Alexander Ullom‘ın ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi olan It Ends sahneyi, üniversiteden yeni mezun olan dört arkadaşın gece yarısı yolculuğuyla açıyor. Sıradan bir gençlik korku filmi girişini andıran ilk on dakika, yerini son derece sıra dışı bir varoluşsal endişeye bırakıyor. Kısa sayılabilecek doksan dakikalık süresine bakılmaksızın, sinematografik ögelerin göz alıcılığı ve yaratılan atmosfer filmin kendi akıcılığını ortaya koyuyor.
Filmi yaratan asıl düşünce, yönetmenin gençlik yıllarına dayanırken, günümüz Z kuşağının sorunlarına da ayna tutmayı başarıyor. Teknik sorunların ve bütçe yetersizliğinin boy göstermesiyle filmin yapımı üç farklı döneme ayrılıyor. İlk çekimler 2022’de başlarken, filmin asıl halini oluşturan görüntüler 2024 yılına dayanıyor. Ancak çekimlerin tamamlanmasıyla sorunlar tamamen bitmiyor. Ullom, uzun bir süre It Ends için dağıtım şirketi bulmakta zorlandığını, hatta filmi YouTube üzerinden yayınlamayı düşündüğünü belirtiyor. Letterboxd Video Store‘un ilk özel dijital kiralama filmi olarak seçildikten sonra ses getirmeyi başarıyor. Sonrasında bağımsız film dağıtım firması olan Neon tarafından satın alınıyor ve artık tam anlamıyla kendine bir yer ediniyor.
It Ends; Backrooms, Obsession gibi filmlerle açılan yeni nesil korku sinemasının başarılı bir devam örneği gibi görünüyor, ancak bir neslin asıl problemini filmin özüne yerleştirerek diğerlerinden ayrılmayı başarıyor. Z kuşağı tarafından, Z kuşağı için yapılan bu korku-komedi filmi, tür sinemasından yola çıkıp aynayı gerçek hayatın karanlığına çeviriyor.
Bu yazı, It Ends filmi hakkında spoiler içerir.

Sıradanlıktan Sıra Dışılığa
It Ends, ilk izlenim itibarıyla sıradan bir gençlik korku filmi gibi görünüyor. Dört kişilik bir arkadaş grubu, gece yarısı atıştırmalık bir şeyler almak için yola çıkıyor. Yolda benzinlerinin bitmesi, araba kazası yapmaları ya da tekinsiz bir otostopçuyla karşılaşma ihtimalleri hemen akla geliyor. Buna karşın film, bu son derece tanıdık ve sıradan hikâye tercihlerinin ötesine bakıyor. Yapılan farklı tercih, kendini ilk on dakikadan sonra gösteriyor. Filmin bu sahnelerde kurduğu atmosfere şahit olduktan sonra kendimi kısa süreli ve basit bir korku filmine hazırladığımı söylemeliyim. Bu bağlamda, filmin seyirciyi şaşırtmaya çalıştığını ve başarılı olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz.
It Ends, dört arkadaşın sonu görünmeyen çift şeritli bir yoldan dönüşü bulamamasıyla başlıyor. Durumu anlamak için arabadan indiklerinde ormandan gelen insan sürüsü, karakterlere saldırıp arabaya binmeye çalışıyor. Bu durumda karakterlere düşen tek görev, dümdüz bir yolda durmadan araba sürmek ve neyin içine düştüklerini anlamlandırmak. Filmin sahip olduğu kısa süre sebebiyle, karakterlerin içinde olduğu durumu fark etmesi çok hızlı gerçekleşiyor.
Ölüm sonrası senaryoların aniden karakterler tarafından söylenmesi başlangıçta biraz yapay hissettirse de, geri kalan süreç bu durumu çok iyi toparlıyor. Ve biz de tıpkı filmdeki karakterler gibi kafa karışıklığına düşüyoruz. Araba kazası yaşayıp öldüler ve burası bir tür araf mı? Yoksa rüya mı görüyorlar? Ya da bir anda tamamen farklı bir boyuta mı düştüler? Gerçek ve kesin olan cevap her ne ise bunu anlamamız pek mümkün olmuyor, lakin kurulan atmosfer ve gerçekten başarılı performanslar sayesinde It Ends‘in gerçekliğine tamamen inanıyoruz.
Filmdeki performanslara daha derinden bakarsak, karakter-oyuncu ilişkisi bağlamında değinilmesi gereken pek çok nokta bulunuyor. Öncelikle karakterlerin de izleyici üzerinde bir tür şaşırtmaca yarattığını söylemem gerek. Başlangıçta fazlasıyla klişe olduğunu düşünebileceğimiz karakterler, ikinci yarıdan sonra hayat ve gençlik üzerine konuştukça bu algıyı değiştiriyor. Ekibin neredeyse tamamının Z kuşağından olması, hikâyenin gençlik üzerine yaptığı sorgulamaları ve karakterlerin birbirleriyle kurdukları diyalogları hem anlamlı hâle getiriyor hem de gerçekçi kılıyor.
Diyalog yazımı konusunda oldukça başarılı olan film, oyunculukların da uyumu ile izlemesi keyifli sahneler yaratıyor. It Ends‘de Day karakteriyle karşımıza çıkan Akira Jackson; bir röportajda, alınan provalarda diğer oyuncularla çok iyi vakit geçirdiğini, hatta bu keyifli vakitlerden birinin filmde Jane Goodall ile ilgili olan doğaçlama diyaloğu doğurduğundan bahsediyor. En başta birbirine tamamen yabancı olan Mitchel Cole, Noah Toth, Phinehas Yoon ve Akira Jackson, çekimi aralıklarla beraber dört yılı bulan It Ends sayesinde yakın arkadaş oluyor. Aralarındaki bu eşsiz kimya, ekranda da kendini gösteriyor ve Noah Toth‘un deyimiyle It Ends karşımıza izlemesi keyifli bir existential horror hangout filmi olarak çıkıyor.

Yetişkinlik ve Hayat Üzerine
It Ends, oyunculuklarının yanı sıra sinematografik açıdan da oldukça başarılı bir film. Kullanılan çekim teknikleri yapımın bağımsız olduğunun altını çizerken aynı zamanda deneysel bir görsellik de oluşturuyor. Sinematografi, hem yaşanacak olaylara foreshadowing yapıyor hem de odağı karakterlerin iç dünyasına çekiyor.
Filmin bu niteliklerini bir kenara koyduğumuzda asıl gücünü sahip olduğu fikirden aldığını görüyoruz. Öyle ki, merkeze alınan problemi anlatmak ya da üstüne fikir üretmek için bir film incelemesinden daha fazlası gerekir diye düşünüyorum. Yönetmen Ullom, kendisine yöneltilen “Film ne anlatıyor?” sorusuna kesin bir cevap vermekten kaçınıyor; filmi izleyen her bir seyircinin farklı bir çıkarım yapabileceğini söylüyor. Gerçekten de filmin merkeze aldığı temel konu kesinliğe sahip olsa da, günün sonunda asıl anlatılmak istenen şey son derece öznel.
Her şeyden önce, It Ends‘in anlamını çözümlemek istiyorsak korku türüne ait olduğunu göz ardı etmemiz ya da beklenen gibi bir korku filmi olmadığını fark etmemiz gerekir. Zaten filmin özellikle ikinci yarısında kendisinin bile bu özelliğini görmezden geldiğini, hatta adeta unuttuğunu görüyoruz. Ancak bu unutma bilinçli yapılıyor, yapım seyirciyi korkutmak için özel bir çaba göstermiyor.
Filmin ilerleyen dakikalarında asıl korku kaynağı ormandaki insan sürüsü olmaktan çıkıyor; karakterlerin varlığı ve yolun bilinmezliği haline geliyor. Bunu göstermek için film, seyirciyi jump-scare korkusuyla tetikte tutmak yerine bilinçsiz bir şekilde endişeye düşürmeye odaklanıyor. Yolun bitmemesi ve karakterlerin içinde oldukları durumu anlamlandıramaması, her birisi için farklı bir sonuç doğuruyor. Ancak ortak olan tek bir gerçek var ki, o da yetişkinliğe giden bir yolda ilerlemeleri ve bu yolda büyümek zorunda olmaları.
Yol filmleri çoğu zaman seyirciye hayatla ilgili çok fazla şey söyler. Sıkıntılı bir durumun, kaçılan bir problemin ya da hayallerin peşine takılıp gitmenin izlerini taşır. Bu tür filmlerde ana karakter ya da karakterler, başlangıçta oldukları kişiden çok uzaktadırlar. Yol uzadıkça deneyimler kazanılır, inatçı huylar değişir ya da yaşamın gerçekleriyle yüzleşilir. Belki de bu sebeple yol filmleri insan olma deneyiminin en iyi gösterildiği filmlerdir; çünkü karakterin geçtiği o yolda seyirci de kendinden pek çok şey bulabilir.
Bu bağlamda, henüz yirmili yaşlarının başında olan bu arkadaş grubunu izlerken, içinde oldukları kabusvari durumun aslında daha büyük bir konunun metaforu olduğunu anlarız. Kendi içlerinde bir sürü sorunla uğraşan, hayata dair kafası karışık olan bu birbirinden farklı dört arkadaş için yol, hayatın ta kendisidir. Ve kabul etmek gerekir ki, yol nasıl zorlayıcıysa hayat da böyledir. Her karakter erişkinliğe giden bu yolda farklı kararlar alır, ancak bu kararlardan hiçbiri doğru cevap değildir.

Sisifos’u Mutlu Tasarlamak Gerekir
It Ends‘in sonsuza uzanan yolunda tıkılıp kalan bu dört gençten James karakteri dışında hepsi pes eder. İlk önce Tyler kendi isteğiyle devam etmekten vazgeçer; sonrasında ise Day ve Fisher. Filmin başından beri diğerlerine kıyasla ciddi yapısı ve zekâsıyla ön plana çıkan James, yolun sonuna erişmeyi en çok isteyen karakterdir. İçinde bulundukları yolu bir oyun gibi görür ve hedefe gittiklerini düşünür.
Bir süre sonra kendi başına devam eden James, yolun sonuna geldiğinde bir araba yığınıyla karşılaşır. Aşağı iner ve “Yol bitti” yazan bir tabela görür. James, yolun nasıl biteceğine o kadar odaklanır ki eninde sonunda biteceğini ve yolda olduğu vakti özleyeceğini tahmin edemez. Yoldan, yani hayattan büyük beklentilere sahip olması ve geleceğe çok fazla kafa yorması karakterin hayatı kaçırmasına neden olur.
Tam da bu noktada film bize Sisifos mitini hatırlatır. Tanrılar tarafından devasa bir kayayı tepenin ucuna çıkarmakla cezalandırılan Sisifos, her seferinde kayayı düşürür. Sisifos’un içinde bulunduğu bu döngü insan yaşamını anımsatır ve hayatın absürtlüğünü (saçmalığını) gösterir. Sisifos Söyleni‘nde Camus, Sisifos’u mutlu tasarlamak gerektiğinden bahseder. Çünkü kayanın her seferinde düşeceğini bilerek bu sürece devam etmek, hayata karşı yapılan bir başkaldırıdır.
Bu anlamsız durum içinde insan kendi anlamını yaratır, çünkü elindeki tek seçenek budur. Bu mitten ve Camus‘nun absürt kavramından yola çıkarak karakterlerin tamamının hayatla ilgili asıl noktayı kaçırdığını görürüz. Pes eden karakterler, yol boyunca orada oldukları vaktin değerini bilseler de bilinmezliğe katlanamazlar. Ancak James’in aldığı tavır pes edenlerinkinden daha vahimdir, çünkü yolun sonuna erişmek uğruna değer verdiği şeyleri arkasında bırakır.
Her şeyden önce It Ends, özellikle belirli yaştaki gençlerin hayata dair yaptığı sorgulamayı alternatif bir hikâyeyle gözler önüne sermektedir. Her ne kadar öznel bir pay bıraksa da, kullandığı imgelerle yaşamın absürtlüğüne dair net cevaplar verir. İdealist bir karakter olan James, arkadaşlarının yaptığı “anlamsız” tartışmaları, pervasızca yedikleri abur cuburları küçümser. Baştan beri arabada var olan çikolata barını yemeyi reddeder ancak yol bittiğinde elinde kalan tek şey bu atıştırmalıktır. Onu yerken bunca zamandır hayata dair reddettiği her şeyi belki de ilk kez tadar. İlk ısırığı aldıktan sonra duygu karmaşası içinde ağlayan James’i izlerken biz de onun gibi hayatın absürtlüğüne şahit oluruz. Geleceğe dair yapılan planlar, büyük hayaller ve beklentilerin tamamı anlamsızca biter. Günün sonunda geriye kalan tek anlamlı şey, seni geçmişe döndüren bir atıştırmalıktır.
Hazal Ocak‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.


















Yorumlar