House of the Dragon üçüncü sezon beşinci bölümle beraber artık sezonun ikinci yarısına girmiş bulunuyoruz. İlk iki bölümün daha aksiyon ağırlıklı geçmesinin ardından geri kalan üç bölüm daha politik bir işleyişe sahip. Karakterleri daha fazla tanımaya fırsat bulurken, hikâyenin gidişatını da daha sakin bir tonda izliyoruz. Bu sakinlik, bölümün düşük bir tempoya sahip olduğunu göstermiyor elbette. Daha fazla detay ve evrene dair bilgiler öğrenmemizin yanı sıra, sezon finaline ve önümüzdeki sezona dair önemli altyapılar hazırlanıyor.

House of the Dragon üçüncü sezon beşinci bölüm, bu sezondaki diğer bölümlerden kendini ayrıştırmayı başarıyor. Bunun sebebi ise karakterlerin benzer bir temada farklı problemlerle yüzleşiyor olması. Bölüm boyunca görünen her karakterin kendi içsel sorunlarına ve geleceklerini düşünmeye odaklandığını görüyoruz.

House of the Dragon 3 Sezon 5 Bölüm İncelemesi Arakat Mag HBO Max Ryan J Condal Georger RR Martin Emma Darcy Matt Smith Olivia Cooke

Geçmişin Yükleri

Bölümün ana teması, aslında her karakterin yaşadığı kişisel problemler. Özellikle Criston Cole karakteri üzerinden bu anlatıya alan açıldığını ikinci sezonun sonlarından beri görebiliyorduk. Geçen bölümün incelemesinde Cole sahnelerini izlemenin artık keyifli olduğunu söylemiştim. Bu söylemim, beşinci bölüm özelinde de geçerliliğini koruyor. Yüksek zümredeki karakterlerin yaşadığı taht, meşrutiyet gibi problemlerin yanında Cole gibi alt tabakadan gelen bir karakterin içsel çatışmalarını görüyor olmak hikâyeyi derinleştiren bir olay. Hikâyenin bir iç savaş olmasının da etkisiyle, halktan veya alt zümreden insanları görmek pek imkânı olan bir nokta değil. Cole, bu boşluğu kendisiyle tanıştığımız ilk andan beri doldurmayı başarıyor.

Cole ile birlikte Harrenhal’da olan Aemond da yine bu anlatının bir parçası olarak yer alıyor. Bu açıdan, bölümü Yeşiller tarafında bulunan karakterlerin geçmişleriyle ve kendileriyle yüzleşmesi olarak özetlemek mümkün. Bölümün büyük bir kısmı buna hizmet ediyor, ki bu kararı oldukça yerinde buldum. Sürekli homurdanıp duran karakterler olarak resmedilmek yerine, yaşadıklarından dolayı bu hale geldiklerinin vurgulanması iyi bir hikâye anlatımı tercihi. Öte yandan, Aemond ve Alys Rivers dinamikleri – beklendiği gibi – Aemond’un başından beri vurgulanan “anne eksikliği” üzerine oluşmaya başladı. Açıkçası dinamiklerini beğenmiş olsam da, Alys karakterine ilk göründüğü andan itibaren pek ısınamadım. Fakat en azından Aemond üzerindeki etkisinden yola çıkarak karakter anlatımını devam ettirmeyi başarıyorlar.

Benim için sezonun sürprizi ise kesinlikle Aegon ve Larys oldu. Bu ikilinin maceralarını anlatmaya başlayacaklarını ilk anladığımda dürüst olmak gerekirse oldukça sıkılacağımı düşünüyordum. Ama beklentimin çok ötesinde bir durumla karşılaştım, zira ikilinin dinamikleri her geçen bölüm artarken karakterlerin yolculukları ilgi çekici bir hâl almaya başlıyor. Bu kısım kitaplarda olmadığı için House of the Dragon yazarları tamamen kendi yaratıcılıklarına göre sahneler tasarlıyor. Neyse ki bu sahneler, dizinin ruhuna zarar vermek yerine anlatıya katkıda bulunuyor.

House of the Dragon 3 Sezon 5 Bölüm İncelemesi Arakat Mag HBO Max Ryan J Condal Georger RR Martin Emma Darcy Matt Smith Olivia Cooke

İntikam Uğruna

Kraliçe Rhaenyra kısımlarına gelirsek, karakterin yaşadığı psikolojik durum ve tahtın getirdiği sorumluluklar oldukça iyi yansıtılmaya devam ediyor. Rhaenyra’nın şu an Vhagar ve Aemond ile kafayı bozmuş olması, şehri yönetirken karşılaştığı zorlukların en büyük sebebi haline geldi. Tahtı yönetmek ve intikam almak arasında kalan karakter, neredeyse bütün kararlarını intikam almaya yönelik veriyor. Bu da aslında Daemon’un bölüm içerisinde söylediği gibi bir nevi kendisini sabote etmesine yol açıyor. House of the Dragon, bu bölümde karakterlerin kendileriyle yüzleşmesinin yanı sıra, ikili diyalogları da oldukça iyi bir şekilde sunuyor. Özellikle Rhaenyra’nın dua ederken Daemon’un yanına geldiği sahne, karakterleri derinleştirmeye hizmet ediyor.

Ormund Hightower’ın da aslında çoğu bulunduğu sahnede bahsettiği gibi, Targaryenlerin Valyria’dan gelip Westeros’a hükmetmeye başlamasıyla birlikte kıta, inandıkları değerlerin aksine farklı bir kültürü bulunan bir soy tarafından yönetilmeye başlıyor. Bu durum Hightower gibi Oldtown’da bulunan, kendi kültürlerine ve dinlerine bağlı olan haneler tarafından pek hoş karşılanmış değil. Daemon ve Rhaenyra karakterleri ise bunun bir yansıması olmuş durumda. Daemon eski Valyria ve Targaryen kültürünü devam ettirmenin peşinde dolanırken, Rhaenyra tıpkı merhum babası Viserys gibi Westeros’a adapte olmaya çalışıyor. İkilinin dinamiğinde oluşan bu farklılık, diziyi güzel kılan ve evreni yaşatan detaylardan biri.

Her ne kadar Daemon’un söylediği “Gidip Dorne’u alalım, ardından Essos’u fethedelim.” gibi söylemler ütopik ve hayalperest görülse de, karakter kendi gücünün ve soylarının getirdiği geleneğin tamamen farkında. Rhaenyra ise bu kez daha frene basmış durumda. Nitekim, Buz ve Ateşin Şarkısı kehanetini en güvenli şekilde devam ettirme gibi inançlara kendini verdiğini görüyoruz. Bu tür Valyria kültürüne sahip davranışları gördüğümüz anların House of the Dragon boyunca daha fazla yer almasını dilerdim. Sonuçta, Targaryenlerin Westeros hanelerinden farklı olmasının tek nedeni görünüşleri ve ejderhaları değil. Kendilerine ait kültürleri ve Valyria özelliklerini devam ettiren bir soy olarak hikayede bulunmalılar.

House of the Dragon 3 Sezon 5 Bölüm İncelemesi Arakat Mag HBO Max Ryan J Condal Georger RR Martin Emma Darcy Matt Smith Olivia Cooke

Saklanılan Gerçekler

Alicent ve Helaena kısımları, bölümün bir başka önemli anlarına sahipti. Helaena’nın hamileliği ve Alicent’ın bunu saklama çabalarına yönelik girişimleri, aslında karakterin başından beri ne kadar değiştiğini gösteriyor. White Worm ile yaptığı konuşmalar ise kendi hanesi ve siyasi hamleler açısından değerliydi. Alicent da aslında yaşanılanların ardından fazlasıyla değişim gösteren karakterlerden biri. En başta kendi çocuklarıyla bile gerçek bir ilişkisi olmayan biriydi. Kendi doğru ve yanlışlarıyla insanları yargılayan ve bu yargılara göre kararlar alan bir karakterden, tıpkı Criston Cole gibi aslında yaşadığı hayatın ne uğruna olduğunu sorgulamaya başlayan birine dönüştü. Bunun en büyük kanıtı da Helaena ile kurmaya başladığı ilişki. Kızını başından beri tuhaf olarak görüp asıl sorunlu kişilerin başkaları olduğunu fark ettiği andan itibaren karaktere bir aydınlanma geldi.

Bu değişim, aslında ilk sezonun sonlarında karakterin Rhaenyra ile tekrar kurmaya başladığı arkadaşlık ile sonuçlanabilecekken, yanlış anlaşılmalar ve yapılan hatalar karakterin allak bullak bir hâle gelmesine neden oldu. Örnek vermek gerekirse, düşük yapması için verilen Ay Çayı’nı ilk sezonda Rhaenyra içtiğinde iğrenerek gözlemleyen Alicent, ilerleyen dönemlerde bunu kendisi kullanmasının yanı sıra kızına içirmeye çalıştı. House of the Dragon, bu paralellikleri doğru şekilde yansıtmayı başaran bir yapım. Karakterlerin hikâyenin başında bulunduğu ve şu an geldikleri nokta arasındaki farka odaklanılıyor olması, izlenebilirlik ve hikâye anlatımı açısından oldukça pozitif bir durum. Her ne kadar dizi bu yönleri nedeniyle fazlasıyla eleştirilse de, genel olarak bu tür nüansları titizlikle aktarıyor.

Bölümün bir diğer noktası ise Daemon ve City Watch askerlerine yönelik cinayetlerdi. Bu kısımlar önemli, çünkü Rhaenyra ve Daemon’un hâlâ şehri tam olarak kontrol altına alamadığını görüyoruz. Özellikle dördüncü bölümün sonunda Rhaenyra’nın şiddet dozunu halka karşı artırmış olması, bu eylemin tamamen geri teptiğini gösteriyor. Daemon her ne kadar bunların olabileceği hakkında önceden uyarılar yapmış olsa da, Rhaenyra onu dinlemeyerek kendi elini zayıflatmaya devam ediyor. Yeşiller Cephesi’nin dağınıklığına karşın, Siyahların da – askerî ve yönetim anlamında – güçlü bir pozisyonda bulunduğu pek söylenemez. Özellikle dengesiz davranan hükümdarların Westeros için pek iyi sonuçlar doğurmadığı malum. Rhaenyra onlardan elbette çok daha farklı bir kişiliğe sahip olsa da, ruh hâli onu hatalar yapmaya zorluyor. House of the Dragon, önümüzdeki bölümlerde tarafların içerisinde bulunan çatlakların üzerine daha fazla giderek olayların iyice kızışmasına zemin hazırlayacaktır.


Ali Can Bartu Sakarya‘nın tüm yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

House of the Dragon 3. Sezon 4. Bölüm İncelemesi: Onur Arayışı

House of the Dragon 3. Sezon 3. Bölüm İncelemesi: Fare Kapanı

ALİ CAN BARTU SAKARYA
Dizi, film, oyun ve çizgi roman bağımlısıyım. Popüler kültür içeriklerini derinlemesine tüketiyorum.

    Emmy Ödülleri Törenden Beş Kategoriyi Kaldırıyor

    önceki yazı

    Halo: Campaign Evolved Xbox Game Pass’e Ekleniyor

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir