House of the Dragon üçüncü sezon dördüncü bölüm ile sezonun yarısını geride bırakmış olduk. Bu sezonun ilk yarısı adına konuşmak gerekirse, ilk dört bölümün her açıdan oldukça tatmin edici olduğunu belirtmem gerek. Gerek hikâyenin işleyişi gerek ise bölümlerin akışa hizmet ediyor oluşu, daha sağlam temeller üzerine kurulan bölümler izlememize neden oluyor. Durum böyle olunca, izleyiciler ve hayranlar sürükleyicilik konusunda bir sorun yaşamıyor ve diziye olan bağlılıklarını sürdürebiliyor.

Evrenin geleneği olduğu üzere, muhtemelen bu bölümün ardından yine onlarca farklı tartışma çıkacak. Ama üçüncü sezonun ilk üç bölümünde söylediklerimi bu bölüm için de tekrarlamam mümkün. Sezon oldukça iyi gidiyor. İkinci sezonu beğenmiş olsam da, özellikle nerd kesim büyük bir tepki göstermişti. Oradan sonra dizinin nasıl devam edeceğini öngörmek zor bir hâl almıştı. Ama Ryan Condal bu sezon işe daha fazla hâkim denebilir. Şunu da söylemek gerek; elbette bu artık bir George R. R. Martin eseri değil, Ryan Condal‘ın uyarlaması. Bir taraf seçmek istiyorsanız – sizi herhangi bir tarafa yöneltecek olmasam da – birbirlerinden pek farklı olduklarını düşünmüyorum.

House of the Dragon 3 Sezon 4 Bölüm İncelemesi Arakat Mag HBO Max Ryan J Condal Georger RR Martin Emma Darcy Matt Smith Olivia Cooke

Onur İçin Yaşamak

Bu bölümü incelemeye başlarken, diğer bölümlerden farklı olarak Yeşiller kısmıyla giriş yapmak daha doğru olacaktır. Zira bölüm bu defa tarafları daha yarı yarıya bölerek anlatmış, hatta Yeşillerin bulunduğu sahneler daha sık denebilir. Criston Cole ve Gwayne Hightower sahneleri bu sezon neredeyse hiç yok. Ama özellikle geçen sezon gerçekleşen Meleys karşısındaki Vhagar ve Sunfyre savaşının ardından Criston Cole büyük bir karakter dönüşümü geçirmişti. Bunun izlerinin sürmeye devam ettiğini görüyoruz. Ve ne yazık ki bu sahnelerden çok keyif alıyorum. Her ne kadar Cole, gerçek hayatta nefret edilmesi gereken davranışların her birine sahip olan bir adam olsa da, ne yazık ki adamın bir anda felsefi düşünceleriyle baş başa kalması izlerken keyif veriyor.

Dizinin geniş teması içerisinde gösterilen bu tür karakter hikâyeleri, Game of Thrones‘u özel kılan özellikler arasındaydı. Hatta direkt Buz ve Ateşin Şarkısı evreninde bu tür hikâyelerin ana hikâyeye kıyasla çok daha iyi olduğu bile söylenebilir. GRRM bu tür arızalı diyebileceğimiz karakterleri yazmakta bir usta. Cole da bildiğimiz gibi ilk olarak sempatik başladığı hikâyede, içinden çıkan ilkel insan kişiliğinin ardından yeni bir değişim geçiriyor. Gwayne ile olan sahneleri izlemek de oldukça keyifli. İki karakterin kimyası kesinlikle tutmuş. Birbirlerine karşı olan zıtlıkları kendi aralarında bir çatışma yaratırken, bir soylu ile alt tabakadan gelen birinin fikir ayrılıklarını görüyor olmak hikâyeye katkı sunan ve evreni canlı hissettiren detaylardan biri.

Bu bölümde özellikle dizinin genel gidişatının yanında evrenle ilgili hikâyeler gördüğümüz için de mutluyum. House of the Dragon bu tadı yakalamayı başardı. Bu diziyle ilgili en çok şikâyet ettiğim konuların başında evrene fazla değinilmemesi geliyordu. Bu bölüm bu eleştiriye karşı iyi bir cevap denebilir. Cole ve Gwayne kısımları ise ikilinin Harrenhal’a gelip Aemond’u bulamamalarıyla sonuçlanıyor. İkinci sezondan beri Alys Rivers sahnelerinden pek emin değilim. Evet, ilgi çekiciler ama oturmayan bir şeyler var gibi hissettiriyor. Evrenin mistik tarafı gösterilmeye çalışılsa da, karakterin yazımı bana biraz ucuz geliyor. Bu noktadan sonra Aemond ile olacak sahneleri umarım karakteri daha dolu hale getirir.

House of the Dragon 3 Sezon 4 Bölüm İncelemesi Arakat Mag HBO Max Ryan J Condal Georger RR Martin Emma Darcy Matt Smith Olivia Cooke

Geri Alınamayan Seçimler

Bölümün en önemli kısımlarından biri, Daemon’un Leydi Arryn’in huzuruna çıkıp yaptığı konuşma. Bu konuşma, sonrasında yaşanacaklar olmadan bile oldukça önemli bir hadise. Çünkü Rhaenyra’nın artık diyardaki lordlara da mesajlar gönderdiğini görebiliyoruz. Hükmedebilmek ile hükmetmeye çalışmak arasında bir fark vardır. Rhaenyra şu an hükmetmeye çalışıyor. Daemon’un Leydi Arryn’den aldığı altınlar, krallığı bir süre rahatlatabilme açısından önemli bir gelişme. Geçen bölümden beri de anlatıldığı gibi neredeyse hiç para yok ve kalıcı çözümlere ulaşılana dek sadece günü kurtarmaya yönelik hamleler yapılıyor.

Altınları almasının hemen ardından Caraxes’in içgüdülerini dinleyerek yaptığı hamle, Daemon’u Rhaena ve Sheepstealer’a götürüyor. Biliyorsunuz ki House of the Dragon, ejderhalara Game of Thrones’dan daha fazla önem veriyor. Özellikle her ejderhaya kişilik kazandırma konusunda bence dizi oldukça başarılı. Evet, bazen hareketler biraz tuhaf durabiliyor, bunu kabul ediyorum ama açıkçası benim hoşuma gidiyor. Sahne, Rhaena ve Daemon’un yüzleşmesiyle son buluyor. Bu sahne, dizide Rhaenyra ile Daemon’un ilişkisi açısından önemli bir yere sahip. Rhaena’nın artık tamamen Nettles’ın yerini aldığını görebiliyoruz. Bu değişikliğin dizi içerisinde tutarlı olduğunu söyleyebilirim. Nettles’ı işlemek için geçecek süre yerine bu rolü Rhaena’ya vermek mantıklı bir tercih. Hem karakteri işlevsel hâle getiriyor hem de sahne kurguları açısından daha rahat hamleler yapılmasına olanak sağlıyor.

Öte yandan, yapılan farklılıklardan hoşlanmayan ve buna tepki gösteren kitleyi anlayabiliyorum. Hak verdiğim kısımlar olsa da, Fire and Blood‘ın çok sadık kalınması gereken bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta, artık herkesin bildiği gibi yazım tarzı dedikodulara ve sonuçlara dayanan bir tarih kitabı. Önemli noktaları ve sadık kalınması gereken özellikleri var ama hikâye tamamen çöpe atılmadığı sürece pek sıkıntı yaratacak kısımları bulunmuyor. Bu konuda Ryan Condal ve GRRM arasında çıkan tartışmalar da malum. Bana göre bu tartışma, “Eserimi değiştiriyorsun.” eleştirilerinden ziyade kendi aralarında yaşanan bir güç savaşı. Bu savaşı ise HBO desteğiyle Condal kazanmış durumda. GRRM’in Game of Thrones’un ardından “Benim hikâyemi anlatmıyor.” eleştirisini House of the Dragon için yapması açıkçası bana samimi gelmiyor.

House of the Dragon 3 Sezon 4 Bölüm İncelemesi Arakat Mag HBO Max Ryan J Condal Georger RR Martin Emma Darcy Matt Smith Olivia Cooke

Hükmetmek Kolay Değil

Aegon ve Larys hikâyelerine değinmem gerekirse, şahsen bu bölümde sahnelerini beğendim. İkilinin gideceği noktayı merak ediyorum. Sunfyre ve Meleys’in bedenlerini görmemiz hoş detaylardı. Sunfyre özelinde de zaten ufak bir tease bulunuyor ve bunu yine oldukça kör göze parmak bir şekilde yaptılar. A Knight of the Seven Kingdoms ve House of the Dragon dizilerinde bu foreshadowing kullanımını çok fazla belli ediyorlar ve bu son derece tat kaçıran bir olay.

Rhaenyra kısımları ise sezon boyunca olduğu gibi oldukça önemli sahneler içeriyor. Karakterin mental olarak darmadağın olmasının yanında bir konseyinin olmaması da bölüm içinde anlatılan iyi noktalardandı. Orwyle’ın ön plana çıkması ve kendi çapında fikirler veriyor olması güzeldi. Yine burada Master of Coin için Torrhen Manderly isminin göreve gelmesi evrenin geleceği için önemli. Karakter, hikâyenin şu anında ve sonrasında icraatı olacak önemli bir isim. Geçen bölümde karakteri ufak şekilde izleyiciye tanıtıp bu bölüm tamamen dâhil etmeleri ise güzel bir gelişme.

Rhaenyra için yeni bir problem ise artık halk desteğinin tamamen kendisinde olmadığını fark etmesi. Bu önemli bir durum çünkü halk kime destek vereceğini henüz belirlemiş değil. Ejderhaların Dansı için herhâlde net bir şekilde desteklenen bir taraf olmadığını söylemek mümkün. Merhum Viserys’i her ne kadar seviyor olsalar da, ne kadar kötü bir kral olduğu gelinen durumdan belli. Rhaenyra da burada otoritesini sağlamak için şiddeti seçiyor ve hikâyenin ilerleyen safhaları için önemli kararlar alıyor. Ayrıca altın konusu yine ana maddelerden biri. Rhaenyra, halkı doyurmadan asla bir meşruiyet sahibi olamayacağının farkında.

3 Sezon 4 Bölüm İncelemesi Arakat Mag HBO Max Ryan J Condal Georger RR Martin Emma Darcy Matt Smith Olivia Cooke

Genlerine Karşı Savaşmak

Bölümde olan bütün olaylar ve gelişmeler bir yana, mutlak yıldızlar Ormund Hightower ve Daeron Targaryen’di. Öncelikle, bu ikilinin dinamiğini beğendim. Gerek yazılan sahneler gerek ise oyunculuk performansları yerindeydi. Özellikle Ormund karakteri için geçen bölümde yaptığım bir eleştiri vardı, Hightower kültürünü fazla görmediğimizi söylemiştim. Dördüncü bölüm, eleştirilerimin üzerine ilaç gibi geldi. Karakter tam olarak kafamızda canlanan Hightower profiline sahip olmasa da, bakış açısı kesinlikle bir Oldtown’lu. Daeron’la olan sahneleri, Alicent’ın da bahsettiği gibi Daeron ile bir baba-oğul ilişkisi kurması, önemli sonuçlara gebe oluyor.

Karakterin mental olarak biraz sorunlu olması, bunun yanı sıra fazla fevri çıkışlarda bulunmadan kararlar vermesi ise kendine has bir hava yaratmasını sağlıyor. Öte yandan Daeron ona kıyasla çok daha sessiz ve sakin davranıyor. Sorgulamayı seven ve bekleyeceğimiz o Hightower düşüncesini taşıyan bir çocuk olduğunu söylemek mümkün. Her şeyden önce “onurlu davranma” içgüdüsü bulunuyor.

Ek olarak, Ormund’un bölümün sonunda yaptığı konuşma bir önceki bölümde Yüce Septon’un Rhaenyra’ya yaptığı konuşmaya çok benziyordu. Targaryenlerden nasıl tiksindiklerini ve onlardan nefret ettiklerini açıklayan sahneler iki bölümdür peş peşe geliyor. Bu aslında oldukça yaygın bir teori. Hisar ve Oldtown, Targaryenlerden nefret eder çünkü onlar doğaya aykırıdırlar. Büyüyü sevmezler ve ondan nefret ederler. Ormund’un bu bilinci taşıyor olması, bu teoriyi bilenler için oldukça güzel bir sekanstı. Şahsen Daeron’u beğendim, karakter yazımı da güçlüydü. Karakter için “Targaryen vücudunda sıkışmış bir Hightower” desem herhalde abartmış olmam. Zira bu ikilem, karakterin bundan sonrası için yapacaklarını merakla beklememi sağlıyor.

House of the Dragon üçüncü sezon dördüncü bölüm oldukça iyiydi. Şahsen vitesin biraz düşürülmesini bekliyordum ama tam tersi şekilde dizi gazı açmaya devam ediyor. Bu sezon için ilk yarısı itibarıyla mükemmel diyemem ancak oldukça iyi gittiği yadsınamaz bir gerçek. Kalan dört bölüm için şimdiden heyecanlıyım.


Ali Can Bartu Sakarya‘nın tüm yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

House of the Dragon 3. Sezon 3. Bölüm İncelemesi: Fare Kapanı

House of the Dragon 3. Sezon 2. Bölüm İncelemesi: Kanlar İçinde

ALİ CAN BARTU SAKARYA
Dizi, film, oyun ve çizgi roman bağımlısıyım. Popüler kültür içeriklerini derinlemesine tüketiyorum.

    Black Box: Kayıp Frekanslar ve Derinliksiz Karakterler

    önceki yazı

    Following: Ava Giden Avlanır

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir