7.5
product-image

SILENT HILL: Townfall (PS5)

SILENT HILL: Townfall, korku oyunlarında atmosferin ve anlatının önceliğine inanan oyuncular için fazlasıyla tatmin edici bir deneyim sunuyor ve serinin yeniden doğuş sürecindeki en ilginç halkalarından biri olmayı başarıyor.

Konami‘nin 1999’da Silent Hill ile başlattığı ve Team Silent‘ın elinde dört oyun boyunca psikolojik korkunun sınırlarını zorlayan seri, uzun bir sessizlik döneminin ardından 2022’de yeniden dirildi. Bloober Team‘in imzasını taşıyan Silent Hill 2 Remake‘i ve Japonya’da geçen Silent Hill f, beklentileri aşarak serinin hâlâ can taşıdığını kanıtladı. Konami şimdi bu diriliş hamlesini bir adım öteye taşıyor ve seriyi ilk kez İskoçya kıyılarına götürüyor.

SILENT HILL: Townfall, Glasgow merkezli Screen Burn Interactive tarafından geliştiriliyor. Stüdyo, daha önce Stories Untold ve Observation gibi analog korku ve bilim kurgu oyunlarıyla tanınan No Code ekibinin devamı niteliğinde. Serinin Konami tarafındaki yapımcısı Motoi Okamoto, ekibin bu iki oyununu oynadıktan sonra seriyi onlara emanet etmeye karar verdiğini belirtiyor. Oyunun yazarlığını ve yönetmenliğini Jon McKellan üstleniyor. Konami ve Annapurna Interactive ortaklığıyla yayımlanan oyun, 24 Eylül 2026’da yalnızca PlayStation 5 ve PC için piyasaya sürüldü, Xbox sürümü ise bulunmuyor. Çıkıştan iki hafta önce ise yine McKellan‘ın kaleme aldığı The Dock House adlı tek sayılık bir çizgi roman yayımlandı. Oyunu, Konami‘nin inceleme için tarafımıza sağladığı PlayStation 5 kodu aracılığıyla deneyimleme fırsatı bulduk.

SILENT HILL Townfall Oyun İncelemesi Arakat Mag 2026 Screen Burn KONAMI Annapurna Interactive

Sisin Ortasında Uyanmak

Oyun, menüsünden açılış sekansına kadar oyuncuyu hızla etkilemeyi ve dünyasının içine almayı başarıyor. Özellikle tekinsiz atmosferi, başarılı grafikleri ve şaheser niteliğindeki orijinal müzikleriyle daha en baştan artı puanları topluyor.

1996 yılında geçen hikâyede, Jovan Adepo‘nun seslendirdiği Simon adlı karakterimiz, St. Amelia adlı sahil kasabasının kıyısında uyanıyor. Kolunda bir serum torbası, bileğinde ise üzerinde kendi adının yazdığı bir hastane bilekliği bulunuyor. Böylece, kendimizi büyük ve korkunç bir gizemin içinde buluyoruz. Simon’a yol boyunca CRTV üzerinden iki ses eşlik ediyor. Kezia Burrows‘un seslendirdiği hemşire Zoe ve Terry O’Quinn‘in canlandırdığı Richard. O’Quinn‘in performansı, oyunun en çok konuşulan yanlarından biri ve bu ilgiyi fazlasıyla hak ediyor.

Oyunda ilerledikçe bu tekinsiz ve ürkütücü atmosfer içinde zorlu bulmacalar çözerek ve kabuslardan fırlamış varlıklarla mücadele ederek büyük bir trajedinin gizemini açığa çıkarıyoruz. SILENT HILL: Townfall, orijinal Silent Hill‘den bağımsız bir hikâyeye sahip olsa da, konsepti ve temel korkuları oldukça benzer ve bir o kadar güçlü. Pişmanlıklar, insanlığın doyumsuzluğu ve kefaret üzerine derin ve sürreal bir hikâye bizleri karşılıyor. Karşılaştığımız varlıkların hiçbiri rastgele tasarlanmış canavarlar değil, her biri bir şeyin karşılığı olarak duruyor ve bu da serinin en köklü geleneğine sadık kalındığını gösteriyor.

Hikâye tarafında söylenecek çok fazla söz yok aslında. Anlatı katman katman açıldıkça ve oyundaki gariplikler tek tek anlam kazandıkça fazlasıyla tatmin ediyor. Fakat oyunun asıl öne çıkan ve üzerine konuşulması gereken kısımları oynanışı ve atmosfer yaratım araçları oluyor.

SILENT HILL Townfall Oyun İncelemesi Arakat Mag 2026 Screen Burn KONAMI Annapurna Interactive

Birinci Şahıs Gözünden Korku

Oyun, her şeyden önce birinci şahıs oynanışıyla ön plana çıkıyor. Silent Hill 2 ve Silent Hill f‘in aksine, burada olaylara doğrudan karakterin gözünden bakıyoruz. Daha önce Silent Hill 4: The Room ve The Short Message gibi örnekler olsa da, SILENT HILL: Townfall serinin tam anlamıyla ilk birinci şahıs oyunu olma özelliğini taşıyor.

Bu tercihin hissedilen korkuyu çok daha yukarı çektiği açık. Oyuncunun kendini oyunun içinde hissetmesini sağlıyor ve St. Amelia’nın dar sokaklarında, sisin içinde yürürken omuz üstü bir kameranın asla veremeyeceği bir sıkışmışlık yaratıyor. Ancak bu tercih, beraberinde bazı handikapları da getiriyor.

Öncelikle, bazı oyuncuların karakteri görmeyi sevdiği ve bunu tercih ettiği bir gerçek. Oyun daha en baştan bu kitleyi kaybetmiş oluyor. Diğer yandan sinematikler dışında karakteri hiç görmemek, Simon ile bağ kurmayı da zorlaştırıyor. Bu bağ, büyük ölçüde sese ve metne bırakılıyor. Ayrıca iyi bir özellik olduğundan emin olmamakla birlikte, korku dozunu bu kadar artırması oyuncuların pes edip oyunu yarıda bırakmasına da yol açabiliyor.

SILENT HILL Townfall Oyun İncelemesi Arakat Mag 2026 Screen Burn KONAMI Annapurna Interactive

Saklan ve Hayatta Kal

Oyun, bulmacalar haricinde sırtını tamamen “saklan ve hayatta kal” formülüne, yani klasik survival horror anlayışına yaslıyor. Karşınıza çıkan varlıklarla çoğu zaman dövüşmek değil, onlardan gizlenmek zorunda kalıyorsunuz. Bu varlıklar sizi gördüğünde ve kendinizi savunamadığınız takdirde canınızı hızla götürüyor ve ölümünüze sebep oluyorlar.

Sorun şu ki, bu oynanış belli bir süre sonra bir nebze sıkıcı hale gelebiliyor. Aynı saklanma ve bekleme döngüsünün tekrar etmesi, özellikle orta bölümlerden itibaren temponun düşmesine yol açıyor. Hikâye ve atmosfer bu açığı kapatmaya çalışıyor ve büyük oranda da başarıyor, ancak oynanışın kendisinin tekrara düştüğünü söylemek gerekiyor. Nitekim, uluslararası basında oyuna yöneltilen neredeyse tek ortak eleştiri de tam olarak bu oluyor.

Oyunun Story Mode isimli nispeten daha kolay bir zorluk modu bulunuyor. Bu modda elbette daha çok sargı bezi ve medikal kit karşınıza çıkıyor, fakat bulmacaların zorluğu hiç değişmiyor ve normal oynanışa göre yalnızca iki saat gibi bir süre farkı oluşuyor. Düşmanları alt etmek biraz daha kolaylaşıyor gibi gözükse de, bu modda bile gizlilik fazlasıyla önemli kalmaya devam ediyor. Yani oyun, kolaylaştırılmış modunda dahi oyuncuyu rahat bırakmıyor.

SILENT HILL Townfall Oyun İncelemesi Arakat Mag 2026 Screen Burn KONAMI Annapurna Interactive

CRTV ve Analog Korkunun Yükselişi

Oyunun bir diğer alametifarikası ise CRTV adlı portatif televizyon cihazı. Serinin ikonik radyosunun yerini alan bu 80’ler tasarımı alet, oyun boyunca karakterin taşıdığı ve kullanmak zorunda olduğu yegâne araç konumunda. Böylece, son yılların yükselen alt türü olan analog korku da bu oyunla birlikte seriye giriş yapmış oluyor.

Bu aletin korku dozunu artırdığı yadsınamaz bir gerçek. Oyun boyunca gizemli mesajlar ve görüntüler bu televizyona düşüyor, bulmacaların çözülmesine ve gitmemiz gereken yerleri bulmamıza yardımcı oluyor. Bunun yanında etrafımızdaki varlıkları da gösterip bizi uyararak gerilimi daha da yukarı çekiyor.

Kısa bir parazit patlaması duyduğunuzda ise cihaza bakıp frekansı ayarlamanız ve yakınınızdaki tehdidi tespit etmeniz gerekiyor. Bu mekanik, doğrudan Alien: Isolation‘daki hareket dedektörünü akıllara getiriyor ve o oyundaki gibi burada da yardımcı bir araç olmaktan çıkıp başlı başına bir gerilim kaynağına dönüşüyor.

Oyun İncelemesi Arakat Mag 2026 Screen Burn KONAMI Annapurna Interactive

Bir J-Horror Filmi Gibi

Oyunun sinematik barları, yani ekranın üstünde ve altında beliren siyah şeritler, adeta bir korku filmi izliyormuşsunuz hissiyatı yaratıyor. Bundan rahatsızlık duyan oyuncular ise ayarlardan bu barları kaldırabiliyor, ki bu da düşünülmüş güzel bir tercih oluyor.

Bunun ötesinde oyun; analog korkusu, atmosferi, müzikleri ve hikâyesiyle tam bir J-Horror filmi gibi hissettirmeyi başarıyor. Pulse, Ringu ve Dark Water gibi türün klasiklerinde gördüğümüz o yavaşça sızan, teknolojinin içinden çıkan ve asla tam olarak açıklanmayan dehşet burada da kendini gösteriyor.

Serinin Asya kökenleri, oyun İskoçya’ya taşınmış olmasına rağmen her sahnede kendini belli ediyor. İskoç kıyı kasabasının kasveti ile Japon korku sinemasının o ıslak, sessiz ve boğucu atmosferinin bu kadar iyi kaynaşması ise oyunun en beklenmedik başarılarından biri oluyor.

Oyun İncelemesi Arakat Mag 2026 Screen Burn KONAMI Annapurna Interactive

Süre, Mekanikler ve Kusurlar

Oyunun toplam süresi ise tartışmalı bir konu. Bazı oyunseverler için kısa gelse de, bir korku oyunu için ideal; hatta biraz uzun bir süreye sahip olduğu söylenebilir. Tabii fiyatlandırması düşünüldüğünde oyuncuların daha uzun bir deneyim yaşamak istemeleri oldukça normal karşılanmalı.

Oyunun mekaniklerine gelecek olursak, genel olarak sorunsuz bir tablo çiziyorlar. Ancak yer yer ekranda hiç belirmeyen veya geç beliren butonlar sebebiyle kritik anlarda oyuncuya zorlu anlar yaşatabiliyorlar. Bir yaratıktan kaçarken ekranda görünmesi gereken tuşun gecikmesi, doğrudan ölümle sonuçlanabilen bir soruna dönüşüyor. Ayrıca bu kadar yüksek grafiklere rağmen biraz daha modern ve daha doğal hareketlere sahip bir oynanış sunulabilirmiş diye de düşündürüyor. Karakter modelleri ve mekanlar Silent Hill 2 Remake‘i ile Silent Hill f seviyesinde bir detay taşımıyor olsa da, oyunun kendine has bir görsel kimlik kurmayı başardığını da belirtmek gerekiyor.

Son olarak, oyunda oynanışınıza göre şekillenen alternatif sonlar olduğunu atlamayalım. SILENT HILL: Townfall kolay bir çözüme, rahatlatıcı bir kapanışa direnen bir oyun. Oyuncuyu ferahlatmak gibi bir derdi yok ve bu da aslında serinin köklerine gayet uygun bir durum.

SILENT HILL: Townfall, seriyi hiç beklenmedik bir coğrafyaya taşıyıp oradan güçlü bir korku deneyimi çıkarmayı başarıyor. Tekinsiz atmosferi, şaheser niteliğindeki orijinal müzikleri, katman katman açılan ve pişmanlık ile kefaret üzerine kurulu sürreal hikâyesi ve özellikle CRTV mekaniğiyle seriye gerçek anlamda yeni bir ruh katıyor. Analog korkuyu Silent Hill evrenine sokması ve J-Horror geleneğini İskoç kıyılarında yeniden kurması ise oyunun en cesur ve başarılı tarafı oluyor.

Öte yandan, birinci şahıs tercihi korkuyu artırırken karakterle bağ kurmayı zorlaştırıyor ve bazı oyuncuları dışarıda bırakıyor. “Saklan ve hayatta kal” döngüsünün belli bir süre sonra tekrara düşmesi, kritik anlarda geç beliren butonlar ve biraz daha modern hissettirebilecek bir oynanış beklentisi ise oyunun başlıca kusurları olarak öne çıkıyor. Her şeye rağmen SILENT HILL: Townfall, korku oyunlarında atmosferin ve anlatının önceliğine inanan oyuncular için fazlasıyla tatmin edici bir deneyim sunuyor ve serinin yeniden doğuş sürecindeki en ilginç halkalarından biri olmayı başarıyor.


Buğra Mert Alkayalar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

EA SPORTS FC 27: Aynı Saha Yeni Kurallar

SILENT HILL f: Dehşetin İçerisindeki Güzellik

Buğra Mert Alkayalar
Alkayalar, 1998 yılında Yozgat’ta doğdu. 2020’de Anadolu Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünden lisans, 2024’te ise aynı alanda yüksek lisans derecesini aldı. Halen Marmara Üniversitesi’nde Sinema doktorası yapmaktadır. Yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği kısa filmleriyle Altın Koza Film Festivali, FABİSAD GİO Ödülleri, H.P. Lovecraft Film Festival ve Morbido Fest gibi ulusal ve uluslararası film festivallerinde yer aldı. 2023 yılında ilk öykü derlemesi Birtakım Rivayetler, Porsuk Kültür Yayınları’ndan yayımlandı. İstanbul Kültür Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan Alkayalar, sinema çalışmalarını hem akademik hem de sanatsal üretim alanlarında sürdürmektedir. Aynı zamanda dijital mecrada sinema yazarlığı yapmaktadır.

    Cinlerin Düğünü: Metaforların Arasında Kaybolan Bir Aile Hikâyesi

    önceki yazı

    Star Wars Zero Company: Tanıdık Bir Evren, Yeni Bir Macera

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir

    daha fazla OYUN İNCELEME