0

Petra Biondina Volpe, adını geniş kitlelere duyurduğu The Divine Order’ın (2017) ardından bu kez Late Shift ile karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz yıl 75. Berlin Film Festivali kapsamında prömiyerini gerçekleştiren yapım, İsviçre’de bir gece vardiyasında yetersiz personel bulunduran bir acil serviste çalışan Floria’nın özverili mücadelesini resmediyor. Ülkemizde 20 Şubat’ta vizyona girecek olan filmin başrolünde ise İlker Çatak’ın yönettiği The Teachers’ Lounge’da (2023) oynayan başarılı oyuncu Leonie Benesch yer alıyor.

Eski kitaplar, eski filmler, eski sözler… Eskiye bugünden bakınca insanlığın sorunlarının yalnızca daha sonra yeniden belirmek için aralıklarla ötelendiğine tanık oluyoruz. İnsan var oldukça belli başlı sorunların üstesinden gelebiliyor. Çözümsüz kalan sayısız meseleyi de yarının iklimsel konjonktürüne bırakmak zorunda kalıyor. Sırf bugüne ulaşmak için tarih boyunca verilmiş mücadeleleri sahici bir dille tarif edebilmemiz neredeyse imkânsız. Geçmişin acıları vasıtasıyla düne göre elde ettiğimiz kazanımlarla yaşarken, günümüzün ölçülemez trajedilerinin gömüldüğü, geleceğin muhtemel acılarının kazınacağı toprakların üzerinde nefes alıyoruz. İnsana dair en kıymetli varoluş sembollerinden, verilen onurlu mücadelelerin ardından bugün yaşadığımız dünyaya kavuşabiliyoruz. Eş anlamlısı “istikbal” olan henüz gelmemiş o geleceğe, hak etmediği kadar kıymetli ve eşsiz mücadeleler atfediyoruz. Eski yalnızca belki de yeniden eskimek için hayatımızda. Buradaki “eski” tabiri, insanlığın yarattığı sorunlar için biraz konforlu bir kelime aslında. Bugünümüz için bir kabullenişten ve sindirimden öte insanlık için yerleşmiş bir kodlama gibi. Ancak bugünün dünyasında etrafımız verilecek sayısız mücadeleyle dolu.

Nefes aldığımız alanlar, geleceğin acılarını hafifletme umuduyla filizlenen ancak duyarsızlaşmaya itilen benliklerle çevrili. Bu yüzden insanlığa, bir insanın var olmasına dair verilen onurlu mücadeleler yalnızca günümüz için değil, geleceğin durduğu ileriki konumdan bile değerli. Petra Biondina Volpe, Late Shift ile verilen bir başka mücadeleyi, emek sömürüsünü, sağlık sisteminin yüzyıllardır devam eden kanıksanmış bir sorununu resmediyor. Floria, ağır hastalara bakan iki hemşireden birisi olarak onlara özverili bir şekilde yetişmeye çalışıyor. Az önce bahsettiğimiz gibi insan için “eski” konforlu bir kelime olsa da Camus; 1947 yılında yayımladığı Veba’sında Rieux’dan, günümüz için neredeyse “yeni” gibi duran şu sözlerle bahsediyor; “Bir gün ona kalpsiz olduğunu söylediler. Onun bir kalbi vardı elbet… Bu kalp artık sadece günde yirmi saatlik çalışmaya katlanmasına ve yaşaması gereken insanların ölmesini seyretmesine yarıyordu. Yaşayabilmesi için gereken tek gereken şey de buydu.” Floria, tıpkı Rieux gibi çözümü sağlayacağını düşünen bir fedaiydi. Oysa insanların yitirilmesine neden olan şey sistemin çözümsüzlüğüydü.

Late Shift Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Başka Sinema Petra Biondina Volpe Leonie Benesch Sonja Riesen Alireza Bayram

Hastane Koridorlarında Savrulurken

Petra Volpe, bizi bir gözlemci olarak ele alıp hemşire Floria’nın bir günüyle tanıştırıyor. Judith Kaufmann’ın görüntü yönetmenliğini yaptığı Late Shift, takip kamerası eşliğinde bizleri uzun planlarla birlikte gergin bir gece vardiyasıyla baş başa bırakıyor. Hızlı temposunu Floria’nın içsel gerginliği ve çevrenin baskısıyla harmanlıyor. Sistemin çarkları bu alanda işlemiyor. Çalışmayan, eksik bir mekanizmanın doğurduğu sorunlar; insan hayatının yitirilmesine, yönetilemez bir kaosun peydahlanmasına neden oluyor. Filmin henüz açılışında bu tükenmeyen soruna kısa bir vurgu yapılıyor. Konfeksiyon atölyesinde temizlendiğini gördüğümüz önlükler, birbiri ardına sıralanırken çarpışarak durabiliyorlar. Birbirinin aynısı olan üniformalar, sisteme dahil olan bireyler üzerinden yansıtılan bu dünyanın sonsuz bir döngüsü aslında.

Volpe, odalar arasında devamlı mekik dokuyan bu sağlık çalışanlarının örüntüsel tökezlemesini ilk saniyeden sunuyor. Aktarımı genellikle belirgin bir metin üzerinden ilerletmiyor. Yaşanan durumlara karşı farkındalığımızın sorgulandığı daha eşlikçi bir anlatıyı benimsiyor. Buradaki hünerin sağlanmasındaki en önemli unsur, hiç kuşkusuz ki Volpe’nin yönetmenlik melekeleri. Koşuşturma, endişe, tahammül ve kontrol arzusu ekranı kaplarken yönetmen bütün bu duyguları pürüzsüz bir biçemde aktarıyor. Bu alanda yaşananlar Floria’yı ne kadar sıkıştırırsa yönetmenlik de bir o kadar ivmeleniyor.

Floria, işinin gerekliliklerini yapmaya çalışan örnek bir sağlık çalışanı. Vardiyasına başlamadan önce getirdiği şekerleri cebine yerleştiriyor, hastaların tüm ihtiyaçlarını ise sükûnetle gidermeye çalışıyor. Gerekli güveni karşısındakine hem mimikleriyle hem de davranışlarıyla olabildiğince sağlamaya çalışıyor. Bu noktada Volpe’nin yaklaşımlarından biri, hastaların yaşadığı ölümcül rahatsızlıkların bir hemşirenin gündelik rutini içerisinde nasıl konumlandığı. Bir sahnede nöbeti devreden hemşire, Floria’ya hastaların son durumlarını aktarıyor. Burada mesleğin parçası olmayan biz izleyicilerle hemşirenin ekranda belirginleşen kimliği arasında bir ayrım yaşanıyor. Late Shift, bu denklemden büyük oranda faydalanıyor. Zira, sayılan hastalıkların hissi bize yoğunlukla geçerken, tam tersi şekilde duyduklarımızın Floria için kadar normalleştiğini anlıyoruz. Oluşturulan ikilem, filmin farkındalıkla beslenen anlatıcı formunun merkezinde konumlanıyor. Aynı zamanda özverili olduğunu gördüğümüz Floria’nın büründüğü profesyonel kimliğinin de bir yansıması oluyor. Odaların içerisinde, koridorların arasında gizlenen ve havada asılı kalan duygulanımlar belirginleştikçe bu durum anlatının ilgi çekiciliğine yansıyor. Late Shift, böylece farkındalıkla ördüğü anlatısını ana karakterinin farkındalığını perdelediği bir rütbeyle birleştirerek akıcı bir dinamik içeriyor.

Late Shift Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Başka Sinema Petra Biondina Volpe Leonie Benesch Sonja Riesen Alireza Bayram

Ölçüsüz Sorumluluğun Özverisine Sarılmak

Filmin başarılı olduğu kısımlardan söz ederken Leonie Benesch‘in performansından, canlandırdığı Floria karakterinden derinlemesine bahsetmekte fayda var. Başarılı oyuncu Benesch, film boyunca muazzam bir performans gösteriyor. Yorgunluğunu, azmini ve kaygısını koşuşturma içerisinde savrulduğu uzun planlarda büyütüyor. The Teachers’ Lounge’dan hatırladığımız “tahammül sınırında gezinme” halini daha tekinsiz nüanslarla zenginleştiriyor. Karakterin ilk saniyeden itibaren “sistemin yarattığı ölçüsüz sorumluluğunun altında kalmama” mücadelesi verdiğini gözlemliyoruz. Omuzlarına bırakılan yüklerin altında zaman zaman kaybolsa da, gözlerini her seferinde yeniden açmaya çalışıyor. Çünkü hastalar için yetersiz kalan prosedürlerin arkasında da aslında yalnızca kısa bir göz atma zorunluğu yatıyor.

Empatinin izleyiciyle sığındığı koridorların beyaz ışıklarında büyüyor her şey. Seyirci, Floria’nın sevgiyle gülümseyen gözlerinin arkasında tepkisiz kalarak aradığı çözümlerde buluyor kendini. Onlarca odanın arasında, yaşam sorumluluğun pençesinde verilen bir mücadele bu. Floria, çalıştığı kurumun içerisindeki odalar her gün farklı labirentlere dönüşürken çıkışı kendi özverisinde aramaya çalışan bir keşifçi adeta. Zira, insan emeğinin sömürüldüğü sistemlerin bu hikayedeki sağlık çalışanlarından istediği de bu.

Labirente dönüşen koridorların, asansörlerin ve odaların arasında koşuşturan Floria’yı takip ederken onun bir hayatta kalma savaşının ortasında kaldığını fark ediyoruz. Nefes nefese ilerleyen kamera eşliğinde karakterin çıkmazlarını döndüğü duvarların her biri kadar hissediyoruz. Floria ise kafasını toparlamakta zorlanıyor, ağrı kesicileri karıştırıyor. Ortamın koşulları, yönetilmenin yönetmeye üstün geldiği bir yöntemi benimsemeye başlıyor. Tıpkı bir müşteri gibi davranan bir hastanın istediği çayın kaynamasını beklerken olduğuna benzer şekilde, gittikçe fokurdayan bir savaşın ortasında buluyoruz kendimizi.

Bu düzlemde Floria’nın hayatta kalmasını da hastalarla nasıl iletişim kurduğu belirliyor. Karakter; işini yapması, insanları hayatta tutabilmesi sayesinde var olabildiği bir simülasyonda dolanıyor gibi. Buradaki antagonizma ise koridorların ve odaların kendisi. Yeri geldiğinde öğretmen, yeri geldiğinde ise bir garson gibi davranmak zorunda kalan Floria; tüm hastanenin nefes almasını sağladığı için de bunun bedelini en doğrudan ödeyen birincil kişi.

Late Shift Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Başka Sinema Petra Biondina Volpe Leonie Benesch Sonja Riesen Alireza Bayram

Ölümü Açıklayabilir misin?

İnsanın kaybedilenlere karşı çaresizliği, dünyanın insana yaptığı en büyük tanımlamalardan biri. Bu noktada zaman; kimi zaman çarelere yol gösterirken yaşanan “keşkeler” bir başka açıklamaya daha ihtiyaç duyuyor sanki. O zaman geldiğinde ise dünyanın ikinci bir izaha gerek duymaması, bu çaresiz döngünün bir açıklaması belki de. Dönmeyecek olanın izi, kalanların bitap bir halde değdiği kalabalıklara atılan bir düğüm bırakıyor kimi zaman. Sıktıkça çözülen, kestikçe de ayağımıza dolanan bir son hazırlıyor bize. Kaynayan suya gözleri dalan Floria’yı gördüğümüzde bir düğüm için gerekli olan ipler gittikçe geriliyordu. O, bu düğümün sıkılaştığını hissettiğinde ise Bilgin Hanım’ın ölü bedenini hayata döndürmeye çalışıyordu. Kalp masajı ve elektroşokların hiçbiri, ne yazık ki sıkı atılan bu düğümü açamayacaktı.

Floria, burada artık bir gözlemciydi. Nöbetçi doktora görevini devrettikten sonra hızla kaskatı kesilmişti. Donuk bakışlarla yapılan müdahaleyi izliyordu sadece. Bu bir kördüğümdü. Üstelik yine başkası tarafından atılmıştı. Tüm uğraşlara rağmen ipi kesebilecek ne bir bıçak ne de bir makas vardı. Late Shift’in en önemli sahnelerinden biri olan bu sekans, ihmal edilen bir hayatın geride bıraktığı çaresiz sessizliğin en gerçekçi anlatımlarından. Floria, o gün Bilgin’i hiç ziyaret edememişti. Hayata gözlerini yumduğunda dünyanın adaletsiz kudreti her şeyi susturmuştu. Geriye sadece oğullarının feryatlarıyla sağlık çalışanlarına yönelik suçlamaları kalmıştı.

Volpe, sekansın niceliğini Floria’nın Bilgin’i uğurlayışında büyütüyor. Keza yönetmen, yitirilen insanın geride bıraktığı yalnızlığa dair bizlere birçok perspektif sunuyor. Nefes almayan bir bedenin, dünya üzerindeki son işlemlerine tanık oluyoruz. Prosedürlerin yarattığı sorunlar, burada yine prosedürün gerektirdiği bir veda hazırlıyor. Floria, odanın camını açarak Bilgin’in ruhunu uğurladıktan sonra gözlerini şefkatle kapatarak onu son yolculuğuna hazırlıyor. Yönetmen, farkındalığa adadığı anlatısını burada ölüm üzerine sunulan farkındalığı yüksek bir temsile taşıyor.

Bilgin’in cansız bedeni morga taşınırken yansıtılan duygu, filmin ilk yarısında ameliyathaneye taşınan bir hastadan farklı görünmüyor. Kadraja çözümsüzlüğün susturucu hakimiyeti siniyor. Her iki prosedür neredeyse aynı eylemle sergilenirken perde arkasında tanık olduklarımız sahnenin etkisini perçinliyor. Ölüm ve sistemin sorunlu yapısı üst üste biniyor. Çünkü her iki karakter de sistemin birer kurbanı. Birisi son nefesini vererek kurban ediliyor, diğeri ise bunu her gün emeğini tüketerek yapıyor. Floria, vardiyasını kaplayan sıkıntılara çözüm üretemedikten sonra bir ölüm için de doğal olarak gerekli olan prosedür neyse onu uyguluyor. Belki de ilk kez Floria’yı bir karakterle bu kadar dayanışırken görüyoruz. Bunun az önce hayatını kaybeden Bayan Bilgin olması ise metnin elbette asıl derdi. Kapanış sekansındaki ince dokunuş, sağlanan dayanışmanın gerçekçi bir gösterimi.

Eksik Kalan Dokunuşlar

Late Shift, etkileyici ilk yarısı boyunca iyi bir kurulumla ilerliyor. Anlatısını, derdini izleyiciye benimsetiyor. Genel ilerleyişi boyunca hiçbir zaman gerek reji gerekse metinsel olarak vadettiğinden fazlası olduğunu söylemiyor. Aradaki dengeli alışverişi gözetiyor. Ancak kurulan anlatıya bir laboratuvar ortamında yaklaştığımızda, metnin kendisini bir üst noktaya taşıyacak ufak unsurlara ihtiyaç duyduğunu söyleyebiliriz. Late Shift‘in elbette muadillerinden belli düzeyde ayrışan birtakım alametifarikaları var. Konum hakimiyeti ve yönetmenin hastaneye olan kapsayıcı yaklaşımı, filmin neredeyse en canlı unsurları. Ana karakterin içsel dünyasına yönelik dışavurumcu gösterimler yine önemli bir boyutta. Ancak süre ilerledikçe -anlatının düzlemi gereğince- üç potansiyel yönelim olasılığı belirginleşiyor. Bunlardan ilki, karakterden uzaklaşarak anlatının odağını daha geniş bir mesafeye taşımak. Bir diğeri, karakterin içsel dünyasına daha da yakınlaşarak ayrı bir keşfe olanak tanımak. Son olan ise aynı ölçüyü koruyarak benzer düzlem içerisinde bir son hazırlamak.

Volpe, tercihini ilk şıktan yana kullanıyor gibi. Zira bir süreliğine müşteri gibi davranan bir hasta üzerinden farklı bir anlatıya doğru ilerliyoruz. Yönetmen, belli ki filmin bir manevraya daha ihtiyaç duyduğunu düşünerek bu kararı veriyor, ancak fikrin genişletilmesi çok yavan bir biçimde gerçekleşiyor. Mesafe arttığı kadar bir yandan da Floria üzerinden farklı bir yansımaya tanıklık etmemizi istiyor. Kısa süreliğine odak daha dramatik bir çepere kayıyor. Karakter, kendisine kötü davranan hastaya sinirlenerek onun saatini camdan dışarı fırlatıyor. Fakat bu tercih, ne karakter açısından ne de sonraki süreçte hasta açısından kayda değer bir derinlik barındırıyor. Ayrıca yaşanan öfke patlamasının aktarımı, Floria’nın kontrolünü korumaya çalıştığı kısımlardan daha üste çıkamıyor.

Karakterler, nedensizce kucaklayıcı bir tavır takınmaya başlıyorlar. Bilgin karakterinin ölümü sahici bir yas ve kucaklama duygusuyla sergilenirken yönetmen sanki bu duygunun gücüne biraz fazla kapılıyor. Peşinden gelen sahnelere ve karakterlere bu duyguyu serpiştirmeye çalışıyor. Üstelik bu dönüşüm çok hızlı ve nedensiz bir biçimde gerçekleşiyor. Floria’nın saat üzerinden sergilediği etik dışı olan davranış, karakterin geldiği noktanın elbette bir temsili. Ancak yalnızca bunu temsil etmekle sınırlı. Finale doğru yaşananlar, anlatı genelinde bulunan yaratıcı fikirler kadar ilginç değil. Haliyle, varacağı durağa çok az süre kala raydan çıkmış bir tren gibi, içerisine uyumsuzluklar eklenen küçük bir tökezlemeyle karşılaşıyoruz.

Late Shift, hayatın sıkılaştırdığı düğümlerin oluşturduğu bir kördüğüm. Yitirilenlerin ardından odalara hükmeden bir sessizlik, çaresizliğin içine sinen bir koşuşturma. Bizler, Floria gibi çözümsüz sorunların odağında hayatımızı paralarken bizimle dayanışacak, mücadelemize inanacak olanlar ise daima yanımızda.


Ahmet Duvan‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Scarlet: Arafta Kaybolan Masal

I Was a Stranger: Gölgelerde Asılı Kalanlar

Ahmet Duvan
Psikoloji bölümü öğrencisi. Sinema üzerine blog yazarı. Film eleştirmeni.

Scarlet: Arafta Kaybolan Masal

önceki yazı

Is This Thing On?: Çürüyen Evliliğin Aydınlanma Arayışı

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir