Gareth Evans’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve Tom Hardy’nin başrolünde yer aldığı Havoc, Netflix’in bu yıl sunduğu en iddialı aksiyon filmlerinden biri olarak dikkat çekiyor. The Raid ve The Raid 2 ile aksiyon sinemasında çığır açan Evans, bu kez Amerika’da geçen bir neo-noir suç hikayesiyle geri dönüyor. Hardy’nin canlandırdığı Walker, yozlaşmış bir şehirde hem kendi geçmişinin hayaletleriyle hem de amansız düşmanlarla mücadele eden bir dedektif olarak filmin merkezi konumunda.

Havoc Film İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye 2025 Gareth Evans Tom Hardy Jessie Mei Li Justin Cornwell

Kan ve Kaosun Dansı

Yönetmenin Gareth Evans olduğu düşünürsek, Havoc‘un, gerçek bir aksiyon şöleni sunacağını direkt olarak tahmin edebiliyorsunuz. Gareth Evans’ın alametifarikası olan kinetik ve vahşi aksiyon sahneleri, filmin en büyük kozlarından. Özellikle bir gece kulübünde geçen on dakikalık epik dövüş sekansı, John Wick ve The Raid’in ruhunu bir araya getirerek adeta bir kan banyosuna dönüşüyor. Mermilerin havada uçuştuğu, bedenlerin mobilyalara çarparak parçalandığı bu sahne, Evans’ın koreografi dehasını gözler önüne seriyor.

Ancak aksiyonun yoğunluğu, bazen hikayenin kendi aleyhine işliyor. The Raid’in yenilikçi ruhunu yakalayamayan film, daha çok John Wick’in neon ışıklı estetiğine yakın duruyor. CGI efektler ve özellikle açılış sahnesindeki araba kovalama sahnesinin gerçekçilikten uzak durması gibi bazı anlar fazla absürtlüğe de kaçabiliyor. Yine de, seyirciyi koltuğuna mıhlayacak bir enerjisi olan film, Evans’ın aksiyon sahnelerindeki ustalığını bir kez daha yadsınamaz kılıyor. Şiddetin bir tür grotesk bale gibi sahnelendiği Havoc, seyirciyi hem büyüleyen hem de rahatsız eden bir ikilik yaratıyor.

Evans’ın Havoc’ta elini korkak alıştırmadığı da aşikar. Mermilerin bitmek bilmediği, kanın fışkırdığı sahneler, aksiyon tutkunlarını tatmin edecek cinsten. Fakat bu yoğunluk, filmin temposunu zaman zaman tekdüzeleştiriyor. Evans, The Raid’deki yakın dövüş sanatını bu kez silahlı çatışmalarla değiştirse de, seyirciyi şaşırtacak yeni bir numara sunmakta zorlanıyor. Yine de, filmin sonundaki harap bir kulübede geçen doruk noktası, adrenalini damarlara zerk eden bir final sunuyor.

Bu aksiyon fırtınası, Evans’ın sinematik vizyonunun bir yansıması. Kameranın kaotik hareketleri, seyirciyi çatışmanın ortasına çekiyor. Ama bazen bu hareketler, ne olup bittiğini anlamayı da zorlaştırıyor. Havoc, aksiyonu bir sanat formu olarak ele alırken, bu sanatın sınırlarını zorlamıyor ve bu da seyircinin sabrını test edebiliyor.

Havoc Film İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye 2025 Gareth Evans Tom Hardy Jessie Mei Li Justin Cornwell

Bilindik Bir Noir Labirenti

Havoc’da, yozlaşmış bir dedektifin kefaret arayışı merkezde. Walker, bir uyuşturucu anlaşmasının çökmesiyle, bir politikacının oğlunu kurtarmak için suç dünyasının derinliklerine dalıyor. Bu süreçte, hem Triad çeteleriyle hem de kendi yozlaşmış meslektaşlarıyla karşı karşıya geliyor. Birçok fraksiyonun çarpıştığı bir arena olan Havoc, klasik noir tropelarını sonuna kadar kullanıyor.

Yine de filmin senaryosunun klişe bir suç öyküsü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Olay örgüsünün derinlikten yoksunluğu, Walker’ın redemption arcını, bilindik bir anti-kahraman hikayesi olmaktan öteye götüremiyor. Yine de temelde kendi içinde bir şekilde tutarlı olmayı başaran Havoc, Evans’ın aksiyon odaklı vizyonuna hizmet eden bir iskele gibi. Derinlik arayanlar için yetersiz kalsa da, aksiyonun ritmini taşıyacak kadar işlevsel.

Filmin en büyük handikapı, karakter gelişimindeki zayıflık. Walker’ın geçmişi ve motivasyonları, yüzeysel bir şekilde işleniyor. Yan karakterler, özellikle Jessie Mei Li’nin canlandırdığı “dürüst polis” olan Ellie, potansiyeline rağmen arka planda kalıyor. Evans, Gangs of London’da gösterdiği katmanlı hikaye anlatımını burada sadeleştiriyor ama bu sadeleşme bazen fazla yüzeyselleşiyor.

Filmin neo-noir estetiği ise hikayenin eksikliklerini bir ölçüde telafi ediyor. Karanlık, yağmurlu sokaklar ve neon ışıklı mekanlar, Havoc’u görsel olarak çekici kılıyor. Evans, John Woo’nun “heroic bloodshed” geleneğine sahip çıkarken, kendi kasvetli imzasını da eklemeyi başarıyor. Hikaye, orijinallikten yoksun olsa da, aksiyonun kaotik enerjisini taşıyacak bir çerçeve mevcut.

Havoc Film İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye 2025 Gareth Evans Tom Hardy Jessie Mei Li Justin Cornwell

Hardy’nin Gölgesinde Kalmış, Yeterince İyi Yazılmamış Karakterler

Tom Hardy, Havoc’un tartışmasız yıldızı. Walker rolünde, hem fiziksel hem de duygusal olarak yıpranmış bir dedektifi canlandırırken, kendine özgü mırıldanan ses tonu ve yoğun bakışlarıyla seyirciyi avucuna alıyor. Hardy‘nin her mermiyle birlikte karakterinin ağırlığını hissettirebilmesi ve klişe bir suç filmi stereotipine çekicilik kattığını söylemek mümkün.

Ancak yan karakterler, Hardy’nin gölgesinde kalıyor. Timothy Olyphant, yozlaşmış bir polisi canlandırırken karizmatik de olsa sınırlı bir alanda oynuyor. Forest Whitaker, politikacı rolünde etkili olsa da, ekran süresi oldukça az. Jessie Mei Li’nin, yetersiz yazılmış olan polis rolü, oyuncunun kendi çabalarıyla birlikte bir şekilde dikkat çekiyor. Genel olarak bakıldığında yan kadronun ve canlandırdıkları karakterlerin filmin kaotik enerjisine uyum sağladığını görmek mümkün olsa da senaryo içerisinde “unutulabilir” olarak kalıyorlar.

Hardy’nin performansı, filmin duygusal omurgası. Onun her yumrukta, her kurşunda taşıdığı yorgunluk, seyirciye Walker’ın içsel çöküşünü hissettiriyor. Ancak diğer karakterlerin yüzeyselliği, filmin duygusal etkisini zayıflatıyor. Örneğin, Quelin Sepulveda’nın canlandırdığı Mia, hikayede önemli bir yere sahip olsa da, yeterince işlenmiyor. Evans’ın aksiyon öncelikli yaklaşımı, karakter dramını ikinci plana itiyor.

Tom Hardy’nin The Drop filmindeki sakin ama tehditkâr enerjisiyle Mad Max’teki vahşi yoğunluğunu harmanlayarak Walker karakterine hayat verdiğini söylemek abartı olmaz. Hardy’nin varlığı, filmi yer yer sıradan bir aksiyonun ötesine taşıyabiliyor. Ancak yan karakterlerin daha fazla alan bulması, Havoc’un potansiyeline daha fazla yaklaşmasını sağlayabilirdi.

Film İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye 2025 Gareth Evans Tom Hardy Jessie Mei Li Justin Cornwell

Evans’ın The Raid’den Beri Geliştirdiği Estetik Anlayışının Bir Devamı

Havoc’un görsel dünyası, Evans’ın The Raid’den beri geliştirdiği estetik anlayışının bir devamı. Matt Flannery’nin sinematografisi, Cardiff’i isimsiz bir Amerikan distopyasına dönüştürürken, neon ışıklar ve gölgeli sokaklar filmin John Wick’e daha yakın olan noir ruhunu pekiştiriyor.

Ancak teknik eksiklikler dikkat çekiyor. Evans’ın aksiyon sahnelerindeki “shaky cam” kullanımı bazen kafa karıştırıcı olabiliyor ve CGI efektler ise inandırıcılıktan fazlasıyla uzak. Aksiyon sekanslarının çoğu heyecan verici olsa da, bazı CGI sahnelerinin “ucuz göründüğünü” kabul etmek lazım. Diğer yandan Aria Prayogi’nin synth müzikleri ise filmin kasvetli atmosferini güçlendirse de, bazı sahnelerin duygusal ağırlığını bastırabiliyor.

Evans’ın kurgu tercihleri de tartışabilir. The Raid’de kendi kurgusunu yapan Evans, bu kez kurgu sorumluluğunu kısmen başkalarına devretmiş. Bu, bazı sahnelerde ritmin aksamasına yol açıyor. Yine de, gece kulübü sahnesindeki whip-pan kamera hareketleri ve çok katmanlı koreografi, Evans’ın görsel dilinin ne kadar özgün olduğunu kanıtlıyor.

Gerek iyi açıdan, gerekse de kötü açıdan söylenecek çok şey olan Havoc’da en iyi şey, bir suç şehrinin kaosunu ve umutsuzluğunu mükemmel bir şekilde yansıtması. Neon ışıkların altında patlayan silahlar, kanla boyanmış zeminler, filmi bir tür distopik tabloya dönüştürüyor. CGI’ın aşırı kullanımı ve kurgudaki küçük aksaklıklar ise bu tablonun bazı köşelerini gölgeliyor.

Kısaca Havoc, Gareth Evans’ın aksiyon sinemasına dönüşünü müjdeleyen ama The Raid’in devrimci ruhunu tam anlamıyla yakalayamayan bir film. Tom Hardy’nin karizmatik performansı ve Evans’ın vahşi koreografisi, filmi aksiyon tutkunları için bir ziyafete dönüştürüyor. Ancak klişe bir hikaye, yüzeysel karakterler ve teknik bazı kusurlar, filmin potansiyelini sınırlıyor. Yine de, eğer bol mermili, kanlı bir kaçış filmi arıyorsanız, Havoc tam size göre. Ancak derinlik ve orijinallik beklentisinde olanlar, Evans’ın bir sonraki projesini beklemek isteyebilir.


Ferit Doğan‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Sinners: Gün Batımından Şafağa

A Working Man: Neon Işıklar Altında Adalet

FERİT DOĞAN
Yüksek Lisans öğrencisi (Radyo, Televizyon ve Sinema). Film eleştirmeni. Senaryo yazarı. Yönetmen.

    Kontinental ’25: Bir Dehanın Vicdani Kaçamakları

    önceki yazı

    Andor 2. Sezon 1. 2. & 3. Bölüm İncelemesi: Direnişe Devam

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir