The Rivals of Amziah King, kesinlikle eşi benzeri olmayan bir film. Oklahoma’nın sıradan bir kasabasında arıcı olma fikrini eksantrik ve kesintisiz bir tempoyla işleyen, gösterildiği festivallerde kendisinden övgüyle bahsedilen film, acaba bu coşkuyu hak ediyor mu, hadi yakından bakalım.
Bu yazı, The Rivals of Amziah King filmi hakkında spoiler içerir.
Kolonilerin Çöküşü
Filmin yazar ve yönetmenliğini üstlenen Andrew Patterson, Oklahoma taşrasının samimi atmosferinde geçen bu anlatıyla, diğer uzun metraj filmi The Vast of Night’ın (2019) sessizliğini bozuyor. The Rivals of Amziah King, sinemanın en sıra dışı ve kendine has bir parıltıya sahip aktörlerinden biri olan Matthew McConaughey’in başrolünde olduğu; müzik, suç ve Hristiyanlığın dini öğretilerini iç içe geçiren oldukça lirik ve benzersiz bir hikâyeyi ele alıyor.
McConaughey, kasabada yerel bir bal üreticisi ve folk/rock tarzı bluegrass müzik grubunun üyesi olan Amziah karakterini canlandırıyor. Film, Amziah ve arkadaşlarının seyyar bir lokantada, tanrıya şükürlerini dile getiren, coşkulu, gürültülü bir müzik şöleni düzenlemesiyle açılıyor. Grubun müziğe ruhunu kaptırmışçasına kendilerinden geçerek, ellerinde hangi enstrüman olduğu fark etmeksizin eğlenmesi, ayrıca şarkılarda geçen dürüstlük ve dini terimler, müzikten para kazanmayı düşünmeyen yerel bir tarikatı izleyeceğimizi hissettiriyor.
Bu müzik şöleni, Amziah’ın mesleki deneyiminden faydalanmak için polislerin yanlarına gelmesiyle bölünüyor. Öyle ki, civar kasabalarda ardı ardına milyonluk bal hırsızlıkları meydana geliyor ve geriye sadece boş veya yarı dolu variller kalmaktadır. Amziah, bu suç soruşturmasında yardım teklifini kabul ederek polislerle kendi bal üretim tesisinde bulunan varilleri incelemeye koyulur. Gece boyunca süren incelemeler sonuçsuz kalır ve balları kimin çaldığına dair bir iz bulunamaz. Yorucu geçen gecenin sonunda Amziah, yerel bir lokantada filmin akışını değiştirecek o karşılaşmayı yaşar. Garson, yıllar önce koruyucu ailesi olduğu, yani evlatlık kızı Kateri’den (Angelina LookingGlass) başkası değildir. Amziah, bu sefer kızıyla bağını koparmamak ve arıcılık işini bir aile yapılandırmasına çevirmek için manevi kızını çevresine dahil etmeye çalışır.

Bağlanmazsam Acı Çekmem
Doğrusu, filmin ilk 30 dakikasına kafa karıştırıcı ve nereye bağlanacağı belirsiz bir hava hakimken, Amziah’ın koruyucu kızı Kateri’nin de anlatıya dahil olması, gevşemem ve yalnızca arkama yaslanarak izlemem gerektiğini hatırlattı. Nitekim, Amziah’ın abartılı gelebilecek neşeliliği, adeta bulunduğu toplulukta bir aziz gibi görülmesi, bir zamanlar pek de öyle olmadığını satır aralarıyla açığa çıkarıyor.
Ölen eşi Glenda’nın ardından yaşadığı yas sürecini gösterişli dışa dönüklüğü ile bastırmaya çalıştığına dair detaylar, Amziah karakterinin derinlerine inmemizi kolaylaştırıyor. Öte yandan, küçük kardeşi ile Amziah ve Glen’in yanında çocukluklarının iki yılını geçiren Kateri’nin, yasalar gereği sürekli farklı koruyucu ailelerle yaşaması, şu anki “tetikte olma” halini kısmen açıklıyor. Amziah’a ve davet edildiği çevreye, hatta herkese karşı şüpheciliği; topluluğa dahil olamayıp tekrar yalnız kalacağını düşünmesi üzerinden çok gerçekçi bir şekilde yansıtılıyor. Bu yüzden Kateri, Amziah’ın ve çevresindekilerinin dostane çabalarına rağmen, onlara ve oraya bağlanma konusundaki isteksizliğiyle, çocukluğundaki şiddet ve çalkantılı ortamdan nasıl etkilendiğini de yansıtıyor.
Yine de, uzun yürüyüşler esnasında Amziah ile arıcılık mesleği hakkında yaptığı konuşmalar, bu küçük böceklerin dünyasına dair Kateri’de bir merak uyandırıyor. Büyüleyici kırsal manzarayı izlerken her an ortaya çıkabilecek caz ağırlıklı melodik müzik ise çoğu zaman sahneyi etkisi altına alarak, izlediğimiz filmin anlatmaktan çok göstermekle ilgili bir tarafı olduğunu sezdiriyor.
Filmin ikinci yarısında, başlarda gördüğümüz yan karakterler de belirginleşiyor. Bölgenin otoritelerinden olan Dob karakteri (Kurt Russell), pek çok karanlık faaliyetlerden oluşan bir imparatorluk kurmuş gibi görünüyor. Arıcılık ve bal alım satımını da kapsayan işleri için küçük kuruluşları yok eden ve bürokrasi/ polis ile yasa dışı iş birliği yapan, buna karşın saygın ve dokunulmaz bir yaşlı adam olduğunu anlamamız uzun sürmüyor.
Bölgede peş peşe gelen bal soygunlarından Amziah’ın tesisi de etkileniyor ve bir gecede milyonluk arı ve ballar yok oluyor. Bu, sadece Amziah için değil, ailesi olarak gördüğü topluluk için de bir felaket anlamına geliyor. Çünkü burada yer alan çoğu insan; eski hükümlü, evsiz ve Amziah’ın tesisi etrafında yeniden hayata tutunmaya çalışan kişiler.
Amziah’ın ani kalp krizi ve ölümünü metanetle karşılayan Kateri, Amziah dışında kimsenin onda fark etmediği zekası ve çelik gibi direncini gitgide ortaya çıkarıyor. Öyle ki, Amziah’ın vasiyetiyle tesisi devralıyor ve kurban rolüne baş kaldırarak adaletin peşine düşmeye karar veriyor. Arıcılığın kralı Amziah’ın ölümünden sonra film, henüz on sekiz yaşında olan Kateri’nin lidere dönüşme serüvenine odaklanıyor.

Dönüşen Proletarya
Filmin ikinci yarısında tesisi üstlenmesiyle borçları da devralmış olan Kateri’nin kasabadaki yolsuzluklara, faillerin gösterdiği acımasızlıkla cevap verdiğine şahit oluyoruz. Anlatı, intikam filmi ekseninde ilerleyerek, masumiyetin adım adım kayboluşuna dair bir karakter gelişimi sunuyor. Üstelik, Kateri’nin çalınan balları bulma yolculuğunda kendi adalet ve yargı sistemini harekete geçirmesi, yaptıklarından hiç pişman olmamasını da sağlıyor. Süreçteki yardımcıları, eski bir hacker olan Oat (Jake Horowitz) ve Cole (Dylan Sprouse) ise Amziah’a olan minnet ve sevgilerinden dolayı, ölümü göze alarak bu tekinsiz iz sürme macerasına atılıyor. Suç silsilesi giderek karmaşıklaştığında işler rahatsız edici yerlere gidiyor, Amziah’ın doğrularının aksine Kateri, rakiplerin tek tek cezalandırılmasına ve öldürülmesine kayıtsız kalıyor.
The Rivals of Amziah King, daha önce hiçbir filmde ele alınmayan konusuyla, bal endüstrisinin kendine özgü yönlerini, suç ve acımazlık dolu bir olay örgüsüyle işleyerek beklentileri altüst etmekte oldukça iyi bir senaryoya sahip. Filmin en büyük başarılarından biri, McConaughey’in olağanüstü doğal performansı ve LookingGlass ile kimyaları. Yine de film, kendine has bir bluegrass müzikali gibi ilerlerken, yer yer konudan biraz saparak süresini aşmış gibi hissettiriyor.
Amziah’ın Kateri’ye arılardan bahsederken bir kolunu tamamen arıların kaplaması, en etkileyici sahnelerden biri. Ayrıca burada arıların ticarileştirilmesinden öte, canlı bir varlık olarak değeri sorgulanıyor. The Rivals of Amziah King, estetik açıdan güçlü mekan kullanımıyla, karakterlerin kırsal manzaraya uyumunu kolaylaştırıyor. İlgi ve merak uyandıran konusu ile olayların gidişatını tahmin etmekteki güçlük, şaşırtıcı gerçekçiliğiyle ana akım filmlerden apayrı bir yere sahip.
Film, Shotgun Stories‘de (2007) olduğu gibi, Amerikan kırsal yaşamının karanlık yönlerini sunarken bunu mizahla harmanlayarak izleyicinin ilgisini daima diri tutuyor. Melodik ve caz karışımı müziklerle müzikal sınıra yaklaşan film, bu yönüyle taklit edilmesi zor filmler arasındaki yerini alıyor. Ayrıca, zaman zaman bazı sahneler donarak adeta bir fotoğraf karesi oluşuyor. Bu, kimi zaman tempoyu kimi zaman da güldürüyü artırıyor. Görüntü yönetmeni M.I. Littin-Menz’in gözü, loş ışıktaki kasabalıları ruhani bir boyutta gibi göstererek tarikat/mürit, kraliçe ve işçi arı aynalamalarını güçlendiriyor.
The Rivals of Amziah King, şüphesiz son yılların en özgün ve sıra dışı filmlerinden biri. Aslında bu, geçmişte kim olduğumuzla, kimin iyi şarkı söylediğiyle veya enstrüman çalıp çalamadığıyla ilgilenmeden hepimizi kucaklayan bir film. Biraz da hayatımızın bir yerinde tanıdığımız, asi ve aykırı bir ruha sahip, sadece canı istediği için tehlikeli maceralara atılan o tuhaf arkadaşımız gibi…
Fatma Kıpçak‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.






















Yorumlar