
Silent Hill f (PS5)
Psikolojik korku türünü seven herkese şiddetle tavsiye ettiğim bir oyun Silent Hill f. Bunun haricinde seriye küsüp uzaklaşanlar için de harika bir geri dönüş fırsatı.
Silent Hill şüphesiz bir şekilde korku oyunları arasında en ikonik serilerden birisi. Fakat bu seri yayınlanamayan P.T. oyunundan beri uzun bir süredir sessizliğini korumaktaydı. 2022 yılında Konami, düzenlediği bir etkinlik ile 2 adet yeni Silent Hill oyunu duyurdu. Bunların bir tanesi Bloober Team‘in geliştirdiği ve oyun tarihinin en iyi oyunlarından birisi olarak kabul edilen Silent Hill 2‘nin remake projesiydi. Diğeri ise hiç duymadığımız, ama estetik olarak farklı ve güzel hissettiren Silent Hill f idi.
Hayranları ve yeni oyuncuları seriye çekmek için 2. oyunun remakeinin yapılması oldukça mantıklıydı fakat serinin ne kadar iyi olduğunun hatırlanması için bir istikrar da gerekiyordu. Bunun üzerine de gözler Silent Hill f‘e çevrildi. NeoBards Entertainment isimli Hong Konglu bir şirket tarafından geliştirilen Silent Hill f, Amerika’da geçen hikayeyi Japonya’ya taşıyordu. Bu da en büyük soru işaretlerinden birisi oldu. Çünkü Japonya’da geçen bir oyunu Hong Konglu bir stüdyonun geliştiriyor olması “yeterince düzgün aktarılamaz mı acaba?” sorusunu doğurmuştu hayranlar arasında. Neyse ki bu endişeler tamamen boşa çıktı ve dışarıdan bakan bir gözün belki de bazı şeyleri daha iyi aktarabileceğini görmüş olduk. Şimdi de sizlerle Konami‘nin sağlamış olduğu inceleme kodu sayesinde erkenden oynadığımız, bu gözde serinin yeni oyununu detaylı bir şekilde inceleyelim.
Oyunun ilk 4 saatlik kısmı hakkında spoiler bulunacaktır.

Serinin Yıllar Süren Değişimi
1999 yılında Konami tarafında geliştirilen Silent Hill, psikolojik korku oyunu dendiği zaman akla ilk gelen oyun serilerinden birisi olmuştur. Oyunun asıl amacı, ucuz jumpscarelar kullanmak yerine, oyuncuyu psikolojik olarak bir yolculuğa çıkarıp farklı bir korku deneyimi yaşatmaktı. Bireysel travmalar, suçluluk duygusu ve bilinçaltında bastırılan korkuları merkezine alıyordu. Bu da seriyi en büyük rakibi sayılan Resident Evil‘dan her zaman ayrı tutmuştur.
İlk 3 Silent Hill oyunu aslında yukarıda bahsettiğim yaklaşımı çok güzel bir şekilde uygulayıp oldukça fazla beğeni kazandı. Fakat sonrasında Konami serinin orijinal ekibini dağıttı ve bu noktadan sonra seri batılı stüdyolara emanet edildi. Seri tamamen kimliğini kaybedip vasatlaşmaya başladı. Bu da aslında Silent Hill‘in topladığı bütün popülarite ve saygınlığı yok etti. Sonrasında herkesin tadı damağında kalan ve Hideo Kojima‘nın geliştirdiği P.T. bir girişim olsa da bir demo olmaktan ileriye gidemedi ve proje iptal edildi. Ki bu oyunun, serinin tekrar doğuşu olabileceği ve korku türünü yeniden tanımlayabileceği hep düşünülmüştü.
2014’de P.T.‘nin iptal edilmesinin ardından 2022 yılına kadar uzun bir sessizlik vardı. Bu süreçte Capcom, Resident Evil markasını hem büyütüyor, hem de efsane oyunlarını yeni oyunculara remake ile tekrardan sunuyordu. 2022 yılında Konami‘nin düzenlediği bir Silent Hill etkinliğinde serinin tekrardan ayrı bir ekibe emanet edilip onların denetiminde geliştirileceği öğrenildi. Motoi Okomato‘nun başında olacağı bu serinin ilk oyunları da bu sunumda duyuruldu. Silent Hill 2 Remake, Silent Hill: Townfall, Silent Hill: Ascension ve Silent Hill f.
Biliyorsunuz ki Konami bir Japon stüdyosu. Ancak bütün Silent Hill oyunları Amerika’da geçmekte ve doğal olarak orada yaşayan insanları ve onların kültürünü anlatıyor. Bu formül bahsettiğim gibi serinin ilk birkaç oyununda çok da iyi işliyordu fakat hem hikayeler saçmalamaya başladı, hem de ketumlukları ile bilinen Japonlar iyice kültürlerinden uzaklaşmaya başladı. Silent Hill f ile de bu durumun değişmesi amaçlanmış olacak ki, şu ana kadar seride hiç görmediğimiz türden bir oyunla karşı karşıyayız.

Silent Hill Ait Olduğu Yere Dönüyor
Silent Hill f, seriyi ilk kez Japonya’ya taşıyor. 1960’lar zamanında geçen oyun, önceki oyunlardan alıştığımız küçük Amerikan kasabası atmosferinden biraz uzaklaşıyor. Oyunun hikayesini ünlü korku yazarı Ryukishi07 tarafından kaleme alınıyor ve kendisi hikayeye oldukça güveniyor. Oyun, ana karakterimiz Hinako Shimizu’nun aile hayatını gösteren bir sinematik ile açılıyor. Burada Hinako’nun ailesi ve kendi karakteri hakkında ufak da olsa bir şeyler öğrenmeye başlıyoruz. Babasının yaşadığı öfke patlaması sonucunda evden kaçan Hinako, aşağıdaki büyük kasabada arkadaşlarının yanına gidiyor.
Oyunda sinematik anlatı ön planda olsa da; Hinako, arkadaşları ve kardeşi hakkında daha ayrıntılı bilgileri notlar üzerinden öğreniyoruz. Bu yüzden hikayeyi tam olarak anlamak adına notları okumak oldukça önemli. Hinako’nun bir zavallı olarak görüldüğünü, ölen kardeşi Junko’nun ise her zaman el üstünde tutulan büyük kardeş olduğunu öğreniyoruz. Bu da klasik Silent Hill oyunlarından aşina olduğumuz bir tema aslında. Ana karakterin, ölen bir yakını ile yaşadığı duygusal sıkıntılar anlatının temelini oluşturmuyor olsa da, hikayede önemli bir yer tutuyor.
Oyun sizi oynadığınız her dakikada psikolojik olarak etkilemeyi başarıyor. Aile içi şiddet, arkadaşlık dinamiklerinin değişimi ve kadınlık temaları üzerine giden Silent Hill f, aslında serinin hayranlarının özlediği derinlikli ve katmanlı anlatıyı tekrardan geri döndürüyor. Hikaye içerisinde önemli olan Hinako’nun 3 adet yakın arkadaşı da bulunuyor. Sakuko, Rinko ve Shu. Hinako’nun Shu ile olan yakınlığı ve bağı diğerlerine göre biraz daha farklı. Hem en eski arkadaşı hem de ona karşı bir şeyler hissediyor. Fakat hem toplum bu liseli kız-erkek ilişkini onaylamıyor hem de onları kıskanan yakın arkadaşları Rinko, durmadan araya girmeye çalışıyor. Özenle yazılan karakter hikayeleri, hikaye ilerledikçe daha da derinleşip güzelleşiyor. Son zamanlarda ortaya çıkan en iyi ve orijinal işlerden birisi de oluyor aynı zamanda.

Korkutucu Ama Göz Alıcı Bir Atmosfer
Silent Hill f, Ebisugaoka adında bir kasabada geçiyor. Japonya’nın diğer şehirlerine ve kasabalarına nazaran çok daha geri kalmış bir kasaba Ebisugaoka. Hem görüş olarak, hem de ekonomik olarak. Yazar Ryukishi07 tarafından seçilen ve Kanayama bölgesinden esinlenerek tasarlanan Ebisugaoka kasabası, dar ve labirent gibi sokakları ile yazarın ilgisini çekti. Bunun üzerine de yazar ekibi buraların fotoğraflarını çekerek oyuna uyarlanmasını sağladı. Serinin Maine eyaletinde geçen şehirlerinden ve kasabalarından oldukça farklı bir yer burası. Daracık ve klostrofobik sokaklar, dönemi çok güzel yansıtan binalar ve harita olmadan bir yere varamayacağınız labirent gibi sokaklar sizi atmosfere ve oyuna sokmakta oldukça iyi.
Silent Hill f, ilk gördüğümüz andan beri önceki oyunlardan daha farklı hissettiren bir havaya sahip. Rengarenk çiçeklerle dolu ama hala rahatsız edici bir havaya sahip. İşte bu da tam olarak oyunun yapmak istediği şey. Dehşetin içerisindeki güzellik zıtlığı, oyun boyunca vurgulanan ana tema. Oyun boyunca sıklıkla gördüğümüz kırmızı örümcek zambağı, güzelliği ile hayran bırakıyor. Ama aynı zamanda ölümü de temsil ediyor. Japon dini ve mitolojik ögeleriyle süslenen oyun her bir karesi ile gerçekten büyülüyor. Düşman tasarımlarını gerçekten çok beğendim. Hem ürkütücü hem de ilginç duruyorlar. Grotesk ve korkutucu figürler olmasına rağmen bir yandan da tasarımları ile hayran da bırakıyorlar.
Silent Hill oyunlarında kabus diyarı olarak adlandırılan Otherworld ise serideki diğer oyunlara göre biraz daha farklı işliyor. Normalde Silent Hill oyunlarında Otherworld olarak adlandırılan yer, gerçek dünyanın değiştiği ve daha korkunç göründüğü bir ortam olarak tasvir edilir. Fakat Silent Hill f‘de durum farklı. Hinako, bu kabus dünyasına gerçek dünyada bayıldığı sekanslarda gidiyor sadece. Estetik ve oynanış olarak da oldukça farklı hissettiren Otherworld, karakterin iç sıkıntıları ile yüzleştiği bir sekans aslında. Çelişkiler, arkadaşlık ilişkileri ve çözülmeyi bekleyen gizemler tamamen buradan geçiyor.

Oynanışta Büyük Yenilikler
Öncelikle şunu söyleyerek başlamak istiyorum. Aksiyon dozu artan ve çeşitli boss dövüşleri gördüğümüz her oyun souls-like değildir. Bunu şundan dolayı söyleme gereği duydum. Yayınlanan son oynanış videosunda, Hinako köprü üzerinde bir boss ile dövüşüyordu ve insanlar da oyunun souls-like türüne yaklaşmaya başladığını söylüyordu. Evet aksiyonu diğer oyunlara göre daha fazla ama bu kesinlikle Silent Hill‘in asıl özü olan psikolojik korku temasından uzaklaştırmıyor oyunu. Oyunda oynanış anlamında ciddi farklılıklar sadece aksiyon dozunun artmasıyla sınırlı kalmıyor. Ateşli silahlar kaldırılmış, bu da durmadan oyuncuyu o korkutucu düşmanlar ile karşı karşıya gelmeye zorluyor.
Silent Hill f tamamen yakın dövüşe odaklandığından dolayı; hafif ve ağır saldırıları bulunuyor Hinako’nun. Ayrıca dodge karşı saldırı da oyunda önemli mekanikler. Düşmanların saldırılarından kaçınmak için dodge kullanırken, bunu doğru zamanda yaptığınız zamanda karakterinizin enerji barını doldurabiliyorsunuz. Ama bunu yapmak oldukça zor. En azından ben zorlandım bunda. Karşı saldırı ise düşman kırmızı bir şekilde parladığında, ağır saldırı gerçekleştirdiğiniz takdirde oluyor. Bu şekilde de düşmanın postürünü bozup, ciddi bir avantaj elde edebiliyorsunuz. Dövüş sistemindeki en büyük sıkıntı enerji yönetimi. Düşmanlardan kaçınmak ciddi bir enerji tüketiyor zaten ve sonrasında vuruş şansınız olmuyor. Ya da vurduktan sonra düşmandan kaçınmaya fırsatınız kalmıyor. Oyun size özelliklerinizi geliştirme fırsatı sunuyor fakat bunu yapmak da kolay değil. Dolayısıyla enerji mevzusu sizi dövüşler sırasında en zorlayacak mekanik olacaktır.
Aynı zamanda silahların bir canı da bulunuyor. Düşmanlara yaptığınız ağır ve hafif vuruşlar silahların canını azaltıyor ve bu can bittiği zaman silahınız kırılıyor. Hinako yanında 3 adet silah taşıyabiliyor ve oyunda ilerledikçe kullanılan silahların çeşitliliği de artıyor. Hasar alan ve kırılmak üzere olan silahlarınızı tamir kiti ile onarıp oynamaya devam edebiliyorsunuz. Kaynak yönetimi anlamında biraz sizleri zorlayabiliyor da oyun. Örneğin envanteriniz tamamen dolu ancak karakterinizi geliştirmeye yarayacak değerli bir eşya buldunuz. Burada can eşyalarınızdan birini feda edip onu alabilirsiniz. Ya da onu orada bırakabilirsiniz. Yakın zamanda oynadığım Cronos: The New Dawn kadar olmasa da, kaynak yönetiminde ve çeşitli eşyaları bulmakta zorlandığım zamanlar oldu.
Oyunda souls oyunlarındaki gracelere benzer mantıkta tasarlanan tapınaklar bulunuyor. Otomatik kayıt alınan yerler haricinde karakterinizle kayıt alabileceğiniz yegane yer burası. Aynı zamanda karakterinizin özelliklerini geliştirip, sizlere özellik veren tılsımları da burada yapabiliyorsunuz. Bu tarz geliştirmeleri yapabilmek için içinde bulunduğunuz yerleri güzel bir şekilde gezip, her noktaya detaylıca bakmanız gerekiyor. Oyunda tasarlanan büyük alanlar da oldukça güzel. Hem puzzleları ile hem de atmosferi ile oldukça güzel tasarlanan ve ürkütücü mekanlar. Silent Hill f‘de güvenli olarak gezdiğiniz anlar gerçekten çok az ve oyun sizleri sürekli diken üzerinde tutabiliyor. Tabii buradaki ciddi bir pay da ses tasarımında.

Sesler ve Müzikler Yine Kusursuz
Konu Silent Hill olunca ses tasarımı atmosferi destekleyen en önemli unsurlardan birisi olmalı. Silent Hill f bu konuda gerçekten inanılmaz derecede iyi iş çıkarmış. 3D ses sistemi oyunda gerçekten inanılmaz derecede iyi çalışıyor ve en ufak bir çıtırtıyı bile size hissettirebiliyor. Ahşap binanın içerisinde yürürken arkanızdan gelen mankenin ufak adımlarından çalıların arasında kaçan yaratığın çıkardığı seslere kadar sizi her daim tetikte tutuyor.
Seslerden bahsetmişken müziğe değinmeden olmaz. Hele ki oyunun başında Akira Yamaoka bulunuyorsa. Serinin önceki oyunlarından aşina olduğumuz isim yine projenin başında ancak bu sefer tek başında değil. Nasıl ki gerçek dünya ve Otherworld bambaşka tasarlanmış iki diyar ise, bu iki diyarın müziklerini yapan isim de farklı. Fog World olarak geçen gerçek dünyanın müziklerini Yamaoka yaparken, Otherworld’ün müzikleri Kensuke Inage‘ye emanet.
Oyuna verilen müthiş özeni ve yaratılmaya çalışılan farklılık çabasını bu şekilde görebiliyoruz. İkisi de müzik konusunda gerçekten muhteşem işler çıkarmışlar. Oldukça gerici, dönemin temasına uygun ve korkutucu temalar kullanılmış.

Teknik Detaylar
Unreal Engine 5 kullanılarak geliştirilen oyun, son zamanlarda bu oyun motoruyla çıkan sorunlu oyunların aksine sorunsuz bir şekilde çalışıyor. Ben oyunu PlayStation 5 üzerinde, performans modunda deneyimledim ve herhangi bir fps düşüşü bile yaşamadan tamamladım. Silent Hill f zaten oldukça güzel de görünüyor. Manzaralar, mekanlar göz alıcı. Sektörün genelinde bu oyun motoru herkese ciddi sıkıntılar çıkarırken, Silent Hill f‘i bu şekilde görmek gerçekten mutlu etti.
Karakter yüzleri ve animasyonlar da oldukça güzel ve akıcı. Zaten Unreal Engine 5‘in en güçlü olduğu taraf da burası. Mimikler muhteşem derecede gerçekçi durmasa da yeterli ve göze batmıyor. Ben oyunu Japonca dublajı ile oynadım ve oldukça iyiydi. Ayrıca karakterin animasyonları dövüşürken de hissediliyor.
Hinako’nun zayıf liseli bir kız oluşu ve güçsüzlüğü, dövüşler sırasındaki animasyonlarda rahatlıkla hissedilebiliyor. Düşmanların animasyonları da hem çok akıcı, hem de zorluğu arttırmak için ön görülemez şekilde tasarlanmış. Bilgisayar tarafında ne olur bilmiyorum ama son zamanlarda gördüğüm teknik anlamda en başarılı oyunlardan birisi.

Sonuç
İyisi ve kötüsü ile Silent Hill f‘i detaylıca ele almaya çalıştım. Kötüsü kısmında dövüş sistemi haricinde çok şikayetim bulunmuyor zaten. Oyunu bayıla bayıla oldukça keyif alarak oynadım. Konami‘ye de bizlere bu oyunu erkenden oynama ve inceleme fırsatı verdikleri için teşekkür ederim. Oyunun birden fazla sonu olduğu için de muhtemelen tekrardan başlayıp, diğer sonları da göreceğim. Çünkü evreni, karakterleri ve yaşattığı deneyim ile özlediğim orijinal Silent Hill tadını tekrardan buldum.
Silent Hill gerçekten çok özel bir seri. Son zamanlarda popülaritesini kaybetmiş olsa da, her zaman en sevdiğim oyun serilerinden birisi olmuştur. Silent Hill 2 Remake ile başlayan yükseliş, belli ki Silent Hill f ile de devam edecek. Psikolojik korku türünü seven herkese şiddetle tavsiye ettiğim bir oyun bu. Bunun haricinde seriye küsüp uzaklaşanlar için de harika bir geri dönüş fırsatı. Umarım Konami arkasında bu denli bir rüzgar almışken serinin arkasında durmaya devam eder ve Silent Hill tekrardan hak ettiği değeri görmeye başlar.
Poyraz Akyol‘un diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.






















Yorumlar