55
YAZARIN PUANI

Tür sinemasının -korku ile birlikte- yaşayan en büyük alt türlerinden biri de bilim kurgudur. Sinema tarihi boyunca birçok farklı türle iç içe geçen bu türün bugün hala güçlü bir şekilde yaşamasının en temel sebebi ise seyir zevki her zaman ortalamanın üzerinde olmasındandır. Öyle ki yine tam da aynı sebepten kendine özel bir seyirci bulacağına inandığım War Machine (2026) için de böyle bir film diyebilirim.

55
YAZARIN PUANI

War Machine için çağdaş aksiyon sinemasının askeri estetikle bilimkurgu unsurlarını bir araya getirdiğini söylesem herhalde yanılmış olmam. Filmin yönetmenliğini ve hikâyesini daha önce aksiyon türündeki çalışmalarıyla tanınan Patrick Hughes üstlenirken, senaryo Hughes ile birlikte James Beaufort tarafından kaleme alınmış. Uluslararası bir ortak yapım olan film, Mart ayının hemen başında Netflix’te gösterime girmesiyle büyük bir seyirci kitlesine ulaştı. War Machine 100 dakikanın üzerindeki süresiyle klasik askeri eğitim anlatısını yüksek tempolu bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürmeyi amaçlayan konusuyla aksiyon ve bilim kurguyu iç içe geçirir.

War Machine Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Netflix Patrick Hughes Alan Ritchson Stephan James Blake Richardson

İyi Başlayan Bir Askeri Film

War Machine hikayesinde birkaç kez ton değiştiren bir film. Örneğin ilk 30 dakikasının tastamam bir “klasik askeri film” gibi hissettirdiğini söylemem gerek. Bu ilk bölümde bir grup askerin bir dizi eğitimden geçerek dayanıklılıklarının test edildiği bir bölümdür. Eğitimlerin zorluğunun, askerlerin hırsının, savaşın insan psikolojisine etkisinin yavaş yavaş hissettirildiği bu bölüm bence bir savaş filmi için en ideal başlangıç şekli.

Filmin konusuna baktığımızda Afganistan’da gerçekleştirilen ve başarısızlıkla sonuçlanan bir kurtarma operasyonunun ardından kardeşini kaybeden bir adamın hikâyesiyle başlar. Daha sonra adına “81” denilecek olan başroldeki karakter (Alan Ritchson), kardeşinin hayalini gerçekleştirmek için Ranger Akademisi’ne katılmaya karar verir. Bu akademide yukarıda bahsettiğim zorlu eğitimler alınır ve epey aday bu eğitimlerde elenir. Eğitim son ve en zorlu aşaması ise zorlu bir saha tatbikatıdır.

Hepsine birer numara verilen bir grup asker saha tatbikatında ne olduklarını bilmedikleri bir “şeyle” karşılaşırlar. İlk bakışta büyük bir uzay gemisine benzeyen bu “şey” zamanla devasa bir robota benzeyen bir ölüm makinesine dönüşür. Özellikle klasik korku filmlerinde korku unsurunu hep “ötekine” yerleştirme fikri bu filmde de uygulanır. Askerler için bu düşman öylesine yabancıdır ki kendi aralarında konuşurlarken “o şey” diye adını anarlar.

War Machine Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Netflix Patrick Hughes Alan Ritchson Stephan James Blake Richardson

Tıkır Tıkır İşleyen Ters Ninja Kanunu

Filmin benim zihnimde böldüğüme göre bu ikinci bölümü ilk bölümden daha uzun sürer ve tamamen kaçma kovalama ile ilerler. Yaklaşık 50 dakika süren bu bölümde “o şeyin” askerleri hızla öldürdüğünü görürüz. Bu bölüm için sinemada klasik anlatının iyi bir örneği olduğunu söyleyebilirim. 81 üzerine kurulan hikayede hızla diğer karakter silikleşir (öldürülür) ve kahraman öne çıkar.

War Machine tipik bir Hollywood filminin kodlarını taşıyan bir film. Bu açıdan onu birçok açıdan çözümlemek mümkün. Yazının bu bölümüne kadar “klasik anlatı” ifadesiyle açıklamaya çalıştığım filmi biraz da “ters Ninja kanunu” ile açıklamam gerekiyor. Bu ikisinin bu film için birbirini tamamlayacağını düşünüyorum.

Ters Ninja kanununa göre bir ana karakter rakiplerini toplu şekilde hızla öldürür ve yavaş yavaş asıl düşmanına yaklaşır. Asıl düşmanıyla karşılaştığında ise hızla öldürdüğü onca insanın süresinden bile daha uzun bir dövüş sekansı ortaya çıkar. War Machine’in hikayesinde de farklı bir yöntem kullanıldığını söyleyemem. Başından beri öne çıkan, hatta uzayda “bir şeyin” dünyaya tehdit oluşturmasa da dikkat çektiğini fark eden tek askerin 81 olması bir tesadüf değildir. İşte tüm bunların ışığında filmin ikinci bölümünün 81’in yavaş yavaş öne çıktığı bir bölüm olarak kurgulanmış olduğunu söyleyebilirim.

Özellikle son 25-30 dakikada neredeyse 81 ve o şey arasındaki savaşa dönüştüğünü de düşününce bu formülün büyük oranda tuttuğunu söyleyebiliriz.

War Machine Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Netflix Patrick Hughes Alan Ritchson Stephan James Blake Richardson

Tat Getiren ama Tuhaflaştıran Bir Öteki

Yazının bu bölümüne kadar “o şey” diye isimlendirdiğim düşmanı bu bölümden itibaren “robot” diye isimlendireceğim. Çünkü özellikle görüntüsü, kullandığı silahlar ve rakiplerine karşı yıkıcılığı onu daha çok bir robot yapıyor. Askerler ilk bakışta toprağa yarı yarıya gömülmüş bir şekilde duran robotun ne olduğunu anlamakta güçlük çekerler. Seyirci olarak ben de televizyonda gördüğüm haberlerin etkisiyle onu bir uzay gemisi sanmıştım. Ancak kısa süre içinde ayaklanınca devasa bir robot olduğunu fark ettik.

Robot güçlü silahları, inanılmaz korunaklı yapısı ve büyük boyutuyla askerlere karşı oldukça büyük bir tehdit olarak çıkıyor karşımıza. Onu tanımak ve tanımlamak ne askerler için ne de seyirci için kolay değil. Bunun hikayede güzel işlendiğini söyleyebilirim. Özellikle askerler robotun kendilerine yaklaştığını pusulalarının bozulmasıyla anlamaları basit ama etkileyici bir olay. Robotun manyetik bir alan yaratarak düşmanlarını alt ettiğini söylemek mümkün. Maviden kırmızıya dönen bir ışıkla önce her yeri tarayıp sonra hızla ateş ederek tek atışla birçok askeri öldürebilmesi de ayrıca iyi bir özelliği. Bu taramaya yakalanmamak için kaçmak kadar saklanmak da hayati bir öneme sahip.

Bu kadar güçlü bir “ötekiye” karşı askerlerin yapacağı tek şey ise kaçmak. İşin tuhafı bu da kolay değil. Askerlerin hızla öldürülmesiyle emir komuta zincirinin de dağıldığını ve askerler arasında doğal liderin ortaya çıktığını da görürüz. Bu da elbette 81’dir. Filmin son bölümüne geldiğimizde büyük bir kepçeyle robotu sıkıştırıp onu çaresiz bırakma işi de elbette 81’e kalır. Bu kadar yıkıcı bir robotun bu şekilde yok edilmesinin gerçekçiliğini, mantıklı ya da mantıksız oluşunu sorgulamak elbette seyircinin en doğal hakkı. Ancak bu sahneye kadar filmi izlemiş ve filmden beklentilerini belirleyip alabilmiş bir sinema seyircisinin de buna benzer sahnelere takılacağını sanmıyorum.

War Machine için çok iyi bir film diyemem ama izlemesinin oldukça keyifli olduğunu da söylemeden geçemem. Özellikle beklentisini düşük tutup salt keyif almak için izleyecek seyircilerin seveceğini düşünüyorum.


Can Ahmet Çelik‘ın diğer yazılarına bakmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Cold Storage: Pandemi Korkusu ve Biyolojik Kâbus

Whistle: Doğarken Ölmenin Paradoksu

CAN AHMET ÇELİK
Selçuk Üniversitesinde Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitede aynı bölümde yüksek lisans yapıyor. Düzenli olarak okuyor, izliyor ve yazıyor.

Gönüllü’nün Kuzey Amerika Prömiyeri Toronto’da Yapıldı!

önceki yazı

Reminders of Him: Suçluluk, Annelik ve Bağışlanma

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir