Bir erkeği iyi yapan nedir? Bu soruyu kötü erkeği tanımlamadan cevaplamak zor. Sadakatsiz, yalancı, şiddet uygulayan, çalan bir erkek şüphe yok ki kötü sayılır. Kısıtlayan, üstünlük kuran, eşini malı gibi gören erkekler de öyle. Bu küçük liste bile başta Afganistan olmak üzere, dünyanın birçok yerindeki erkekleri içerir. Naru ise bu özelliklere, hatta fazlasına sahip erkeklerle bir arada yaşamak zorunda. Zira içinde yaşadığı toplum yalnızca bu tür erkeklerden oluşuyor. Sorumsuz, eş olmayı bırak babalık yapmaktan bile aciz bir adamla evli. Ülkesinin başına geleceklerden habersiz, çocuğunu alıp annesinin yanına taşındığı Şubat 2021 tarihi de bu yüzden manidar. Dünya tarihinin yüz karası günleri yakın.
No Good Men, insanlar hayatlarına onlara hiçbir şey olmazmış, kapıda çok ciddi bir tehdit yokmuş gibi devam ettiği günlere dönüyor. Televizyon kanalının gündüz kuşağına çıkan bir doktor, kadınlara gençliklerini korumak için makyaj yapmalarını öneriyor mesela. Öyle normal (!) günler. O sözleri kaydeden kameranın arkasındaki Naru ise çoğu kadın gibi, yaptığı işteki anlamı sorguluyor. Hayata bakışına ters düşen bu programı kaydetmek yerine, çok daha önemli şeyler yapabileceğini seziyor. Ekipmanlarını kurup kadınlarla sokak röportajı yaptığında duyulması gerekene aracılık ediyor. Çalıştığı kanaldaki tek kadın kameraman ve halktan kadınlar onunla kadın olduğu için konuşuyor. Dört yıldır orada çalışmasına rağmen, ilk defa gerçekten görüldüğünü hissediyor. Naru’nun zihninde yankılanan “Afganistan’da iyi erkek var mı?” sorusu, bu dönüşümle birlikte yanıt buluyor.
Afganistan, Almanya, Danimarka, Fransa ve Norveç ortak yapımı No Good Men, 76. Berlin Film Festivali’nin açılış filmiydi. Shahrbanoo Sadat’ın yazdığı, yönettiği ve Naru karakterine hayat verdiği No Good Men, kullandığı biyografik öğelere romantik komedi detayları katarak dikkat çekti. Festival otoriteleri, Sadat’ı “dünya sinemasının en heyecan verici seslerinden biri” olarak tanımlandı. Türler arasında hızlı geçişler yapan ve batılı izleyicinin 2021 yazının cehennemi andıran günlerine neşeyle bakmasını sağlayan No Good Men, MUBI katalogunda yerini aldı.

Toplumun Çatlaklarından Sızan Feminizm
Geri kalmış toplumlarda kadınların iş hayatına katılması ve ekonomik özgürlüğünü kazanması büyük bir korku sebebi. Sistem, fikirlerini rahatça söyleyen, hakkını arayan ve gerektiğinde gidebilen kadınları durduracak tuzaklar inşa eder. Naru’nun da çocuğunu alıp evi terk ederken en büyük güvencesi çalışıp kazandığı para. Yani tuzaklardan kaçınmanın tek yolu. Diğer yandan eşinin çalışmak, kendisine ve ailesine bakmak gibi bir gayesi yok. Tam da bu yüzden evi Naru geçindiriyor, maaşını eşine veriyor. Eşi ise “Ben izin verdiğim için çalışabiliyorsun.” diyerek üste çıkabiliyor. Afganistan’ın stabil olmayan politikası, dinci ve yobaz kesime güç veriyor; Naru gibi pek çok kadını tek güvenli yerin aile olduğuna inandırıyor. Bu çerçeveden bakıldığında, Naru’nun mutsuz olduğu evliliği sonlandırma cesareti filmin temelini oluşturuyor. Ancak özgürlük bedelleriyle birlikte geliyor.
Diğer yandan Naru’nun yakın kız arkadaşlarıyla ilişkisi, toplumsal normların ötesinde bir dayanışmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Naru, kanalın kulisinde konuşurlarken babasının annesinin sırtına oturduğundan, onu uzun saçlarını çekerek dövdüğünden bahsediyor. Bu oldukça canlı tasvir, Naru’nun karakterinde güçlü bir iz bırakıyor. Diğer yandan Taliban üyelerinden birinin röportajını çekmeye gittiklerinde açılan saçı röportajın yarım kalmasına neden oluyor. Saç tutulup çekilirken şiddeti kolaylaştırıyor. Başka bir anda ise yokmuş gibi yapılıyor. Bu ikilik, toplumun ikiyüzlülüğünü sahici bir biçimde ortaya koyuyor.
Ayrıca Amerika’dan gelen arkadaşı Anita (Torkan Amari), Naru’ya kanalın kulisinde dildo hediye ediyor. Dildonun gösterilmesi ve çalıştırılması filmin cesur seçimleri arasında yer alıyor. Böyle bir toplumda zevk veren bir nesne olmaktan da öte erkeksiz toplumun mümkün olduğunu fısıldıyor. Kadınların kendilerine gayet yetebildiğine, tek eksiklerini de tamamlayabildiklerine işaret ediyor. Böylece yaygın olarak eşini aldatan ama gereken ilgiyi, özeni ve sevgiyi göstermeyen Afgan erkekleri alaya alınıyor. Ellerinde olduklarına inandıkları en büyük güç, gösterilmesine alışık olmadığımız bir nesne kullanımıyla alaşağı ediliyor. Cinsellik, tabu olmaktan çıkarılıp üç kadının kendi arasında konuşabildiği hayatın somut bir gerçeğine dönüşüyor.

Temalar Arası Köprü Olarak Aşk
No Good Men, baskıcı ve gerici bir toplumda yaşayan bir kadının hikâyesi ile dönemin politik koşulları arasında köprü kurmak için iki temaya başvuruyor: gazetecilik ve aşk. Yıllardır aynı televizyon kanalında çalışmalarına rağmen birbirlerini tanımayan Naru ile Qodrat’ın (Anwar Hashimi) yolu zorunluluk sonucu kesişiyor. Taliban üyelerinden biriyle yapılacak röportajın çekimine gittiklerinde, Qodrat Naru’yu yok saymayı deniyor. Bu küçümseyici yaklaşım değişime uğrayıp kısa sürede enemies to lovers türünden bir aşka evriliyor. Öyle ki, koridorda karşılaştıkları ve birbirlerine göz süzerek bakıp alçak sesle konuştukları sahne bütün şüpheleri gideriyor.
Yakınlaşma, Naru’nun 14 Şubat için yaptığı sokak röportajlarından sonra başlıyor. Naru, kanal çalışanlarından taktir aldığında Qodrat da dikkat kesiliyor. Naru, Qodrat’ın desteğiyle hapsolduğu stüdyonun dışına çıkmaya, muhabirlerle çalışmaya başlıyor. Böylece, yıllardır sektörde olan Qodrat ile kendini yeni yeni gösteren Naru’nun kariyeri eş zamanlı yükselişe geçiyor. Kimsenin bekar olmadığı, peşinen evli ve hatta çocuklu kabul edildiği bu düzende Naru ile Qodrat’ın aynı arabaya binmesi bile tehdit olarak algılanıyor. Ahlak bekçileri tarafından sorgulandıklarında iş arkadaşı olduklarını söylüyor ya da “Sizi ilgilendirmez.” diyorlar. Yine de gözler üzerlerinde gezinmeye devam ediyor.
Naru, “iyi erkek yok” tezinin sarsıldığını fark ediyor. Yakın kız arkadaşlarıyla hakkında konuşmaya başladığı Qodrat, kısa sürede hayatının merkezine yerleşiyor. Aşk orada olmasına rağmen bir o kadar da uzağında duruyor. No Good Men’in başta yapay kurgu kodlarıyla gösterdiği aşk, hayatın gerçekliğine tosluyor. Qodrat da Naru gibi yakın arkadaşlarıyla konuşup destek buluyor. Erkek için evli olması başından itibaren mesele sayılmazken yaş farkı ufak da olsa mesele ediliyor. Qodrat, bir Batılının kuramayacağı özgün bir cümleyle gerçeği afişe ediyor: “Gönlüm de genç değil ki artık.” Bunun basit bir heves olmadığı bu cümlede tüm ağırlığıyla hissediliyor. Naru’nun çarptığı gerçeklik ise eski eşinin çocuğunu ondan alması oluyor. Çocuğu ile özgürlüğü arasında kalan çoğu kadının yaşadığı ikilem, onu tüm mücadelesine rağmen buz gibi gerçekliğe çekiyor.

Yeni Bir Sevgi Tanımı
Zaman ilerledikçe şartlar ağırlaşıp baskı görünür hale geliyor. Çatışma, saldırı, patlama haberleri artıyor. Devlet kanalı olan Kabil TV de tehditlerden payını alıyor. Zira, gerici toplumlarda kamuoyunu bilgilendirmekle görevli gazetecilerin işlerini yapmasına izin verilmez. Qodrat, halkın tanıyıp bildiği bir muhabir olarak bu tehditleri kanıksayıp işini yapmayı sürdürür. Örneğin bir defasında haber için çatışma bölgesine gider. Böylece kameraman arkadaşı yaralandığında kanalın onlara sahte çelik yelek verdiğini keşfeder. Hakkını arayacak, hesap soracak kadar güçlü bir konumu olmasına rağmen, o anda verdiği tepkiyle yetinir. Yılların muhabirinin iş cinayetine dönüşebilecek bu durum karşısında verdiği sınırlı tepki, alternatiflerin azlığına işaret eder. Oradan ayrılıp başka bir yerde çalışma ihtimali yok denecek kadar azdır.
Qodrat, politik koşullar ve toplumsal kurallar karşısında Naru kadar keskin olamaz. Birlikte yemek yemeye gittikleri restoranda erkeklerin oturabildiği bölüme geçmeyi talep eden Naru; etsiz pilav istemesine rağmen, eti de beraberinde getiren garsona tepki veremeyen Qodrat olur. Gençliğin coşkusu ile kabullenmişliğin ağırlığı aynı anda ekrana yansır. Naru; güvenlik görevlisinden polise, garsondan eski eşine kadar birçok erkeğe kafa tutar. Cesur ama riskli hamleleri, onları Qodrat’ın polisten dayak yediği ana getirir. Üstelik bu defa polis şiddeti, yaklaşan rejim değişiminin sesini duyurur.
No Good Men’in son yirmi dakikasında izleyicinin baş başa kaldığı atmosfer, ufak bir zaman yolculuğu anlamına gelir. Kabil TV Genel Yayın Yönetmeni’nin düğününde meydana gelen canlı bomba saldırısı, Naru’nun yakın arkadaşı Layla dahil yedi kişinin ölümüyle sonuçlanır. Tarihe Kara Perşembe Fikir Özgürlüğüne Saldırı eylemi olarak geçer. Biden’ın Afganistan’dan çekilme kararlarını açıkladığı haber sonra gelir. Ardından Taliban, Kabil’e gelerek 13 bin mahkûmu serbest bırakır. Herkes ülkeden çıkmalarını sağlayacak biletin peşine düşer. Qodrat; polis arkadaşının ismini “ülkeden çıkacaklar” listesine yazdırdığını öğrenir. Hemen ardından bütün film boyunca gizemi korunan eşine ya da çocuklarına değil, Naru’ya koşar. Böylece sinema tarihine yeni bir sevgi tanımı kazınır. Sevgi neydi? Sevgi, imtiyazından vazgeçmekti!

Çok Kültürlü Seyir Zevki
Afganistan, komşu olduğu Osmanlı Devleti, İran ve Pakistan’dan kültürel olarak etkilenir. Ana dilleri arasında yer alan Paştuca; Farsça, dolayısıyla Türkçe ile pek çok ortak kelimeye sahip olmasıyla dikkat çeker. Özellikle “azizem,” “kurban olduğum” gibi sevgi sözcüklerindeki ortaklık, kültürel yakınlığı belirginleştirir. Bununla beraber, No Good Men‘in Almanya’da çekilmesi hem gerçekliği öldürüp hem de apaçık ortaya koyar. Afganistan’ın 2021 yazında Taliban güçlerine terk edildikten sonra nadiren hatırlanan bir ülke olması rastlantıyla açıklanamaz. Orada bırakın film çekmeyi, haber almak bile oldukça güç hâle gelir.
Feminizm, aşk ve politika temalarını bir araya getiren No Good Men, müzik kullanımıyla da dikkat çeker. Kullanılan müzikler hem Farsi hem de Hint ezgileri barındırır. Bir anda yükselen bir ritim ya da içli bir ses, filmin ağırlığını azaltır, seyirciyi içine alır. Neşeye yol verir. Patlamanın gerçekleştiği düğünde damat ile arkadaşlarının dans gösterisine Modern Talking’in Brother Louie şarkısı eşlik eder. Bu seçim Batı’ya göz kırparken koreografi de Hint esintileri taşır. Özellikle Naru ile Qodrat’ın çekimine odaklanan sahneler çiğ olmasına rağmen akılda kalır. İran doğumlu Afgan bir yönetmenin uzun süre üzerinde çalıştığı Batı etkili bu film, teknik sorunlarına ve yaratmak istediği etkiyi eline yüzüne bulaştırmasına rağmen mutlu sonlara ve iyi erkeklerin olduğuna dair inancı güçlendirir.
Burcu Demirer‘in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.



















Yorumlar