75
YAZARIN PUANI

Daha önce Altın Ayı kazandığı Bad Luck Banging Or Loony Porn (2021) ve son filmlerinden Do Not Expect Too Much From the End of the World (2023) ile kendine özgü hicivli ve uzun planlı diliyle toplumsal meseleleri ele alan Radu Jude, Kontinental ’25 ile beyazperdeye geri dönüyor. Transilvanya’nın ana şehri Cluj’da yaşanan bir sınıfsal trajediyi ele alan filmin hikayesi, Roberto Rossellini’nin suçluluk duygusu içerisinde vicdani kurtuluş yolunu arayan bir kadının öyküsünü anlattığı Europe’51’in (1952) serbest uyarlaması. iPhone 15 ile çekilen Kontinental ’25, günümüz dünyasının siyasi, ekonomik ve kapitalizm odaklı sorunlarına değinirken filmin oyuncu kadrosunda Eszter Tompa, Gabriel Spahiu, Adonis Tanța, Oana Mardare, Șerban Pavlu gibi isimler yer alıyor.

75
YAZARIN PUANI

75. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan Kontinental ’25, Cluj’da icra memuru olarak çalışan Orsolya’nın vicdani muhakemesine odaklanıyor. Orsolya, Kontinental Oteli’nin inşa edileceği binanın bodrum katında, çöplük içerisinde yaşayan yaşlı adamı tahliye etmesi gerekmektedir. Tahliye edileceğini anlayan yaşlı adam boğazını tele dolayarak intihar eder. Orsolya, suçluluk içerisinde, ahlaki olarak sıkıntılı bir durumun ortasında kalır.

Kontinental '25 Film İncelemesi Arakat Mag 44 İstanbul Film Festivali Radu Jude Eszter Tompa Annamaria Biluska Marius Damian

Toplumsal Hezeyanın Radu Jude Sinemasında Yenilikçi Yankıları

Radu Jude sineması, toplumsal eleştiriyi ve hafızayı her döneminde barındıran bir sinema olmuştur. Yönetmenin sinemasında uyarlama yapımlar ve onlara getirdiği yenilikçi soluklar ön plana çıkar. 2015 yapımı Aferim! 1830 yıllarında Eflak’ta bir yerel polis ve oğluyla Romanya’nın adaletsizlikleri ile kölelik kavramına bir bakıştır. Scarred Hearts (2016) Max Blecher‘ın otobiyografik romanından uyarlanırken toplumun ırkçılığa bakışı antisemitizm odağında işlenir. 2021 yılına dek yönetmen Roman Yahudi topluluğunu odak alarak The Dead Nation (2017) ve Yahudi sivillerin vahşice öldürüldüğü The Exit of the Trains (2020) adlı iki belgesel çeker.

2021 yılında Bad Luck Banging Or Loony Porn ile bir öğretmenin sızan amatör bir seks videosu üzerinden gelişen toplumsal bakışı sorgular. Ahlaki eğilim üzerine tartışmalar odağında yola çıkılması Kontinental ’25 ile bir yakınlık taşır ancak metin olarak oldukça farklılardır. Yönetmenin son şahikası, Angela Moves On’un (1982) serbest uyarlaması olan Do Not Expect Too Much From the End of the World esinlendiği dönemsel filmleri bir potada eriten eşsiz bir deney alanı olurken patriyarkal kapitalizm odağında sokaklar ve insana yönelik eşsiz bir bakış sunar. Kontinental ’25 ise yönetmenin günümüz dünyasına dair toplumsal hezeyanlara ve ülkeler arası yozlaşmanın tezatlıklarına değindiği, grotesk öğeler barındıran toplumsal alegorinin yenilikçi bir doruk noktası.  

Radu Jude, yine eşsiz kurgu becerisi ve politik diyalogların odağında bir aktarım yaratıyor. Jude, filmi uzun planlar eşliğinde günümüz dünyasının dinamiklerine ait birçok tartışmacı sahnenin olduğu diyalog dizgesine dönüştürüyor. Macaristan ve Romanya’nın geçmişine ve kültürel iklimine, Gazze’ye, Rus ve Ukrayna Savaşı’na dair sorgulayıcı düşüncelerle değiniyor. Hikayenin gelişimi absürtlüğünü korurken izleyicinin belleğinde derin çağrışımlar yaratacak metinsel katmanlar barındırıyor. Radu Jude‘un avangart unsurlarla donattığı sineması fazlasıyla politik bir son dönem Godard filmi izlenimi veriyor.

Kontinental ’25, mizahla toplumsal eleştiriyi birlikte tutarak Bertolt Brecht‘den, Wim Wenders‘ın Perfect Days‘ine varan atıflarda bulunuyor. Karakterlerin her bir düşüncesi günümüzün toplumsal normlarına bir atıf barındırıyor. Radu Jude, filmin içerisinde tezatlığı harika bir kefede ele alıyor. Kişilerin vicdani yükümlülükleriyle başa çıkma stratejileri, ailelerin birbirlerini suçlayıcı hükümleri gibi konular şimdiki zamanın tezatlıklarıyla işleniyor. İşgalci ve işgal edilen kavramı filmin vicdani arka planını oluştururken Romanya’nın nekropolitik dünya düzeninin içerisindeki bir unsur olduğu yönetmenin alıştığımız simetrik kompozisyonlarıyla yansıtılıyor. Eski ve yeninin sentezi kadrajın içerisinde bir çatışma yaratıyor. İzleyiciye görünür bırakılanlar, dünya düzeninin ikilemlerini ve tezatlıklarını yansıtıyor.

Kontinental '25 Film İncelemesi Arakat Mag 44 İstanbul Film Festivali Radu Jude Eszter Tompa Annamaria Biluska Marius Damian

Muğlaklığın İzinde Yozlaşmış Kentin Karanlık Masalı

Kontinental ’25, söylenerek Cluj’un sokaklarında ilerleyen evsiz bir yaşlı adamının şehir içerisindeki yolculuğuyla açılır. Bu açılış tercihi, filmin sorgulayıcı perspektifinin dağılımı için bir ön sunum gibidir. Karakterin yolda rastladığı mimari ve görsel etkenler absürt bir görsel kompozisyon oluşturur. Yürürken rastladığı robot köpek ve ormanın içerisinde yer alan hareketli dinozor heykelleri ona kükrer. Modern yapılaşmanın, ve kentleşmenin doğayla olan ilişkisi ve eski normların yerine olan işgali inovatif bir bakışla ele alınmıştır. Bu modern gösterimlerin altında Radu Jude, insanın tahakküm kurmakta zorlandığı vicdani, ahlaki muğlaklığı ele alarak yine bir tezatlığın peşine düşer.

Bu doğrultuda, Kontinental ’25 ile insanlığın teknolojik gelişiminin gösterilmesi bir artı unsur olarak değil tam tersi bütüncül yozlaşmasının gösterimi için yansıtılmıştır. Vicdani bir hesaplaşmanın arka planına günümüz savaşlarının, tüketiminin, ırkçılığının ve yakın geçmişin siyasi olaylarının eklenmesi izleyiciyi katmanlı bir hesaplaşmanın ortasına sokar. Düşüncelerin ve tartışılan konuların cevapları ise fazlasıyla muğlaktır. Sorgulamalar ya iki insanın kutuplaşmasına neden olur ya da insanın yalnızca kendisini avutmasına. Radu Jude, küresel problemlerin çözümsüzlüğüne bilinmezlik ve normatif kararsızlıkla kendince bir yanıt vermiş olur. Yönetmen bunun en saf gösterimini filmin finalinde Orsolya’nın pederle bir parkta gerçekleştirdiği konuşmayla doğrudan göz önüne taşır. Orsolya suçluluk duygusunu paylaşıp bir çözüm bulmak isterken peder yalnızca teolojik bir bakış sunarak sorularını yanıtlama konusunda yardımcı olamaz. Kontinental ’25, inanç kavramının suçluluk duygusuyla başa çıkma konusunda dinin kuramsal boşluklarındaki işlevsizliği hicveder.Kontinental '25 Film İncelemesi Arakat Mag 44 İstanbul Film Festivali Radu Jude Eszter Tompa Annamaria Biluska Marius Damian

Kutuplaşma Odağında Kimlik Karmaşası

Filmin içerisinde intihar eden evsiz yaşlı adamın hikayesi, Orsolya’nın ağzından sürekli tekrarlanır. Toplumsal hafızanın bir yadsıması ve yer edinmesi gibidir. Karakterin toplumsal statüsü ve diyaloglar üzerinde hareket halinde olmasına dikkat çekilir. Radu Jude bu kullanımdan şu sözlerle bahseder. “Bir açıdan onun yaşadığı ahlaki kriz kolay kaçış yolu. Ama itiraz etmeliyim ki bu meseleler söz konusu olduğunda ben de onun kadar kaybolmuş gibi hissediyorum. Filmin de ana teması bu. Filmde tam olarak bu kafa karışıklığını yakalamaya çalışıyor.” İşgalci perspektif, evsiz bir insanın barınma durumu ve sermayenin sahiplerinin çatışmasına yansır. Üst tarafta olan sınıf alt kesimle faydacı bir tutum içerisinde ilişki kurduğunu diyaloglarda hissettirir. Orsolya’nın intihardan kendisini sorumlu görerek yaşadığı vicdani sıkıntının içerisinde bile bir ikilem vardır. Karakterin düşüncelerinin inandırıcılığı çoğu sahnede sorgulanır bir dille işlenir.

Günümüz dünyasının göçmen sorunu ve doğrultusundaki ırkçılık hakkında çeşitli değinmeler vardır. Orsolya’nın bir zamanlar hukuk öğrencisi olan ancak şu an kuryelik yapan Fred’in sırtında “Ben Rumenim.” yazısı göze çarpar. Bu durum Romanya’daki Sri Lankalı sanılan ve bu yüzden kuryelere arabayla çarpan ırkçı zihniyetin gösterimidir. Milliyetçilik ve bunun ekseninde beliren şovenizm vurgulanır. Sistematik olarak ötekileştirme neoliberal sistemle birleşerek yeni bir ayrımcılık boyutu kazanmıştır. Başka bir sahnede Orsolya annesine ziyarete gittiğinde siyasi ve öfke dilinin hakim olduğu bir tartışma yaşar. Annesi Macaristan Başbakanı Victor Orban’ın politikalarını över. Orsolya, Orban’ı faşist olarak nitelendirdiğinde kızını evden kovar ve onun bir fahişe olduğunu söyler. İdeolojilerin çarpık geçişi, muhafazakarlığın ve ötekileştirmenin odağında belirginleşir. 

Radu Jude, iPhone 15 ile çekimini tamamladığı filmin görsel kompozisyonlarında yine tezatlığı yüzümüze vurmaya çalışır. Görüntü yönetmenliğini Marius Panduru üstlenirken tarihi yapılarla modern kuleler iç içedir. Cadde kenarındaki özel mülk vurguları tarihi yapılarla yine bir bütün olarak gözükür. Uzun planlar sabit bir açıda konumlandırılır. Gösterilen mekan tercihleri kentin kültürel dokusuna dair perspektifler yaratır. Yönetmenin özgün kurgusu diyalogların bağlamını güçlendirir. Filmin başrolü Eszter Tompa baştan sona baş döndürücü bir performans sunar. Kendisinden istenilen muğlaklığı, hüznü ve bir nevi insanlığın sorularının sembolü haline gelen karakterini başarıyla yansıtarak filmi sırtlayan unsurlardan birisi olur.

Kontinental ’25, Radu Jude sinemasının bir başka doruk noktası. Toplumsal hezeyanları, vicdani muğlaklıkları ve siyasi kutuplaşmayı kolektif hafıza ve absürtlükle harmanlayan film, biçimsel olarak yine oldukça yenilikçi bir anlatı. Geçmişle bugünün bitmeyen hesaplaşması. Yalnızca bir şehirde yaşanılan olayların yansımasından öte, yozlaşan ve tükenen bir dünyanın yitirmeye yüz tuttuğu insani reflekslerin dışa vurumu.


Ahmet Duvan‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

O Da Bir Şey Mi?: Anlatılsa Film Olacak Hayatlar

Caught by the Tides: Hatırlamak Unutmanın İç Yüzüdür

Ahmet Duvan
Psikoloji bölümü öğrencisi. Sinema üzerine blog yazarı. Film eleştirmeni.

Black Mirror 7. Sezon: Kimliğine Güncelleme Geldi

önceki yazı

Havoc: Kusurlu Bir Aksiyon Senfonisi

sonraki yazı

Yorumlar

Yorumlar kapatıldı.

Bunlar da ilginizi çekebilir