
Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 2 (PS5)
Bu cilt, seriyi seven hiç kimsenin geri çevirebileceği bir paket değil. Çünkü buradaki mesele, bir derleme sunmaktan ziyade tozlu raflara gömülmüş oyunları kurtarmak.
Son zamanlarda oyun endüstrisinde en çok tartışılan konulardan biri remake ve remasterlar. Bazı stüdyolar bunları bir para tuzağı gibi kullanıp durmadan oyunlarını sattırma peşinde iken, bazıları ise yıllar önce çıkan başyapıtlarını tekrardan oynanabilir bir şekilde sunma derdinde. Çünkü bazı oyunlar sadece belirli konsollara özel olarak çıkış yapıyor. Dolayısıyla, fişi çekilmiş konsollarda bu oyunlara sahip değilseniz onlara erişmek mümkün olmuyor. Bu yüzden, remake/remaster projeler zaman zaman kolay para gibi görünse de, bazen sektörün en kıymetli işlerinden olabiliyor.
Konami, 2023 yılında yayınladığı Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 1 ile serinin ilk beş oyununu, yani orijinal Metal Gear‘dan Snake Eater‘a kadar olan bölümü tek çatı altında toplamıştı. Aradan geçen sürede Metal Gear Solid Δ: Snake Eater gibi beklenmedik derece iyi bir remake de gördük. Şimdi ise sıra, serinin yıllardır rehin tutulan bir diğer halkasında: Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 2. Doğruya doğru, içerik olarak birinci paketin yanında oldukça az görünen bir paketten bahsediyoruz. Ancak içindeki tek bir oyun bile, bu paketi yıllardır beklenen bir koleksiyon haline getiriyor. Gelin sizlerle bu Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 2 paketini kapsamlı bir şekilde inceleyelim.

Paketin İçeriği ve Guns of the Patriots’un Mirası
Paket üç oyundan oluşuyor. Metal Gear Solid 4: Guns of the Patriots, Metal Gear Solid: Peace Walker ve Game Boy Color klasiği olan Metal Gear: Ghost Babel. Bu paketten ilk ikisi ayrı ayrı indirilen bağımsız uygulamalar olarak geliyor. Ghost Babel‘a ise ek içerik menüsünden ulaşıyorsunuz.
Beş oyunluk bir ilk cildin ardından bu cilt ister istemez biraz daha zayıf kalıyor. Aslında buradaki mesele oyun sayısı değil. Çünkü Guns of the Patriots, on sekiz yıl boyunca yalnızca PlayStation 3’te oynanabilen, kütüphanesini hâlâ koruyanlar dışında kimsenin erişemediği bir oyundu. Bu paketin asıl varlık sebebinin aslında bu oyunu tekrar oynanabilir kılmak olduğu söylenebilir.
Oyundan bahsedecek olursak, Guns of the Patriots, Sons of Liberty‘nin finalinden beş yıl sonrasında, 2014’te geçiyor. Hızlandırılmış bir hücresel yaşlanma yüzünden oldukça yaşlı bir adama dönüşen Solid Snake’i, yani artık Old Snake’i kontrol ediyoruz. Dünya; özel askeri şirketlerin, savaş ekonomisinin ve makinelerin kontrolüne girmiş durumda. Snake’in son görevi ise bu sistemin ipini elinde tutan Liquid Ocelot’u durdurmak.
Guns of the Patriots için serinin en çok tartışılan oyunlarından biri olduğu söylenebilir. Öncelikle, sinematiklerin toplam süresi oynanış süresiyle neredeyse yarışıyor. Final sahnesi tek başına bir saati aşıyor ve Hideo Kojima bu konuda rekoru elinde tutuyor. Hikaye ise seri boyunca o güne kadar atılan bütün düğümleri çözmeye çalışırken, zaman zaman kendi ağırlığı altında eziliyor. Seriyi hiç bilmeden bu koleksiyon paketi ile başlarsanız gerçekten hiçbir şey anlamazsınız. Oyun bu konuda yeni oyuncular için hiç kapı aralamıyor.
Ama işin ilginç tarafı şu: Guns of the Patriots‘un temaları, çıktığı döneme kıyasla günümüzde çok daha güncel duruyor. Kendi kendini besleyen savaş ekonomileri, bilginin algoritmalar ile yönetilmesi, kamusal olan her şeyin özelleştirilmesi ve dijital gözetim gibi konulara artık çok daha aşinayız. 2008 yılında bu tarz konular bilim kurgu ögeleri gibi duruyorken, bu başlıkların şu anda gündelik haber diline dönüşmüş olması, oyunu oynarken insanı – iyi anlamda – rahatsız edebiliyor.

PlayStation 3’ten Kurtulmak
İşin teknik tarafı konusunda bu paketin tam bir remaster olmadığını söylemek lazım. Buna karşın, basit bir port olmadığı da bir gerçek. 4K çözünürlük desteği ve stabil 60 FPS, oyunun hissiyatını iyileştiriyor. Guns of the Patriots‘un PlayStation 3 sürümünde zaman zaman kare hızının 20’li değerlere düştüğü bile konuşuluyordu. Bu anlamda oyunun sabit 60 FPS olması önemli. Şahsen oynadığım süre boyunca teknik bir sıkıntı ile karşılaşmadım.
PlayStation 3 dönemi için standart olan L1/R1 nişan alma ve ateş etme sisteminden, güncel sistem olan L2/R2 sistemine geçilmiş. Bu da oldukça doğru bir karar. Oyunun en büyük kazanımlarından biri ise yükleme süreleri. SSD sayesinde sahneler oldukça hızlı bir şekilde yükleniyor. PlayStation 3 dönemi için bu tarz yükleme süreleri oldukça yorucu olabiliyordu.
Oyun yine de teknik açıdan kusursuz değil. Ses dengesi özellikle bazı sahnelerde garipleşiyor. Birkaç kere sinematikte çözünürlük düşüşüne denk geldim. Ama bunlar güncellemeler ile toparlanabilecek şeyler. Umarım Konami bu hataları düzeltmeyi es geçmez. Yine de genel tabloya bakınca, on sekiz yıllık bir PlayStation 3 oyununun bu kadar iyi yaşlanmış olması başlı başına bir başarı.

Mother Base’in Tuğlaları Atılıyor
Paketin bir diğer oyunu olan Peace Walker, kronolojik olarak Snake Eater‘dan on yıl sonrasını anlatıyor. Big Boss, Kazuhira Miller ile birlikte Militaires Sans Frontières isimli paralı asker şirketini kurmuş ve Kosta Rika’ya yerleşmiş durumda. Soğuk Savaş’ın Orta Amerika’ya uzanan gölgesi, Ramón Gálvez Mena ve Paz Ortega Andrade gibi isimler ve ülkeden çıkartılması istenen gizemli bir CIA grubu oyunun anlatısının temelinde duruyor.
Serinin politik damarı burada da güçlü bir şekilde işleniyor, ki Metal Gear serisinin en iyi yaptığı şeylerden birisi bu zaten. Burada asıl kıymetli olan şey ise Big Boss’un dönüşümü. Bu oyun, onu bir kahramandan çok daha karanlık bir figüre çeviren süreci gösteriyor ve aslında Metal Gear Solid V: The Phantom Pain‘e giden yolu yapmaya başlıyor.
Oynanış tarafında ise Peace Walker, serinin oynanış formülleriyle en çok oynayan yapımlardan biri. Mother Base yönetimi, asker toplayıp birimlere dağıtma, silah ve teçhizat geliştirme, görev bazlı yapıya geçiş yapılıyor. Aslında Phantom Pain‘e taşınan her şeyin ilk temeli bu oyunda atılıyor. Ayrıca çizgi roman estetiği ile hazırlanan ara sahneler hâlâ çok güzel duruyor. Yine de, Peace Walker‘ın PSP için tasarlandığı çok belli oluyor. Görev çeşitliliği sınırlı, düşman yapay zekası ise zayıf kalıyor.
Paketin içerisine konmuş Ghost Babel ise oldukça farklı bir ekleme olmuş. 2000 yılında Game Boy Color için çıkan, ana seriye dahil olmayan alternatif zaman çizgisinde geçen bir oyun aslında. Top-down 2D yapısı, Metal Gear Solid‘den aldığı birkaç mekanik ile kendine has bir kimlik kuruyor. Bir başyapıt değil ve açıkçası diğer oyunlar kadar fazla oynamadım. Ancak oyunun 26 yıl sonra erişilebilir bir hale gelmesi oldukça değerli.

Son Sözler
Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 2, birinci koleksiyon sürümünün sunduğu doygunluğu yakalayamıyor. İçerik olarak daha az cömert, sunum olarak daha dağınık ve içerisindeki iki büyük oyun da serinin en çok tartışılan yapımlarından bazıları. Buna rağmen, seriyi seven hiç kimsenin geri çevirebileceği bir paket değil. Çünkü buradaki mesele, bir derleme sunmaktan ziyade tozlu raflara gömülmüş oyunları kurtarmak.
Guns of the Patriots, oyun tarihinin en iddialı finallerinden birini sunan, aşırılıklarıyla bile insanı etkileyen bir yapım. On sekiz yıl boyunca tek bir konsolun içinde hapis kalmıştı ve artık modern oyun sistemlerinde çalışacak durumda. Öte yandan, Peace Walker yaşını fazlasıyla gösterirken Ghost Babel ise nostaljik bir meraktan ibaret kalabilir. Ama özellikle seriyi benim gibi yaşı yetmeyip YouTube’dan takip edenler için bu paketin oldukça değerli bir yapım olduğunu düşünüyorum.
Poyraz Akyol‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.



















Yorumlar