
Silent Hill 2
Silent Hill serisi, psikolojik korku türünün en kült oyunlarından birisi olarak oyun tarihinde çok derin izler bırakmış bir seridir. Fakat günümüzde popülaritesini yitirip Resident Evil serisine tahtı kaptırmıştı. Ben de en sevdiğim serilerden birisi olan Silent Hill serisinin unutulacak olmasından korkuyordum. Neyse ki Resident Evil‘ın remakeleri ile yakaladığı bu başarı Konami için de fırsat oldu. Serinin en sevilen oyunu ve benim de aynı zamanda en sevdiğim oyunlardan birisi olan 2001 yapımı Silent Hill 2 Remake‘i için kollar sıvandı.
Silent Hill 2 remake’i geleceği için heyecanlı ama bir yandan da korkuyordum. Yeri bende çok ayrı olan bu oyunu kötü bir şekilde görmeyi istemiyordum çünkü. Ancak oyunun yapımcısı Bloober Team‘in bu oyunun üstesinden gelebileceğini düşünmüyordum. Ki yayınlanan ilk fragmanlardan dolayı haklı olarak beklentim ciddi derecede düşmüştü. Felaket derecesinde kötü yönetilen bir pazarlama süreci, herkeste oyunun kötü çıkacağı algısının oluşmasını sağladı. Neyse ki oyunun çıkışına 1-2 ay kala yayınlanan içerikler oyuna olan umudumu artırmayı başarmıştı. 6 Ekim geldiğinde oyunun başına oturdum ve bu incelemeyi yazdığımda oyunda 18 saati geride bıraktım. Şimdi de oyunun nasıl olduğunu sizlere ile sürprizlerini bozmadan aktarmaya çalışacağım.
Orijinal Silent Hill 2 2001 yılında yayınlanmış olsa da oyunu henüz tecrübe edememiş oyuncuların olduğunu tahmin edebiliyorum. Bundan dolayı da remake versiyonu için yaşayacakları deneyimi baltalamamak adına oyunun kilit noktaları hakkında spoiler vermeyeceğim. Sadece fragmanlarda görünen karakterlere ve oyunun genel hikayesine değineceğim.

Mary’nin Ardından
Hikayemiz karısı Mary’i 3 sene önce kaybeden James’in karısından bir mektup almasıyla başlar.
In my restless dreams, I see that town. Silent Hill.
Oyun tarihinin en ikonik cümlelerinden birisini geçiren bu mektup James’in kafasını oldukça karıştırır. Çünkü karısının ölümüne direkt olarak şahit olmuş birisi olarak, Mary’den mektup almış olmak oldukça gariptir. Mary James’in Silent Hill kasabasına gelmesini istiyordu. James de karısının ölümünü atlatamamış olacak ki hiç durmadan bu ürkütücü kasabaya gitmeye karar veriyor.
Silent Hill kasabası genel olarak travmalara sahip insanları içerisine çeken mistik bir yer. Oyun içerisinde karşılaştığımız, Angela, Eddie gibi karakterleri de o kasabaya çeken çeşitli travmaları bulunmakta. Kasabadaki olaylar herkesin travmasına göre şekilleniyor. Örneğin oyunun haylaz çocuğu Laura kasabada hiçbir şeye denk gelmezken (çünkü kendisi küçük bir kız çocuğu ve henüz bir travması yok), Eddie onu zorbalayan insanları, Angela ise babasını görmektedir. Ölen karısının peşinden bu kasvetli kasabaya gelen James’in karşılaştığı her yaratık onun karakteri hakkında bizlere bilgi veriyor. Oyunun başında James için oldukça üzülürken bu karakterlerin neleri temsil ettiğini öğrendikten sonra James’e bakış açınız ciddi derecede değişebilir. Oyun bağlamından çok kopmamaya çalıştığımdan dolayı Silent Hill 2‘nin psikolojik tarafına pek değinmiyorum. Ancak yakında oyunun psikolojisini anlattığım bir yazı da yazacağım. Oradan detaylara ulaşabilirsiniz.
Silent Hill 2 Remake, orijinal oyundan hiçbir şekilde kopmayarak, neredeyse sıfır risk ile ilerliyor. Bu beni oldukça mutlu etti. Çünkü hikayesi ile bu kadar ön plana çıkan bir oyunun hikayesine müdahale edilmiş olsa, biraz tat kaçırıcı olabilirdi. Hatta Bloober Team güzel ara sahneler de ekleyerek hikayeyi desteklemiş. Özellikle Maria ve James’in yeni eklenen sahneleri gerçekten hoş olmuş. Bu konuda yaptıkları atılım kesinlikle takdir edilesi. Sadece Maria ile oynadığımız Born From A Wish DLC’sinin olmaması beni biraz üzdü. Keşke bu kadar ekleme yapmışken onu da koysalarmış.

Psikolojik Korkunun Zirvesi
Silent Hill 2 bildiğimiz korku oyunlarından biraz ayrılıyor. Oyunun türüne standart bir korku oyunu denmek yerine her zaman psikolojik korku deniyor, bunu fark etmişsinizdir. Bunu zamanında kamera, ışık ve ses kullanımıyla oldukça başarılı bir şekilde yapmıştı Konami.
Ben orijinal oyunu oldukça geç bir zamanda oynama fırsatı bulmuştum ve o yüzden zamanında insanların korktuğu kadar oyundan korkup gerilmemiştim. Oyuna olan hayranlığım tamamen videolarını izleyerek ve üzerine okumalar yaparak oluştu. Ancak remake‘in yarattığı atmosfer inanılmaz seviyede. Üçüncü şahıs omuz kamerası ile Silent Hill kasabasında gezmek, zamanında korka korka gezdiğimiz binaları tekrardan, daha da korkarak gezmek gerçekten inanılmaz bir deneyim.
Bloober Team orijinal oyunu çok iyi anlamış. Ki daha önce çıkardıkları Medium oyunu Silent Hill 2‘den fazlaca izler taşıyordu. Korkuyu sizi bütün oyun boyunca huzursuz ederek, tüm oyun süren bir deneyim olarak veriyor. Rahatsız oluyorsunuz ama oynamaya devam etmek istiyorsunuz. İşte Silent Hill‘in tam olarak hedeflediği psikoloji durumu bu. Jumpscare‘lar yerine, önünü göremediğin yerden gelen bir tıkırtı sesi ile gerilimi yaşatıyor. Issızlık, bilinmezlik ve bunların hepsiyle beraber gelen keşif hissi. Hepsi oyunun hissettirdiklerine çok güzel hizmet ediyor. Bu da hala bu oyunun benzersiz olduğunun en büyük göstergesi.

Oynanış Elementleri
Öncelikle şu uyarıyı yapayım. Bu oyundan bir Resident Evil aksiyonu bekliyorsanız beklentilerinizi gözden geçirin. Çünkü bu remake‘in en çok eleştiri aldığı yerlerden birisi fragmanlarda aksiyon üzerine fazla durulmasıydı. Silent Hill 2 bunu hedefleyen bir oyun değil.
Belki fark da etmişsinizdir orijinal oyun hiçbir zaman oynanış tarafından övgü almaz. Hep hikayesi ve psikolojisi övülür. Bu demek değil ki oyunda aksiyon yok. Tabii ki var ve orijinal oyuna göre çok daha güzel hale de getirilmiş. Orijinal oyunda kullandığımız silahların birebir aynılarını tekrar kullanıyoruz. Kamera açısının da değişmesiyle hedef alma, kaçınma gibi hareketler yapabiliyor James.
Düşmanlar da birebir olarak aynı. Daha farklı hareketleri var ancak tasarım olarak orijinal oyunun dışına çıkılmamış. Belki buradaki eleştiri, çeşitliliğin oyun sonuna doğru azalması ve dövüşlerin iyice tekdüzeleşmesi olabilir. Muhtemelen Bloober Team başka bir Silent Hill oyununa remake yaparsa bu konuların üzerinde dururlar.

Keşif ve Bulmacalar
Bu zorlu mücadeleler ile uğraşırken tabi nereye gideceğimizi bulmak da önemli. Sonuçta bu kadar gergin bir oyunda gitmek istediğiniz yere bir an önce varmak da isteyebilirsiniz (bazı bölümlerde gerginlikten yapmak zorunda kaldım). Haritamız bir odayla ya da ipucuyla etkileşime geçtiğimizde otomatik olarak güncelleniyor. Örneğin James açılmayan bir kapıyı zorlarsa haritada o kapının açılamayacağına dair bir işaret beliriyor. Ya da önemli olduğu belli olan bir odaya girdiğinde yuvarlak içine alıyor. Aynı orijinal oyundaki gibi oynanışı kolaylaştıran, daha az uğraştıran yapısı devam ediyor.
İsmen bildiğimiz mekanları geziyor olmamıza rağmen Bloober Team bütün yapıların içeriğini değiştirmiş. Daha farklı, yer yer daha uğraştırıcı, yer yer de daha kolay dizayn seçimleri ekibin bu işe tutkuyla bağlandığını gösteriyor. Kişisel bir eleştiri olarak eklemek gerekirse; keşke Toluca Prison bölümü biraz daha kısa olsaymış gerginlikten artık yorulmuştum çünkü.
Bulmacalar yine oyunun büyük bir parçası. Neredeyse her seviyeyi geçmek için çözmeniz gereken bir adet büyük bulmaca, birkaç tane de yan bulmaca bulunuyor. Ana bulmacalar orijinal oyundakiyle mantık olarak aynı ancak oyun süresini uzatmak için bazı yönlerini farklılaştırmışlar. Ve evet yine zorluğa göre bulmacalar değişiyor bu özelliğe de dokunmamışlar. Orta zorlukta bile bulmakta zorlandığım bulmacalar oldu. Ama kesinlikle çileden çıkaracak şekilde zor olmamış. Bulmaca konusunda da tembele kaçmayıp orijinal bulmacalar tasarlandığı için ekibi tekrardan tebrik ediyorum.

Teknik Anlamda Çok Başarılı
Teknik detaylara girince genel olarak görsellik, optimizasyon gibi şeyler konuşulur ancak bu oyunda bir şeye çok daha önce parantez açmak lazım. Ses tasarımını kim yaptıysa gerçekten muazzam bir iş çıkarmış. Oyunun kullandığı ses teknolojisi ile her bir sesi çok net bir şekilde hissediyorsunuz. Bu teknoloji sayesinde oyun karşınıza bir düşman bile çıkarmadan sizi korkutmayı ve uzun süre diken üstünde tutmayı başarıyor. Müzikler yine çok sevdiğim Akira Yamaoka‘ya ait. Orijinal oyun müziklerin daha güzel hallerini böyle bir oyunda duymak gerçekten çok özel. İlk fragmanlar büyük hayal kırıklığı olmuş olsa da oyuna dair umudumu diri tutan tek şey Akira Yamaoka‘nın geri döneceğini görmekti.
Silent Hill 2, Unreal Engine 5 grafik motoru kullanıyor. Bu da oldukça güzel görüntüler elde etmemizi sağlıyor. Sisin ve karanlığın oyunda stratejik bir şekilde kullanımı, sadece yakın mesafeler renderlanacağı için grafikleri daha da güzel gösteriyor. Bu orijinal oyunda da kullanılan bir yöntemdi muhtemelen ve Bloober Team de bu durumdan faydalanmış. Optimizasyon anlamında oldukça başarılı bir iş çıkardıklarını söylemek de lazım. Oyunu bilgisayardan oynadım ve herhangi bir FPS sorunu yaşamadan oyunu sorunsuz bitirebildim. Arada düşmanlara vuramama gibi ufak tefek hatalarla karşılaştım. Ama bunlar kesinlikle can sıkacak türden değil bence.

Sonuç
Vallahi ne yalan söyleyeyim, beni inanılmaz ters köşe yaptılar. Ben oyunu çok sevdiğimden dolayı alır iyisiyle kötüsüyle oynarım diyordum, oyunun neredeyse kötüsü yok. Şaşkın ve mutluyum. Serinin geleceği açısından oldukça önemli bir atılım oldu çünkü bu. Muhtemelen yaşı benden daha büyük oyuncular için orijinal oyunun yeri hala ayrı olacaktır. Ancak benim gibi Silent Hill ile geç tanışan jenerasyon veya hiç bilmeyen insanlar bu remake sayesinde seriye daha çok bağlanacaktır. Umarım yeni gelecek Silent Hill en az bu remake kadar güzel olur.
Hikayesi, atmosferi, karakterleri ile çok özel bir deneyimdi Silent Hill 2. Orijinaline bu kadar sadık kalınmış olması, hissettirdiklerinden hiçbir şey kaybetmemesi bu remake‘in neden bu kadar özel olduğunu kanıtlıyor. Merakı olan kesinlikle kaçırmamalı. Şiddetle tavsiye ediyorum. Oyunun psikolojisine değineceğim yazıya kadar, sizlere Mary’nin James’e yazdığı mektubun son satırının değiştirilmiş haliyle veda ediyorum.
Bloober Team…
You made me happy.

Poyraz Akyol‘un diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.
























Yorumlar