öneri Liste İKSV

Güney Koreli usta yönetmen Lee Chang-dong, Burning’den tam sekiz yıl sonra sinemaya yine etkileyici, yine duygular ve arzuları ölçüp biçerken dünyayı tarttığı bir dramla dönüyor. Possible Love, yolları kesişen iki çiftin hayatlarını izliyor: İşten çıkartılmış bir fabrika işçisiyle eşi ve belgesel yönetmeniyle kocası. Yönetmen, işten çıkartılan işçilerle ilgili bir belgesel çekmeye karar verince iki çiftin hayatları iç içe geçmeye başlıyor. Venedik’te dünya prömiyerini yapan ve Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Possible Love, ardından Toronto ve New York film festivallerinde gösterildi; Güney Kore’nin Oscar adayı oldu.


Wild Horse Nine

Wild Horse Nine Filmekimi 2026 Kaçırılmaması Gereken 15 Film Arakat Mag Öneri Liste İKSV

Yönetmen Martin McDonagh, Banshees of Inisherin’den bu yana merakla beklenen bu yeni filminde 1973’te Şili’deki askeri darbeden hemen önce, gizemli heykelleriyle meşhur Paskalya Adası’nda görevlendirilen iki CIA ajanını izliyor. Ortaklıkları çok eskiye dayanan iki ajan uluslararası komplolar ve iki asi genç öğrenci arasında kendi puslu geçmişlerini deşmek zorunda kalıyor. Eylül’de yapılan Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan Wild Horse Nine, olağanüstü oyuncuları kadrosunda bir araya getiriyor.


Fjord

Fjord Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Christian Mungiu Renate Reinsve Sebastian Stan Thorbjorn Harr 32 Sarajevo Film Festival

Cannes Film Festivali’nin en iyi filmi, gerçek olaylardan esinlenen sarsıcı ve sürükleyici bir aile dramı. Filmin merkezinde Romanya’dan Norveç’e göç ederek, fiyortlarda ücra bir köye yerleşen, geleneksel değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir çift var. Ergenlik çağındaki kızlarının vücudunda morluklar fark edilmesi üzerine hem köy halkı hem de polis çiftin inançları, değer yargıları ve ebeveynlik tarzlarını mercek altına alıyor.

Kültür çatışması, ebeveynlik, kutuplaşmış toplumlar ve önyargı gibi evrensel konuları ele alan Fjord, Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu’ya, 4 Months, 3 Weeks and 2 Days (2007) filminden sonra ikinci Altın Palmiye’yi getirdi. Fjord’un başrollerinde A Different Man’de de birlikte rol alan Sebastian Stan (The Apprentice) ile Renate Reinsve (Sentimental Value) yer alıyor. Fjord, ayrıca Romanya’nın Oscar adayı.


Everytime

Everytime Filmekimi 2026 Kaçırılmaması Gereken 15 Film Arakat Mag Öneri Liste İKSV

Kurduğu tekinsiz görsel dünyada şiirsel, şefkatli olduğunca cesur, huzursuz edici ve duygusal bir yas filmi Everytime; anıların ve kaybın getirdiği kederin silikleşmesini derin ve keskin bir bakış açısıyla işliyor. Bir anne, kızı ve ergen bir oğlan, feci bir kaza sonrasında yeniden bir araya gelir. Daha önce yarım kalan aile tatili, Kanarya Adaları’nda baştan başlar. Bir yandan suçlulukla kavrulurken bir yandan da affetmenin zorluğuyla boğuşurlar. Zaman duraklar, gerçeklikle diğer şeyler suskunca iç içe geçer, yakıcı güneşin altında geçmiş ve şimdi birbirine karışır. Everytime, ayrıca Almanya’nın Oscar adayı oldu.


Bucking Fastard

Bucking Fastard Filmekimi 2026 Kaçırılmaması Gereken 15 Film Arakat Mag Öneri Liste İKSV

Yedi yıl aradan sonra kurmaca sinemaya dönen Werner Herzog imzalı Bucking Fastard, gerçek hayatta da kardeş olan (ve ilk kez birlikte kamera önüne geçen) Rooney ve Kate Mara‘yı, aynı anda konuşup aynı adama âşık olacak, aynı rüyaları görecek kadar birbirinden ayrılmaz ikizler olarak beyaz perdeye taşıyor.

İzleyiciyi incelikle kurulmuş ama huzursuz edici bir dünyaya çeken bu hikâye, ikizlerin dağları delip geçecek bir tünel kazmaya niyetlenmelerini konu alıyor. İngiliz ikiz kardeşler Joan ve Jean Holbrooke‘un gerçek hikâyesinden esinlenen ve Herzog‘un David Lynch‘e ithaf ettiği film, dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarıştı.


Primetime

Primetime Filmekimi 2026 Kaçırılmaması Gereken 15 Film Arakat Mag Öneri Liste İKSV

Eylül ayında yapılan Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan filmde Robert Pattinson, tacizcilerin kamera önünde suçüstü yakalanarak adalete teslim edildiği efsanevi reality show programı To Catch a Predator‘ı hazırlayıp sunan hırslı muhabir Chris Hansen’i canlandırıyor.

2006’da televizyonda yayımlanan bu program, yalnızca içeriğinin sertliğiyle değil, Hansen’in gizli kameralar kullandığı tavizsiz yaklaşımıyla da büyük ses getirmişti. Gazetecilik, etik, suç, ceza, adalet ve eğlence dünyasının sınırları gibi konulara odaklanan filmde Pattinson’ın performansının Oscar adayı olacağı şimdiden konuşuluyor.


I Play Rocky

I Play Rocky Filmekimi 2026 Kaçırılmaması Gereken 15 Film Arakat Mag Öneri Liste İKSV

Düşük bütçesine rağmen on dalda Oscar’a aday olup tüm dünyada gişe rekorları kıran, şarkılarından konusuna birçok yönüyle övülüp kült bir filme dönüşen, Sylvester Stallone’u şöhretin zirvesine çıkaran Rocky (1976) filminin yapım aşaması da başlı başına bir efsane sayılır. Herhangi bir deneyimi ya da birikimi olmayan, hiç tanınmayan Sylvester Stallone’un kendi yazdığı senaryodan çekilen filmde başrolü üstlenmek için verdiği mücadeleyi anlatan I Play Rocky, prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapıyor.


All of a Sudden

All of a Sudden

Hayatı sinema yoluyla anlayıp anlatmanın en güzel yolunu bulan filmlerden… Başrolündeki iki oyuncuya Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü getiren All of a Sudden, Paris’te yaşlılar için idare ettiği bakımevinde daha insani koşullar gözeten bir kadınla hastalığı son evreye ulaşan Japon bir oyun yazarını izliyor. Tesadüfen tanışan iki kadın şefkatin hassas ruhlara nasıl iyi geldiği içgörüsüyle derin bir dostluk kuruyor. Wheel of Fortune and Fantasy, Evil Does Not Exist ve Drive My Car ile gönlümüzde taht kuran Ryûsuke Hamaguchi, hem iki kadının yakınlığını hem de ölümle yaşam arasındaki kaçınılmaz yolculuğu iç içe geçirerek benzeri zor rastlanan bir incelikle izleyiciye aktarıyor. Film, ayrıca Japonya’nın Oscar adayı oldu.


A Long Winter

A Long Winter

En son All of Us Strangers ile yürekleri dağlayan Andrew Haigh, A Long Winter‘da Colm Tóibín’in bir öyküsünü sinemaya uyarlıyor ve bir ailenin duygusal fırtınalarını, derinlere gömdükleri hislerini ve geçimsizliklerini yine yalnız bir genç adam üzerinden anlatıyor. Telluride, Toronto ve New York film festivallerinde izleyiciyle buluşan film, 1950’lerde sert doğasıyla neredeyse filmin bir karakterine dönüşen Colorado dağlarında geçiyor. A Long Winter, annesi kışın ilk tipisinde karlar içinde kaybolan bir delikanlıyla babasını bu acı kaybın ardından önlerindeki acımasız, sert kış boyunca izliyor.


Fatherland

Fatherland

Ida ve Cold War filmlerinin izinde, yine savaş sonrası kargaşaya ve ahlaki belirsizliğe teslim olmuş Avrupa’yı fon tutan Paweł Pawlikowski, Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü paylaşan Fatherland‘te kimlik, suçluluk, aile ve sevgi kavramlarını ele alıyor.

Nobel ödüllü yazar Thomas Mann, 1949 yılında, savaşın ardından ilk kez Almanya’ya geri döner. Yanında oyuncu, yazar ve ralli pilotu kızı Erika vardır. Vatanı harabeye dönmüş, bölünmüştür. Baba-kız, ABD hâkimiyetindeki Frankfurt’tan Sovyet kontrolündeki Weimar’a doğru yola çıkar.

Mann’dan Goethe’ye, aile krizlerinden harap bir vatanın yarattığı iç acısına, yine benzersiz bir atmosfer yaratan Pawlikowski, filmin senaryosunu Babylon Berlin dizisinin yaratıcısı Hendrik Handloegten ile birlikte kaleme aldı. Fatherland, ayrıca Polonya’nın Oscar adayı.


The Beloved

The Beloved Bir Film İncelemesi

En son 2022’de As bestas filmini izlediğimiz yönetmen Rodrigo Sorogoyen, Cannes’da dünya prömiyerini yapan bu sarsıcı aile dramıyla yeniden Filmekimi’nde. Hem filmleriyle hem de şiddet ve aşırılıklarla dolu geçmişiyle anılan ünlü yönetmen Esteban Martínez, yeni projesinde kızı Emilia’ya bir rol teklif eder. Çok uzun yıllardır görüşmeseler de Esteban’ın asıl amacı kızının başarısız oyunculuk kariyerine destek vermektir. Sette yakınlaşsalar da eski yaralar yeniden açılacaktır.

Hem farklı lensler hem de 65mm, 35mm, 16mm, 8mm, dijital ve Mini DV gibi birçok farklı formatta çekimleri sayesinde duygusal gerilimini sinemasal dokusuyla sağlamlaştıran The Beloved, yönetmen Sorogoyen‘in sözleriyle, “Film yapımına dair bir hikâye. Bir yönetmen ile bir kadın oyuncunun hikâyesi. Bir kızın ve babasının hikâyeleri. Sinemacılar, kız çocukları ve babalar hakkında bir film. Sonuçta, hepimiz hakkında bir film.”


Iron Boy

Iron Boy

Küçük Christophe, sık sık düşmeye başlar. Traktörde, okulda, akşam yemeğinde durduk yerde devrilip düşer. Doktorlar Christophe’un dik durabilmesi için demir bir korse takması gerektiğini söyler. Ailesinin çiftliğinde katı ve mesafeli babasının beklentilerini karşılamaktan uzaklaşmak zorunda kalan Christophe, yeni hayatının getirdiği yeni düzende müzik, yeni arkadaşlar ve hatta yaramazlığı keşfeder.

Iron Boy için Fransa’da köyde geçirdiği kendi çocukluğundan ilham alan Louis Clichy, geleneksel yöntemlerle elle kâğıt üzerine çini mürekkebiyle çizilip suluboyayla boyanmış, dokunaklı ve renkli bir ergenlik öyküsü yaratıyor. “Bu hikâye benim için kişisel bir anlam da taşıyor çünkü ben de çocukken korse giyiyordum, hâlâ da kullanıyorum.” diyor Clichy. “Hem bu deneyimi aktarmak hem de bununla biraz eğlenmek istedim.” diye ekliyor.


Wicker

Wicker

Deniz kenarındaki bir kasabanın hemen dışında, leş gibi kokusuyla sürekli alay konusu olan, bir balıkçı kadın yaşar. Dar görüşlü, tutucu komşularından bıkıp usanan, yalnızlık da canına tak eden kadın bir gün kendine hasırdan bir koca yaptırmaya karar verir. Siparişin bu tuhaf kadın için ideal bir koca olduğu ortaya çıkar ama kasabalılar bu beklenmedik beraberliğe öfke ve kıskançlıkla tepki gösterir.

Kimi oynasa parlak bir mücevhere dönüştüren Olivia Colman ile hasırdan kocayı canlandıran Alexander Skarsgård‘ın başrollerini paylaştığı; batıl inançlar, uyumluluğun rahatlığı, aşk, arzu, kıskançlık ve evlilik gibi temaları ele alan Wicker, Sundance’te dünya prömiyerini yaptı.


Victorian Psycho

Victorian Psycho

Jane Eyre ile American Psycho birbirine geçseydi böyle karanlık, dehşet verici ve bir o kadar da göz alıcı olurdu. Güçlü oyuncu kadrosu, alışılmadık kurgusu ve yaratıcı görüntü yönetimi bolca övgü toplayan korku-gerilim filmi Victorian Psycho, 1858 yılında ıssız, gotik bir malikanede geçiyor.

İlk bakışta sadece biraz tuhaf görünen genç mürebbiye Winifred çocuklara ders vermek üzere malikaneye gelir. Zaman geçtikçe malikanede çalışanlar birer birer ortadan kaybolmaya başlar. Şüpheler artar, gözler ister istemez yeni gelen kadına çevrilir.

Longlegs, The Hand that Rocks the Cradle’dan hatırlayacağınız Maika Monroe, çığırından çıkmış mürebbiye rolündeki ikonik performansıyla hafızanıza kazınacak. The Heart Machine ve Sanctuary ile dikkatleri çeken Zachary Wigon‘un bu son filminin senaryosunu Virginia Feito kendi romanından uyarlayarak yazdı. Victorian Psycho, Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini yaptı.


Naza

NAZA

2026’da Oscar kazanan No Other Land belgeselinin İsrailli yönetmenleri, aktivist gazeteciler Yuval Abraham ile Rachel Szor’un The Guardian gazetesi ve yönetmen Jonathan Glazer’ın yapımcılığıyla gerçekleştirdikleri bu belgesel, dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde Özel Jüri Ödülü’nü kazandı.

Üç yıllık bir sürede çekilen Naza, İsrailli askeri yetkililerle Tel Aviv’de, gece saatlerinde, karanlık bir çatıda yapılan gizli röportajları içeriyor ve İsrail’in Gazze’de Filistinli sivilleri öldürmesinin ardındaki hesaplı sistematiği açığa çıkartıyor. Filme adını veren Naza, İsrail istihbaratının sıkça kullandığı bir kısaltma terim ve bir hava saldırısı sonucundaki tahmini sivil zaiyat sayısını belirtiyor.


Elbette Filmekimi programı bu filmlerle sınırlı değil ve kişisel keşiflere fazlasıyla açık bir seçki sunuyor. Ancak biletlerin hızla tükendiği festival günleri yaklaşırken programı nereden başlayacağını bilemeden inceleyenler için bu liste iyi bir başlangıç noktası olabilir. Büyük yönetmenlerin yeni filmlerinden festival sezonunun sürprizlerine uzanan yoğun bir on gün bizi bekliyor. Şimdi geriye programı karşılaştırmak, seansları çakıştırmamak ve 2 Ekim sabahı biletleri yakalamak kalıyor.


2025 yılının Filmekimi listesine bakmak için buraya tıklayın.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Possible Love: Sınıfsal Bakışın Sömürdüğü Anlam

Fjord: Buzun Altında Donan Vicdan

arakatmag

Coward: Savaşın Üç Yüzü

önceki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir